ÜNİVERSİTE OKUMAK NE İŞE YARAR?

Mezuniyet Konuşmam -Mustafa İJAZ

Atatürk Üniversitesi * Fizik Bölümü / 20 Haziran 2011

Öğretim üyeleri,  veliler, misafirler ve mezun arkadaşlarım,

Heyecanı yüksek böyle güzel bir günde konuşmak için  iki şey çok önemlidir. birincisi hoparlör, ikincisi ise Konuşmanın kısa olmasıdır. Ben de konuşmamı mümkün olduğunca kısa tutmaya özen göstereceğim. Yaklaşık 13 dakikamı alacak bu mezuniyet konuşmamda sizlere atalarınızdan bahsetmek istiyorum. Tabii ki biyolojik atalarınız hakkında fazla bi bilgim yok ama içinde yaşadığımız bu modern dünyanın öncüsü ve fikir babaları olan atalarınız hakkında az da olsa bildiğim bazı şeyler var, onlar hakkında konuşmak istiyorum.  Bugün size, binlerce yıl önce yaşamış ama yaptıklarıyla ve düşünceleriyle hala bizleri etkilemekte olan iki grup insandan, iki ayrı topluluktan bahsetmek istiyorum. Onlar birbirlerinden oldukça farklıydı, tamamen birbirlerine zıt değerlere ve geleneklere sahiptiler. Sanırım, eninde sonunda onlardan birisinin değer yargılarını benimsemek ve onlardan birini seçmek zorunda kalacaksınız.

Bu iki farklı topluluktan birincisi, yaklaşık 2500 yıl önce  bugünkü Türkiye’nin batısını da içine alan topraklarda yaşamış olan Atinalılar. Atinalılar, tam bir alfabeyi ilk olarak geliştirip kullanan topluluktur ve bu nedenle yeryüzündeki ilk gerçek okur-yazar nüfus onlardır. Onlar devlet ve siyasal demokrasi fikrini icat ettiler. Bizim bugün, Felsefe ve Bilim dediğimiz şeyi icat ettiler. Ve aynı zamanda çok önemli olan mantık bilimini ve güzel konuşma sanatı olan retoriği icat ettiler. Bugünkü modern bilimlerin temeli olan fiziği de onlar icat ettiler. Bir örnek vermek gerekirse, ilk doğa filozofu Thales, bugünkü Bodrum yakınlarında yaşamış bir atinalıdır. 2500 yıl önce Thales “Her şeyin kendisinden yapıldığı madde nedir- arkhe nedir?” diye ilginç bir soru sordu. Ve insanlar düşünmeye, tartışmaya, fikir ileri sürmeye başladılar. Bu soruya cevap verenlerden birisi de, fizik için çok temel bir konu olan atom teorisinin fikir babası atinalı Demokritos’tur.  Atinalılar, şiiri, sanatı, edebiyatı, felsefe, düşünce ve bilimi müthiş bir uyum ve güzellik içinde kompose ettiler. Bugün hala izleyenleri ağlatan, güldüren, düşündüren tiyatrolar, oyunlar yazdılar, oynadılar. Bugün anadolunun batısında, pek çok yerde görebileceğiniz eşsiz güzellikteki tiyatrolar, mimari yapılar onların eserleri. Bugün Olimpiyatlar denilen yarışma fikrini de onlar icat ettiler.  Onlar düşünceye, mantığa, güzel konuşmaya, güzelliğe ve insanın harikulade potansiyeline inanıyorlardı.

Ve yaklaşık 2000 yıl önce atinalılar ve kültürlerinin canlılığı yok olmaya başladı. Ama ortaya koydukları düşünce mirası ve eserleri hala bizimle birlikte ve  bize ilham vermekte. Onların hayal gücü, sanatı, politikaları, edebiyat ve dile verdikleri önem bugün bütün dünyaya yayılmış vaziyette. Bugün herhangi bir konu üzerinde 2500 yıl önce yaşamış Atinalıların nasıl düşündüğüne değinmemek ve onların eserlerini göz ardı etmek mümkün değildir.

