ÜNİVERSİTE OKUMAK NE İŞE YARAR?

Mezuniyet Konuşmam -Mustafa İJAZ

Atatürk Üniversitesi * Fizik Bölümü / 20 Haziran 2011

Öğretim üyeleri,  veliler, misafirler ve mezun arkadaşlarım,

Heyecanı yüksek böyle güzel bir günde konuşmak için  iki şey çok önemlidir. birincisi hoparlör, ikincisi ise Konuşmanın kısa olmasıdır. Ben de konuşmamı mümkün olduğunca kısa tutmaya özen göstereceğim. Yaklaşık 13 dakikamı alacak bu mezuniyet konuşmamda sizlere atalarınızdan bahsetmek istiyorum. Tabii ki biyolojik atalarınız hakkında fazla bi bilgim yok ama içinde yaşadığımız bu modern dünyanın öncüsü ve fikir babaları olan atalarınız hakkında az da olsa bildiğim bazı şeyler var, onlar hakkında konuşmak istiyorum.  Bugün size, binlerce yıl önce yaşamış ama yaptıklarıyla ve düşünceleriyle hala bizleri etkilemekte olan iki grup insandan, iki ayrı topluluktan bahsetmek istiyorum. Onlar birbirlerinden oldukça farklıydı, tamamen birbirlerine zıt değerlere ve geleneklere sahiptiler. Sanırım, eninde sonunda onlardan birisinin değer yargılarını benimsemek ve onlardan birini seçmek zorunda kalacaksınız.

Bu iki farklı topluluktan birincisi, yaklaşık 2500 yıl önce  bugünkü Türkiye’nin batısını da içine alan topraklarda yaşamış olan Atinalılar. Atinalılar, tam bir alfabeyi ilk olarak geliştirip kullanan topluluktur ve bu nedenle yeryüzündeki ilk gerçek okur-yazar nüfus onlardır. Onlar devlet ve siyasal demokrasi fikrini icat ettiler. Bizim bugün, Felsefe ve Bilim dediğimiz şeyi icat ettiler. Ve aynı zamanda çok önemli olan mantık bilimini ve güzel konuşma sanatı olan retoriği icat ettiler. Bugünkü modern bilimlerin temeli olan fiziği de onlar icat ettiler. Bir örnek vermek gerekirse, ilk doğa filozofu Thales, bugünkü Bodrum yakınlarında yaşamış bir atinalıdır. 2500 yıl önce Thales “Her şeyin kendisinden yapıldığı madde nedir- arkhe nedir?” diye ilginç bir soru sordu. Ve insanlar düşünmeye, tartışmaya, fikir ileri sürmeye başladılar. Bu soruya cevap verenlerden birisi de, fizik için çok temel bir konu olan atom teorisinin fikir babası atinalı Demokritos’tur.  Atinalılar, şiiri, sanatı, edebiyatı, felsefe, düşünce ve bilimi müthiş bir uyum ve güzellik içinde kompose ettiler. Bugün hala izleyenleri ağlatan, güldüren, düşündüren tiyatrolar, oyunlar yazdılar, oynadılar. Bugün anadolunun batısında, pek çok yerde görebileceğiniz eşsiz güzellikteki tiyatrolar, mimari yapılar onların eserleri. Bugün Olimpiyatlar denilen yarışma fikrini de onlar icat ettiler.  Onlar düşünceye, mantığa, güzel konuşmaya, güzelliğe ve insanın harikulade potansiyeline inanıyorlardı.

Ve yaklaşık 2000 yıl önce atinalılar ve kültürlerinin canlılığı yok olmaya başladı. Ama ortaya koydukları düşünce mirası ve eserleri hala bizimle birlikte ve  bize ilham vermekte. Onların hayal gücü, sanatı, politikaları, edebiyat ve dile verdikleri önem bugün bütün dünyaya yayılmış vaziyette. Bugün herhangi bir konu üzerinde 2500 yıl önce yaşamış Atinalıların nasıl düşündüğüne değinmemek ve onların eserlerini göz ardı etmek mümkün değildir.