 Size bahsetmek istediğim ikinci grup ise, 1700 yıl önce bugün Almanya diye bildiğimiz ülkede ortaya çıkmış Vizigotlar. Lise yıllarınızda onlardan bahsediğildiğini duymuş olabilirsiniz. Vizigotlar hakkında söyleyebileceğimiz tek olumlu şey, çok iyi süvari olmalarıdır. Onlar acımasız, kaba, ruhsuzdular. Kullandıkları dil incelik ve derinlikten yoksundu. Onların sanatları ilkel ve anlamsızdı. Vizigotlar Avrupada geçtikleri her yeri yakıp yıktılar ve Roma İmparatorluğunu istila ettiler. Bir Vizigot için, bir kitabı yakmaktan, bir mimari eseri tahrip etmekten veya bir sanat eserini parçalamaktan daha keyif verici bir şey yoktur.  Ve bugün vizigotlardan bize, ne bir mısra şiir, ne tiyatro, ne mantık, ne bilim ne de insana dair en küçük bir şey kalmamıştır.

 Şimdi, değinmek istediğim asıl yere geldik, Atinalılar ve Vizigotlar hala yaşamaktalar. bugün bile burada aramızdalar,  üniversitelerde,  şehirlerde, türkiyede ve dünyanın başka yerlerinde yaşamaya devam etmekteler. Atinalılar veya Vizigotlar gibi hayatlarını yaşamaktalar. Hayatı yaşarken, insanlarla birlikte çalışırken ya vizigot gibi davranırsınız ya da atinalı gibi.  Atinalı veya Vizigot olmaktan kastım, hiç şüphesiz onların fikirlerini ve yaşam felsefelerini benimsemektir. Bu fikirlerin ne olduğu konusuna da kısaca değinmek istiyorum.

 Atinalı olmak, bilgiye ve özellikle bilgi arayışına yüksek derecede saygı duymaktır. Hayal etmek, mantıklı teoriler ortaya koymak, deney ve gözlem yapmak, soru sormak bir atinalı için yüksek derecede heyecan verici faaliyetlerdir.  Bir vizigot için ise, bilgi sahibi olmak para kazanmaya veya başka insanlar üstünde güç elde etmeye yaradığı müddetçe anlamlıdır.

 Bir Atinalı için güzel konuşmayı ve dilin güzelliklerini aziz tutmak önemlidir. Çünkü onlar dilin ve konuşmanın insanoğluna verilmiş çok kıymetli bir hediye olduğunu bilirler. Onlar dili zarif, keskin ve çok sanatlı bir şekilde kullanırlar. Onun için latince yüzyıllardır bilim-sanat ve felsefe dili olmuştur. Öte yandan  bir Vizigot içinse bir kelimenin başka bir kelimeden pek bir farkı yoktur.  Bir cümlenin başka bir cümle kadar iyi ya da kötü olması onlar için farketmez. Vizigotların dil kullanımında klişelerden başka bir şey beklemek hayalperestlik olur.

 Bir atinalı, toplumu bir arada tutan değerlere sıkı sıkıya bağlıdır ve o değerlerin kırılgan olduğunun farkındadır. Toplumsal hayatın barış, huzur ve ferah bir şekilde devamı için elinden geleni yapar. Modern vizigotlar bu konuya çok az önem verirler.  Vizigotlar kendilerini evrenin merkezi olarak görürler. Gelenekler sadece onların yararına uygunsa iyidir. vizigot için nezaket bir yüktür ve yapmacık bir tavırdır, ve tarih dünkü gazetede yazan şeydir.

 Atinalı olmak demek, sosyal hayata, sosyal ilişkilere önem vermek demektir. Hatta, bugün ingilizcede “ahmak” anlamına gelen İDİOT kelimesi, eski atinalıların toplum hayatına-sosyal ilişkilere önem vermeyen kişiler için kullandığı bir kelimedir. Modern vizigotlar da yalnızca kendi küçük dünyasına önem verir ve toplumun-sosyal hayatın onlar için bir anlamı yoktur.