 Size bahsetmek istediğim ikinci grup ise, 1700 yıl önce bugün Almanya diye bildiğimiz ülkede ortaya çıkmış Vizigotlar. Lise yıllarınızda onlardan bahsediğildiğini duymuş olabilirsiniz. Vizigotlar hakkında söyleyebileceğimiz tek olumlu şey, çok iyi süvari olmalarıdır. Onlar acımasız, kaba, ruhsuzdular. Kullandıkları dil incelik ve derinlikten yoksundu. Onların sanatları ilkel ve anlamsızdı. Vizigotlar Avrupada geçtikleri her yeri yakıp yıktılar ve Roma İmparatorluğunu istila ettiler. Bir Vizigot için, bir kitabı yakmaktan, bir mimari eseri tahrip etmekten veya bir sanat eserini parçalamaktan daha keyif verici bir şey yoktur.  Ve bugün vizigotlardan bize, ne bir mısra şiir, ne tiyatro, ne mantık, ne bilim ne de insana dair en küçük bir şey kalmamıştır.

 Şimdi, değinmek istediğim asıl yere geldik, Atinalılar ve Vizigotlar hala yaşamaktalar. bugün bile burada aramızdalar,  üniversitelerde,  şehirlerde, türkiyede ve dünyanın başka yerlerinde yaşamaya devam etmekteler. Atinalılar veya Vizigotlar gibi hayatlarını yaşamaktalar. Hayatı yaşarken, insanlarla birlikte çalışırken ya vizigot gibi davranırsınız ya da atinalı gibi.  Atinalı veya Vizigot olmaktan kastım, hiç şüphesiz onların fikirlerini ve yaşam felsefelerini benimsemektir. Bu fikirlerin ne olduğu konusuna da kısaca değinmek istiyorum.

 Atinalı olmak, bilgiye ve özellikle bilgi arayışına yüksek derecede saygı duymaktır. Hayal etmek, mantıklı teoriler ortaya koymak, deney ve gözlem yapmak, soru sormak bir atinalı için yüksek derecede heyecan verici faaliyetlerdir.  Bir vizigot için ise, bilgi sahibi olmak para kazanmaya veya başka insanlar üstünde güç elde etmeye yaradığı müddetçe anlamlıdır.

 Bir Atinalı için güzel konuşmayı ve dilin güzelliklerini aziz tutmak önemlidir. Çünkü onlar dilin ve konuşmanın insanoğluna verilmiş çok kıymetli bir hediye olduğunu bilirler. Onlar dili zarif, keskin ve çok sanatlı bir şekilde kullanırlar. Onun için latince yüzyıllardır bilim-sanat ve felsefe dili olmuştur. Öte yandan  bir Vizigot içinse bir kelimenin başka bir kelimeden pek bir farkı yoktur.  Bir cümlenin başka bir cümle kadar iyi ya da kötü olması onlar için farketmez. Vizigotların dil kullanımında klişelerden başka bir şey beklemek hayalperestlik olur.

 Bir atinalı, toplumu bir arada tutan değerlere sıkı sıkıya bağlıdır ve o değerlerin kırılgan olduğunun farkındadır. Toplumsal hayatın barış, huzur ve ferah bir şekilde devamı için elinden geleni yapar. Modern vizigotlar bu konuya çok az önem verirler.  Vizigotlar kendilerini evrenin merkezi olarak görürler. Gelenekler sadece onların yararına uygunsa iyidir. vizigot için nezaket bir yüktür ve yapmacık bir tavırdır, ve tarih dünkü gazetede yazan şeydir.

 Atinalı olmak demek, sosyal hayata, sosyal ilişkilere önem vermek demektir. Hatta, bugün ingilizcede “ahmak” anlamına gelen İDİOT kelimesi, eski atinalıların toplum hayatına-sosyal ilişkilere önem vermeyen kişiler için kullandığı bir kelimedir. Modern vizigotlar da yalnızca kendi küçük dünyasına önem verir ve toplumun-sosyal hayatın onlar için bir anlamı yoktur.

 Ve sonuç olarak, bir Atinalı olmak demek, disipline, çalışmaya, yeteneğe, yüksek sanat ve düşünceye saygı duymak demektir. Bunun için bir atinalı ahlakına sahip bir kişi sanat ve düşünce  eserine yaklaşırken hayal gücüne, öğrenme ve tecrübeye başvurur.  Bir Vizigot içinse  popülerlik dışında sanatsal mükemmelliğin hiç bir değeri yoktur. Modern vizigotların Popülerlik dışında başka hiç bir standardı yoktur.