 Ve sonuç olarak, bir Atinalı olmak demek, disipline, çalışmaya, yeteneğe, yüksek sanat ve düşünceye saygı duymak demektir. Bunun için bir atinalı ahlakına sahip bir kişi sanat ve düşünce  eserine yaklaşırken hayal gücüne, öğrenme ve tecrübeye başvurur.  Bir Vizigot içinse  popülerlik dışında sanatsal mükemmelliğin hiç bir değeri yoktur. Modern vizigotların Popülerlik dışında başka hiç bir standardı yoktur.

 Şimdi sanırım neden Vizigotlardan ve Atinalılardan bahsettiğim anlaşılmıştır. Herkes bir şekilde bu iki grup arasında tercih yapmak zorunda. Ya atinalı olacaksınız, ya da bir Vizigot. Şurası muhakkak ki, bir atinalı olmak çok zor, ama bu konuda gayret edebilir ve başarabilirsiniz. vizigot olmak kolaydır ve değersizdir. Onun için toplumda milyonlarca vizigot varken Atinalıların sayısı bir elin parmakları kadardır. Ve şunu da çok açık olarak söylemek zorundayım, bugün burada üniversiteden mezun olarak Atinalı olamazsınız.

Benim babam ilkokulu mezunu antalyalı bir çiftçidir ama bir atinalı ahlakına ve bilgeliğine sahiptir. Öte yandan Vizigot olduklarını yüz metreden bile anlayabileceğiniz avukatlar, doktorlar, öğretmenler de tanıyorum. Üzülerek şunu da belirtmek zorundayım,  yine üniversitelerimizde bir atinalı olmaktan çok vizigot tarafına yakın profesörler de var. Benim tam 10 yıldır lisans okuduğum Atatürk Üniversitesi de bunların içinde. Oysa Akademi ve Professor kelimeleri atinalıların kelimeleridir. Mesela Professor kelimesi ne demek diye hiç merak ettiniz mi bilmiyorum, Professor, hiç bir şey bilmediğini itiraf eden kişi demektir.

 Ve şimdi siz değerli mezun arkadaşlarım, farkında oldunuz yada olmadınız, Üniversitede okumanızın temel amacı bir atinalı gibi olmaktır, bir atinalı gibi düşünmek ve davranış geliştirmektir.  Bugün kaç tanenizin bu yolu tercih ettiğini bilemem. Ama gelecek hepimizi seçecek, filtreden geçirecek, Atinalı olanlarımızı ve Vizigot olanlarımızı ayrıştıracak. Hem de çok yakında.

Konuşmamı Albert Einstein’dan bir sözle bitirmek istiyorum:

 “Başarılı biri olmaktansa, değerli biri olmaya çalışın.”

Teşekkürler, Tebrikler.

 Mustafa İjaz

Eğitim Danışmanı – Yazar, Fizikçi

ÜNİVERSİTEYE GİTMEK YA DA NURETTİN ÖZDOĞAN

 

Bu sabah yurttan kampuse doğru yürürken kafamda tasarladım bu yazıyı.

 Hava güneşli, Erzurum’da Kasım ayında böyle bir hava, evlere şenlik..

Çok şükür.. kışın güneş bir başka güzel.. 

deli eder insanı bu havalar vallahii :)

“Kasımda Aşk Başkadır” nasıl olsa.

 

Bir çok üst düzey insanın eğitim hayatlarına

baktığımızda tuhaflıklar görürüz.

Çok başarılı kanaat liderleri ve rol model kişilikler,

sıra dışı iş fikirlerinin sahipleri ya üniversiteye gitmemiş,

ya gitmiş terk etmiş, ya da gittiği üniversiteyi ve diplomayı önemsemeyip

 kendi ilgi alanını keşfederek keyifli ve para getiren,

değer üreten, sosyal sorumluluğu olan girişimcilik projelerine imza atmışlar.

Bir çok ülkede ve özellikle Türkiye’de

Üniversiteye Gitmek bize yutturulmuş bir Prestij Hapıdır.

Üniversiteye gitmenin anlamı şudur:

Hayatta ne yapacağımı bilmiyorum, üniversiteye gidiyorum.

(paul arden’den mülhemle..)

Üniversiteyi iki defa bırakıp üç defa başlayan

 biri olarak bu yazdıklarım kişisel kronolojim açısından

tutarlı ve bedeli ödenmiş cümlelerdir yazdıklarım.

Şu an Atatürk üni. Felsefe kantininde yazıyorum bu yazıyı. 

ben fizik öğrencisiyim bu arada :)

Yılgınlık, bezginlik içinde bir gençlik var burada..

Örselenmiş gençlik heyecanları.. dayatılan bir tarz-ı hayat..

Aşkları IŞK değil, bedenleri GENÇ değil.. ,

yapıcı Neş’e duygusundan uzak,

hazz kültürü içinde azab çeken genç kardeşlerim benim!

Rol modelsiz, top modelli!

Hayatta ne yapacağını bilmek kaç kişiyi nasip olmuştur?

Tüm bu sıkıntılara rağmen iyi işler yapan kardeşlerimiz de var;

Nurettin Özdoğan onlardan birisi.

Sevgili Nurettin genç yaşında bir çok başarıya imza atmış,

gençlere rol model olabilecek birisi. EZI’de (uluslar arası insan kaynakları şirketi)

genç yaşında çalışmış ender insanlardan.

Zaman Gazetesinin Pazar ekinde yazdıklarıyla bir çok gence ufuk açıyor.

Sevgili Nurettin’in benim de çok üstünde durduğum iki sihirli kelimesi var:

 GİRİŞİMCİLİK ve DEĞER ÜRETMEK.

 Genç yaşında idealleri ve hayalleri olan

ve bunları tüm toplumla, gençlerle paylaşan,

BUDUR! Dedirten genç bir yürek o.

Bir çok şey yapmak istiyor ama asıl istediği şu:

“Gözlerinin içinde dünyalar saklı biri olmak.”

Bakar mısınız, onca başarı, popülariteden sonra hayat idealini

nasıl latif ve zarif bir şekilde açıklamış.

 Zira O, samimiyetten, dostluklardan, paylaşmaktan,

heyecanlı olmak, heyecan aktarmaktan yana.

 O zarif birisi. Tıpkı muhterem, manevi Ağabeyim,

Üstadım Maraşlı CAHİT ZARİFOĞLU gibi. Nurettin de Maraşlı.

Modern ama geleneğin zarif ve eskimez çizgileri var yaşamı yakalayışında.

Sevgili Nurettin’i canı gönülden tebrik ediyor,

onun gibi gençlerle aynı nesil olmaktan mutluluk duyuyorum.

Ailesini de tebrik ediyor, kendisine de ömür boyu saadetler,

 başarılar, heyecanlar diliyorum.

Yaşam Sevincin eksik olmasın Nurettin!

 

Nurettin Özdoğan’ın kişisel web sitesi: www.empatik.com

 

Bir okuma önerisi:

1) Okulsuz Toplum – Ivan Illich

 2) Görünmeyen Üniversite – Ersin Gürdoğan

Ve şimdi biraz müzik;

 Jacques Brel’ den geliyor ; Amsterdam

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ İÇİN OKUMA LİSTESİ

OKUL BİTER OKUMAK BİTMEZ
O K U L B İ T E R O K U M A K B İ T M E Z

aydınlanma ve entelektuel vizyon

O K U M A   L İ S T E S İ

1 1 0   k i t a p –

1) Eckhart Tolle : ~Şimdinin Gücü (Akaşa Yay)

~Dinginliğin Gücü ( Akaşa Yay)

~Varolmanın Gücü ( Koridor Yay.)