 Şimdi sanırım neden Vizigotlardan ve Atinalılardan bahsettiğim anlaşılmıştır. Herkes bir şekilde bu iki grup arasında tercih yapmak zorunda. Ya atinalı olacaksınız, ya da bir Vizigot. Şurası muhakkak ki, bir atinalı olmak çok zor, ama bu konuda gayret edebilir ve başarabilirsiniz. vizigot olmak kolaydır ve değersizdir. Onun için toplumda milyonlarca vizigot varken Atinalıların sayısı bir elin parmakları kadardır. Ve şunu da çok açık olarak söylemek zorundayım, bugün burada üniversiteden mezun olarak Atinalı olamazsınız.

Benim babam ilkokulu mezunu antalyalı bir çiftçidir ama bir atinalı ahlakına ve bilgeliğine sahiptir. Öte yandan Vizigot olduklarını yüz metreden bile anlayabileceğiniz avukatlar, doktorlar, öğretmenler de tanıyorum. Üzülerek şunu da belirtmek zorundayım,  yine üniversitelerimizde bir atinalı olmaktan çok vizigot tarafına yakın profesörler de var. Benim tam 10 yıldır lisans okuduğum Atatürk Üniversitesi de bunların içinde. Oysa Akademi ve Professor kelimeleri atinalıların kelimeleridir. Mesela Professor kelimesi ne demek diye hiç merak ettiniz mi bilmiyorum, Professor, hiç bir şey bilmediğini itiraf eden kişi demektir.

 Ve şimdi siz değerli mezun arkadaşlarım, farkında oldunuz yada olmadınız, Üniversitede okumanızın temel amacı bir atinalı gibi olmaktır, bir atinalı gibi düşünmek ve davranış geliştirmektir.  Bugün kaç tanenizin bu yolu tercih ettiğini bilemem. Ama gelecek hepimizi seçecek, filtreden geçirecek, Atinalı olanlarımızı ve Vizigot olanlarımızı ayrıştıracak. Hem de çok yakında.

Konuşmamı Albert Einstein’dan bir sözle bitirmek istiyorum:

 “Başarılı biri olmaktansa, değerli biri olmaya çalışın.”

Teşekkürler, Tebrikler.

 Mustafa İjaz

Eğitim Danışmanı – Yazar, Fizikçi

TÜRKİYE MİLLİ EĞİTİMİNDE DURUM DEĞERLENDİRMESİ VE HEDEFLER

TÜRKİYE MİLLİ EĞİTİMİNDE DURUM DEĞERLENDİRMESİ VE HEDEFLER
DERS : Eğitim
Eğitim eğmekten gelir. İnsanoğlunun düştüğü ve göründüğü bu fenomenler dünyasında insan daha çok görünmeyen tarafıyla insan olarak anılmaya değerdir. Bu görünmeyen tarafa ulaşmak ve orada bir takım değişim, dönüşüm, iyileştirme, zenginleştirme faaliyetinde bulunmak öncelikle insanın biyolojik, fiziki ve soyut (soul) durumunun ortaya konulması gerekir. İnsan dünyaya düşer. Merhamete ilgiye bakıma rehbere ihtiyacı vardır. Doğuştan gelen bir takım özgürlüklere sahiptir ama toplum içinde yaşamanın getirdiği sorumlulukların da farkında olarak büyümelidir. Ve devlet burada, Ivan Illich in okulsuz toplumunda ve Michel Foucault un tezlerinde çoğu zaman yer bulan , vatandaşı-bireyi okulla tek tipleştirerek kontrol altına alma ve iktidarın devamını sağlamak gibi statükocu, bağnaz bir yapıdan uzak durmalıdır. Zira insan her an “akan bir enerjidir”. Binbir  potansiyelle dolu bir enerji merkezi.. böyle bir varlığa karşı devlet onun yeteneklerini körelterek kendi devamlılığını sağlayabilir ancak uzun vadede o ülkenin çöküşü kaçınılmazdır. Her an değişen, akan bir enerji olan insana karşı yapılacak muamelelerde ESNEKLİK temel bir yaklaşım metodu olmalıdır. Tektiplilik hayvanlara ve cansızlara özgüdür. Oysa insan biriciktir. Her birey farklıdır, her birey değerlidir, her can kutsaldır. Bireyin doğuştan getirdiği bu farklılıkları toplum içinde ayrılıklara ve çatışmaya değil zenginliğe dönüştüreceği ve farklılıkların sinerji etkisi oluşturduğu bir duruma hizmet edecek şekilde bireyler özgür bir düşünceyle büyütülmelidir.
Elli yıl sonrası Türkiye de yaşayacak insanlarımızın özgür düşünceli, girişimci, toplumun tüm değerlerine saygılı, demokrasi kültürünü içselleştirmiş bireyler olabilmeleri için Milli Eğitim  politikalarında yapılması gereken değişiklikler;
1. Öncelikle milli eğitim bakanlığı bünyesinde “Beyin Takımı” oluşturulmalıdır.
2. Beyin takımı Avrupa ve dünya ülkelerinde eğitim veren kurumları bizzat yerinde gezerek inceleme yapmalı ve gözlemlerini bakanlığa rapor etmeli
3. Yaşadığımız yüzyıl dikkate alınarak eğitim de 10-20-40 yıllık hedefler ülke çıkarlarımız ve gelecek kuşakların ihtiyaç ve muhtemel problemleri göz önüne alınarak oluşturulmalıdır.
4. Milli eğitimin hedeflerinde yetiştirilecek bireylerin: girişimci, özgür düşünebilen, kendisiyle barışık, dünya vatandaşı olma konusunda şuurlu, heyecanlı, öğrenmeye meraklı, öğrenmeyi öğrenmiş, özdenetimi olan, eşitlikçi ve farklılıklara saygı duyan, değişime ve gelişime açık, entelektüel birikimli, sosyal bireyler hedeflenmeli bu hedefler için müfredat yeniden gözden geçirilmeli, sınıflar yeniden düzenlenmeli, sınıf mevcutlarına kota konulmalı, yapılacak eğitim faaliyetleri grup  aktiviteleri şeklinde yapılabilir düzeyde olmalı, bu grup çalışmaları için akademik camiadan projeler istenilmelidir.
5. Kadim yunanda eğitim iki temel parametreden oluşur: Beden Eğitimi ve Art.  Ülkemizde maalesef bu konuda ne yeterli bir eğitim ne de bilinç düzeyi vardır. Öncelikle bu eğitimlerin gerekliliği için bilinçlendirme çalışmaları- konferanslar yapılmalıdır. Mesela beden eğitimi dersleri için her yaşa uygun müfredatlı kitaplar yazılmalıdır. Beden eğitimi ders saati başka ders başlıkları- aktiviteler adı altında genişletilerek arttırılmalıdır.
6. Eğitimde, bilhassa ilköğretim düzeyinde oyun ve öğrenci merkezli eğitime artık gerçek anlamda geçilmeli. Öğrencinin oyun oynama ihtiyacı eğlendirici ve bilgilendirici eğitsel oyunlar ve aktivitelerle giderilmeli, böylece öğrenci kitap okuma, matematiksel ve bilimsel düşünme konularında daha istekli, esnek düşünceli hale gelmesi sağlanmalı. Kısaca ilköğretimde müfredat basitleştirilmeli, kolaylaştırılmalı, bilgi içerikli ders saati azaltılıp, oyun ve aktivite merkezli ders saatleri arttırılmalıdır. Daha çok oyun ve eğlenceye yer verilerek öğrencinin okulu- öğrenmeyi sevmesi, yaşına uygun karakter özelliklerini kazanması hedeflenmelidir.
7. Yaşadığımız delifişek zamanların 1  en önemli icatlarından birisi olan ve dünyamızı pek çok alanda etkileyen internetin etkin bir şekilde kullanımı için milli eğitim hedefleri yeniden yapılandırılmalı ve internet kullanımı için bilimsel çalışmalar yapılmalı, fiziki şartlar buna göre yeniden oluşturulmalı.
8. Sadece internet girişimciliği üzerine kurulu mesleki eğitim liseleri açılmalı ve üniversiteye girişte bu öğrenciler bilgisayarla ilgili alanlara sınavsız geçebilmeli.