2) Ersin Nazif Gürdoğan : ~Görünmeyen Üniversite (İz.)

~Kirlenmenin Boyutları (İz.)

3) Rasim Özdenören : ~ Gül Yetiştiren Adam

4) Dücane Cündioğlu: ~ Cenab-I Aşka Dair

~PhiloSophiaLoren

~Göz İzi

~Hakikat Ve Hurafe

~ Daireye Dair

6) Felsefenin Temel Disiplinleri / Heinz Heimsoeth / Doğubatı Yay.

7) Filozofların Özellikleri / Prof.Dr. Nihat Keklik / Köprü Yay.

8) Abdullah Yıldız / Namaz / Pınar Yay.

9)Felix Marti İbanez / Felsefe Öyküleri / İmge Kitabevi

10) J. Krishnamurti : ~ Zihin Ve Düşünce Üzerine

~ Öğrenme Ve Bilgi Üzerine

~Doğa Ve Çevre Üzerine

~İlişki Üzerine

~Özgürlük Üzerine

~Doğru Meslek Üzerine

~Sevgi Ve Yalnızlık Üzerine

~Yaşamak Ve Ölmek Üzerine

~Hakikat Üzerine

(Ayna Yayınevi)

11)Okulsuz Toplum – İvan İllich

12) Cehennemde Bir Mevsim – Aydınlanışlar / Arthur Rimbaud / İz Yay.

13) Cahit Zarifoğlu : ~ Yaşamak

~ Bir Değirmendir Bu Dünya

14) Sezai Karakoç: ~Gün Doğmadan ( Bütün Şiirleri)

~ Yitik Cennet

~ Kıyamet Aşısı

15) Japon Savaş Sanatı / Thomas Cleary / Anahtar Kitaplar

16) Nurettin Topçu : ~ İsyan Ahlakı

~ Yarınki Türkiye

~ Amerikan Mektupları

17) Ahmet Haşim / Bize Göre

18) Tibetin Gençlik Pınarı 1. Ve 2. Kitap / Dharma Yay.

19) Nihat Genç : ~ Memleket Hikayeleri ( Cadde Yay.)

~ Edebiyat Dersleri (Cadde Yay.)

20) Müslüman Olmam Neyi Gerektirir / Fethi Yeken / Ravza Yay.

21) Oğuz Atay / Korkuyu Beklerken / Tutunamayanlar/ İletişim

22) Hakan Albayrak Kitabı / Vadi Yay.

23) Hakan Albayrak / Bismillah Hotel / Vadi Yay.

24) Azgelişmişlik Üstünlüktür / Lütfi Bergen / Ülke Kitapları

25) Nietzsche Ağladığında / Irvin Yalom / Ayrıntı Yay.

26) Gog / Giovanni Papini / İş Bankası Yay.

27) Göğü Delen Adam Papalagi / Ayrıntı Yay.

28) Kayıp Medeniyetler / Elif Kıral / Carpe Diem

29) Carpe Diem Yayınları /Ruha Dokunan Düşünceler Serisi Kitapları

30) Tarihi Değiştiren Bilginler / Ali Çimen / Timaş Yay.

31) Simyacı / Paulo Coelho

34) Bir Çift Yürek / Marlo Morgan

35) Yer Altından Notlar / Dostoyevski

36) İtiraflarım / Tolstoy

37) Sabah Namazına Nasıl Kalkılır? / Cemil Tokpınar

38) Aylak Adam / Yusuf Atılgan / yky .

39) Asaf Halet Çelebi Biyografisi / Yazar: Mustafa Miyasoğlu / Akçağ Yay.

40) Jurnal 1 – 2 / Cemil Meriç

41) İtiraflarım / J.J. Rousseau

42) Puslu Kıtalar Atlası / İhsan Oktay Anar

44) Mekkeye Giden Yol / Muhammed Esed / İnsan Yay.

45) Gariplerin Kitabı / İan Dallas / Şule Yay.