9. Günümüzün en büyük eğitim sorunlarından birisi aşırı ödevler ve sınavlardır. Çevremizde öyle gençler, öğrenciler görüyoruz ki sınavlardan ve ödevlerden bezmiş durumdalar. Sınavlar ve ödevler azaltılarak etkili sınav teknikleri kullanılmalı, ödevler yaratıcılığı arttırıcı yönde düzenlenmelidir. Öğrenci ödevler verilirken “öğrenmeyi öğrenmesi” amaçlanmalıdır.
10. Başarı bir sonuçtur, asıl önemli unsur ise süreçtir. Eğitim süreçleri tek tek gözden geçirilmeli yanlış-gereksiz düzenlemeler kaldırılmalıdır.
11. Eğitimde öğrenciye esneklik ve özgürlük tanınmalıdır.
12. Ceza  – Disiplin sorunlarına yeni çözümler getirilmeli. Ama mutlaka çözüm olmalı. Ertelenen problemler, kişilik bozuklukları kanser gibidir. Disiplinde hedef öğrencinin “özdenetimli” bir şekilde hareket edebilmesini sağlayabilmektir. İç motivasyonun gelişmesine yönelik çalışmalar müfredata alınmalıdır.
13. Ödül  – mümkün olan her fırsatta ödüller verilerek öğrenciye değerli olduğu hissettirilmeli , erken yaşlarda kabiliyet ve istidadı belirlenmelidir. Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini ortaya çıkaracak projeler yapılmalıdır.
14. Farklı alandaki bu projeler için Avrupa birliği eğitim ve gençlik programları havuzundan finansman sağlanabilir.
15. “Azgelişmişlik bir bütündür, parçalanamaz”:  eğitimde TKY toptan kalite yönetimi ilke ve yöntemleri uygulanmalıdır.
16. Eğitim reformları yapılırken sağlık-ekonomi gibi konularla birlikte düşünülmeli disiplinler arası çalışmaya özen gösterilmeli, dengeli değişim ve yenilenmelere dikkat edilmelidir.
17. Aileler de eğitim reformlarında dolaylı eğitime dahil edilebilmelidir. Bunun için projeler geliştirilmeli. Okul aile birliklerinin yetki ve sorumlulukları arttırılmalıdır. Başarı ve başarısızlık ortaktır.
18. Üstün zekâlı ve üstün yetenekli çocukların erken belirlenmesi ve özel ilgi görmeleri sağlanmalıdır.
19. 15-18 yaş grubu gençlerin geniş tabanlı programlarla, bir alana/mesleğe ve yüksek öğretime hazırlayacak biçimde yönlendirilmesinin Türkiye’nin muhtemel Avrupa Birliğine entegre olma sürecinde ve kendi iç dinamiklerinde önemi gözetilerek bu konuda teşvik edici – cazip çalışmalar yapılmalıdır.
20. Gençlerin küçük yaşlardan itibaren bir alana odaklanması sağlanarak eğitimlerine devam etmeleri hem birey hem devlet için menfaatleri icabıdır. Odaklanma ve uzmanlaşmaya önem verilmeli.
21. öğrencilerin kapsamlı şekilde gelişerek, bilim ve kültür ruhuna sahip öğrenciler olması amaçlanmalı, bu amaçla çok sayıda bilimadamı bilimsel rapor sunmaya davet edilmeli.
22. Okul öncesi eğitim 3 yaşından başlatılmalı. Milli eğitim bakanlığı denetiminde Belediye işbirliğiyle belde ve ilçelerde okul öncesi kurumları oluşturulabilir – bazı belediyelerin uygulamış olduğu bilgi evleri projesi yaygınlaştırılabilir. Buralarda internetin etkin kullanımı ve grup etkinleri, öğrenciler için okul dışındaki zamanda da sosyalleşme imkanı sağlayabilir.
23. Hazırlanması muhtemel yeni Sivil anayasada milli eğitim politika değişimleri- projeleri-yönetmelikleri yüksek yargının ideolojik kararlarıyla bozulmaması için bakanlığa ayrıcalık ve özerklik verilmeli .
24. Meslekî-teknik eğitim için aileler ve öğrenciler bilgilendirilip, teşvik edilmeli.
25. İstihdam hazırlayıcı meslekî ve teknik eğitim programlarının, uluslararası standartlarda bir yapılaşma içinde yürütülmesi sağlanmalı.
26. Liselerde internet dersi verilmeli. Her yönüyle.
27. İngilizce ders saatleri arttırılmalı, dil öğrenimi konusunda yeni çalışmalar yapılmalı. Dil öğrenim teknikleri yeniden sorgulanıp ele alınmalı  ve İngilizceyi yazma-okuma-konuşma boyutlarıyla öğrenmek teşvik edilmeli.
28. Eğitimin her kademesinde teknoloji çok iyi kullanılmalı. Tüm dünyadaki eğitim materyalleri literatür taraması yapılıp, pilot okullar belirlenerek yaygınlaştırılmalı.
29. Eğitimde yeni düşünce ve uygulamalara açık, esnek ve özgür düşünceli, siyasi-dini-etnik kaygılardan uzak, merhametli, bilge, aydın öğretmenler yetiştirmek için öğretmenlik mesleği yeniden ele alınmalı. Hizmet içi eğitimler zorunlu katılımlardan çıkıp keyifli, bilgilendirici, motive edici süreçlere dönüştürülmeli.
30. Öğretmenlerin özlük hakları iyileştirilmeli.
31. Eğitimde özel okulların oranı arttırılmalı. Özel okulların çeşitliliği teşvik edilmeli.
32. Meslek liseleri düzeyinde özel okullar açılmalı, yaygınlaştırılmalı.
33. Meslek liselerindeki eğitmenlerin kaliteli olmaları için planlamalar yapılmalı.
34. Okulsuz eğitim seçenekleri de düşünülmeli.
35. Eğitimde bire bir eğitim ve pdr hizmetleri arttırılmalı
36. Sivil itaatsizlik bildirisinin yazarı – aktivist Henry David Thoreau nun dediği gibi: ” En iyi yönetim en az yöneten yönetimdir.” Bu bağlamda bir eğitim yapılanması için hala hazır değil miyiz?
Mustafa IJAZ ÇAKIROĞLU
Youth Mentor, Umudun Teologu, İnternet Müptelası, Reklam Concept Danışmanı, Gezgin, web girişimcisi

Ders : Eğitim

ı

Eğitim eğmekten gelir. İnsanoğlunun düştüğü ve göründüğü bu fenomenler dünyasında insan daha çok görünmeyen tarafıyla insan olarak anılmaya değerdir. Bu görünmeyen tarafa ulaşmak ve orada bir takım değişim, dönüşüm, iyileştirme, zenginleştirme faaliyetinde bulunmak öncelikle insanın biyolojik, fiziki ve soyut (soul) durumunun ortaya konulması gerekir. İnsan dünyaya düşer. Merhamete ilgiye bakıma rehbere ihtiyacı vardır. Doğuştan gelen bir takım özgürlüklere sahiptir ama toplum içinde yaşamanın getirdiği sorumlulukların da farkında olarak büyümelidir. Ve devlet burada, Ivan Illich in okulsuz toplumunda ve Michel Foucault un tezlerinde çoğu zaman yer bulan , vatandaşı-bireyi okulla tek tipleştirerek kontrol altına alma ve iktidarın devamını sağlamak gibi statükocu, bağnaz bir yapıdan uzak durmalıdır. Zira insan her an “akan bir enerjidir”. Binbir  potansiyelle dolu bir enerji merkezi.. böyle bir varlığa karşı devlet onun yeteneklerini körelterek kendi devamlılığını sağlayabilir ancak uzun vadede o ülkenin çöküşü kaçınılmazdır. Her an değişen, akan bir enerji olan insana karşı yapılacak muamelelerde ESNEKLİK temel bir yaklaşım metodu olmalıdır. Tektiplilik hayvanlara ve cansızlara özgüdür. Oysa insan biriciktir. Her birey farklıdır, her birey değerlidir, her can kutsaldır. Bireyin doğuştan getirdiği bu farklılıkları toplum içinde ayrılıklara ve çatışmaya değil zenginliğe dönüştüreceği ve farklılıkların sinerji etkisi oluşturduğu bir duruma hizmet edecek şekilde bireyler özgür bir düşünceyle büyütülmelidir.

Elli yıl sonrası Türkiye de yaşayacak insanlarımızın özgür düşünceli, girişimci, toplumun tüm değerlerine saygılı, demokrasi kültürünü içselleştirmiş bireyler olabilmeleri için Milli Eğitim  politikalarında yapılması gereken değişiklikler;


PP860~The-Dance-of-Youth-Posters

1. Öncelikle milli eğitim bakanlığı bünyesinde “Beyin Takımı” oluşturulmalıdır.