46) Şey Efendinin Rüyasındaki Türkiye / İsmail KARA / dergah yay.

47) Gelin Tacı / Ataullah İskenderi

48) Aşktır Asıl Şarap / Robert Frege / Keşkül Yay.

49) Müfredat (2 cilt) / Ragıb El-İsfehani / Çıra yay.

50) Doğal Yaşam ve Başkaldırı / H.D. Thoreau / kaknüs yay.

51) Yakin Risalesi / Martin Lings / Vural yay.

52) Füsus-ul Hikem/ İbn Arabi / Kırkambar kitaplığı

53) Bu ülke / Cemil Meriç / iletişim.

55) Kubbeyi Yere Koymamak / Turgut Cansever / Timaş.

56) Bu Bir Pipo Değildir/Michel Foucault

57) Küçük Ağa / Tarık Buğra

58) İsmet Özel -TahrirVazifeleri/Üç Mesele/Sorulunca Söylenen/Kırk Hadis/Kalın Türk/Erbain

59)Aklını Kullan Aksini düşün / Paul Arden / Boyner yay.

60) Yüzyılların Yüz Kitabı / boyner yay.

61) Tao Te Ching / Lao-Tzu

62) Seçmeler / Konfüçyüs

63) Kendim İçin Düşünceler / Marcus Aurelius

64) Yolunu Şaşıranlara Klavuz / İbn Meymun

65) Hükümdar / Niccolo Machiavelli

66) Denemeler / Montaigne

67) Don Kişot / Miguel De Cervantes

68) Metot Üzerine Konuşma / Rene Descartes

69) Savaş Ve Barış / Lev Tolstoy

70) Böyle Buyurdu Zerdüşt/ Friedrich Nietzsche

71) Dava / Franz Kafka

72) Yusuf Has Hacib /Kutadgu Bilig

73) Tolstoy / Sanat Nedir

74) Sadık Hidayet / Kör Baykuş

75) Nora K – Vittorio Hösle / Ölü Filozoflar Kahvesi

76) Elias Canetti / Kitle ve iktidar

77) Mevlana / Divan-ı Kebir

78) Max Scheler / İnsanın Kosmosdaki Yeri

79) Marlo Morgan / Sonsuzluğun Mesajı

80) Ludwig Wittgenstein / Felsefi Soruşturmalar

81) İlhami Çiçek / Satranç Dersleri

82) Gabriel G. Marquez /Yüzyıllık Yalnızlık

83) F. Kafka / Değişim

84 ) Gülistan / Sadi

85) İlk Modernler / William R. Everdell / yky.

86) Suyun Gizli Mesajı / Masaru Emoto / Kuraldışı Yay.

87) Tanrılar Okulu / Stefano Elio D’Anna

KİTAPLAR

Kitaplarla yeni hayatlar kurulmaz; ütopyalar yaşanmaz; toplumsal hareketler doğmaz.

Kitaplar cevap vermez, sorusu olanlarla konuşur. Onları soru/cevap yalnızlıklarından kurtarır.

Kitaplar kişiyi çoğaltmaz. Mahremiyeti arttırır.

Kitaplarla hayat hissedilmez, anlaşılabilir belki.

Kitaplar kendisiyle, Öteki’yle hayatın seçilmiş boyutunda sahiden buluşmak isteyenler ve bunu gerçekleştirmek amacıyla sahiden çaba gösterenler için basit yol göstericilerdir.

Kitaplar, öteki dünyada ödüllendirilme beklentisine dayanan dinsel ahlâkla yetinmeyerek daha insani derinliklerin peşine düşenler için dünya bilgisini edinme ve hayal etme kapasitesini zorlama araçlarıdır.

Kitaplar karşı ve yana olmayı seçenler için vardır.

Yada sıkılanlar için basit vakit öldürücülerdir.

A b d û l g a f f a r  E l – H a y a t î

Hayata Dair Meseleler , s.116 , Mesele Neşriyat, 1896, İskenderiye çev: Osman Fuad