2. Beyin takımı Avrupa ve dünya ülkelerinde eğitim veren kurumları bizzat yerinde gezerek inceleme yapmalı ve gözlemlerini bakanlığa rapor etmeli

3. Yaşadığımız yüzyıl dikkate alınarak eğitim de 10-20-40 yıllık hedefler ülke çıkarlarımız ve gelecek kuşakların ihtiyaç ve muhtemel problemleri göz önüne alınarak oluşturulmalıdır.

4. Milli eğitimin hedeflerinde yetiştirilecek bireylerin: girişimci, özgür düşünebilen, kendisiyle barışık, dünya vatandaşı olma konusunda şuurlu, heyecanlı, öğrenmeye meraklı, öğrenmeyi öğrenmiş, özdenetimi olan, eşitlikçi ve farklılıklara saygı duyan, değişime ve gelişime açık, entelektüel birikimli, sosyal bireyler hedeflenmeli bu hedefler için müfredat yeniden gözden geçirilmeli, sınıflar yeniden düzenlenmeli, sınıf mevcutlarına kota konulmalı, yapılacak eğitim faaliyetleri grup  aktiviteleri şeklinde yapılabilir düzeyde olmalı, bu grup çalışmaları için akademik camiadan projeler istenilmelidir.

5. Kadim yunanda eğitim iki temel parametreden oluşur: Beden Eğitimi ve Art.  Ülkemizde maalesef bu konuda ne yeterli bir eğitim ne de bilinç düzeyi vardır. Öncelikle bu eğitimlerin gerekliliği için bilinçlendirme çalışmaları- konferanslar yapılmalıdır. Mesela beden eğitimi dersleri için her yaşa uygun müfredatlı kitaplar yazılmalıdır. Beden eğitimi ders saati başka ders başlıkları- aktiviteler adı altında genişletilerek arttırılmalıdır.

6. Eğitimde, bilhassa ilköğretim düzeyinde oyun ve öğrenci merkezli eğitime artık gerçek anlamda geçilmeli. Öğrencinin oyun oynama ihtiyacı eğlendirici ve bilgilendirici eğitsel oyunlar ve aktivitelerle giderilmeli, böylece öğrenci kitap okuma, matematiksel ve bilimsel düşünme konularında daha istekli, esnek düşünceli hale gelmesi sağlanmalı. Kısaca ilköğretimde müfredat basitleştirilmeli, kolaylaştırılmalı, bilgi içerikli ders saati azaltılıp, oyun ve aktivite merkezli ders saatleri arttırılmalıdır. Daha çok oyun ve eğlenceye yer verilerek öğrencinin okulu- öğrenmeyi sevmesi, yaşına uygun karakter özelliklerini kazanması hedeflenmelidir.

7. Yaşadığımız delifişek zamanların 1  en önemli icatlarından birisi olan ve dünyamızı pek çok alanda etkileyen internetin etkin bir şekilde kullanımı için milli eğitim hedefleri yeniden yapılandırılmalı ve internet kullanımı için bilimsel çalışmalar yapılmalı, fiziki şartlar buna göre yeniden oluşturulmalı.

8. Sadece internet girişimciliği üzerine kurulu mesleki eğitim liseleri açılmalı ve üniversiteye girişte bu öğrenciler bilgisayarla ilgili alanlara sınavsız geçebilmeli.

9. Günümüzün en büyük eğitim sorunlarından birisi aşırı ödevler ve sınavlardır. Çevremizde öyle gençler, öğrenciler görüyoruz ki sınavlardan ve ödevlerden bezmiş durumdalar. Sınavlar ve ödevler azaltılarak etkili sınav teknikleri kullanılmalı, ödevler yaratıcılığı arttırıcı yönde düzenlenmelidir. Öğrenci ödevler verilirken “öğrenmeyi öğrenmesi” amaçlanmalıdır.

10. Başarı bir sonuçtur, asıl önemli unsur ise süreçtir. Eğitim süreçleri tek tek gözden geçirilmeli yanlış-gereksiz düzenlemeler kaldırılmalıdır.

11. Eğitimde öğrenciye esneklik ve özgürlük tanınmalıdır.

12. Ceza  – Disiplin sorunlarına yeni çözümler getirilmeli. Ama mutlaka çözüm olmalı. Ertelenen problemler, kişilik bozuklukları kanser gibidir. Disiplinde hedef öğrencinin “özdenetimli” bir şekilde hareket edebilmesini sağlayabilmektir. İç motivasyonun gelişmesine yönelik çalışmalar müfredata alınmalıdır.

13. Ödül  – mümkün olan her fırsatta ödüller verilerek öğrenciye değerli olduğu hissettirilmeli , erken yaşlarda kabiliyet ve istidadı belirlenmelidir. Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini ortaya çıkaracak projeler yapılmalıdır.

14. Farklı alandaki bu projeler için Avrupa birliği eğitim ve gençlik programları havuzundan finansman sağlanabilir.

15. “Azgelişmişlik bir bütündür, parçalanamaz”:  eğitimde TKY toptan kalite yönetimi ilke ve yöntemleri uygulanmalıdır.

16. Eğitim reformları yapılırken sağlık-ekonomi gibi konularla birlikte düşünülmeli disiplinler arası çalışmaya özen gösterilmeli, dengeli değişim ve yenilenmelere dikkat edilmelidir.

17. Aileler de eğitim reformlarında dolaylı eğitime dahil edilebilmelidir. Bunun için projeler geliştirilmeli. Okul aile birliklerinin yetki ve sorumlulukları arttırılmalıdır. Başarı ve başarısızlık ortaktır.

18. Üstün zekâlı ve üstün yetenekli çocukların erken belirlenmesi ve özel ilgi görmeleri sağlanmalıdır.

19. 15-18 yaş grubu gençlerin geniş tabanlı programlarla, bir alana/mesleğe ve yüksek öğretime hazırlayacak biçimde yönlendirilmesinin Türkiye’nin muhtemel Avrupa Birliğine entegre olma sürecinde ve kendi iç dinamiklerinde önemi gözetilerek bu konuda teşvik edici – cazip çalışmalar yapılmalıdır.

20. Gençlerin küçük yaşlardan itibaren bir alana odaklanması sağlanarak eğitimlerine devam etmeleri hem birey hem devlet için menfaatleri icabıdır. Odaklanma ve uzmanlaşmaya önem verilmeli.

21. öğrencilerin kapsamlı şekilde gelişerek, bilim ve kültür ruhuna sahip öğrenciler olması amaçlanmalı, bu amaçla çok sayıda bilimadamı bilimsel rapor sunmaya davet edilmeli.

22. Okul öncesi eğitim 3 yaşından başlatılmalı. Milli eğitim bakanlığı denetiminde Belediye işbirliğiyle belde ve ilçelerde okul öncesi kurumları oluşturulabilir – bazı belediyelerin uygulamış olduğu bilgi evleri projesi yaygınlaştırılabilir. Buralarda internetin etkin kullanımı ve grup etkinleri, öğrenciler için okul dışındaki zamanda da sosyalleşme imkanı sağlayabilir.


23. Hazırlanması muhtemel yeni Sivil anayasada milli eğitim politika değişimleri- projeleri-yönetmelikleri yüksek yargının ideolojik kararlarıyla bozulmaması için bakanlığa ayrıcalık ve özerklik verilmeli .

24. Meslekî-teknik eğitim için aileler ve öğrenciler bilgilendirilip, teşvik edilmeli.

25. İstihdam hazırlayıcı meslekî ve teknik eğitim programlarının, uluslararası standartlarda bir yapılaşma içinde yürütülmesi sağlanmalı.

26. Liselerde internet dersi verilmeli. Her yönüyle.

27. İngilizce ders saatleri arttırılmalı, dil öğrenimi konusunda yeni çalışmalar yapılmalı. Dil öğrenim teknikleri yeniden sorgulanıp ele alınmalı  ve İngilizceyi yazma-okuma-konuşma boyutlarıyla öğrenmek teşvik edilmeli.

28. Eğitimin her kademesinde teknoloji çok iyi kullanılmalı. Tüm dünyadaki eğitim materyalleri literatür taraması yapılıp, pilot okullar belirlenerek yaygınlaştırılmalı.

29. Eğitimde yeni düşünce ve uygulamalara açık, esnek ve özgür düşünceli, siyasi-dini-etnik kaygılardan uzak, merhametli, bilge, aydın öğretmenler yetiştirmek için öğretmenlik mesleği yeniden ele alınmalı. Hizmet içi eğitimler zorunlu katılımlardan çıkıp keyifli, bilgilendirici, motive edici süreçlere dönüştürülmeli.

30. Öğretmenlerin özlük hakları iyileştirilmeli.

31. Eğitimde özel okulların oranı arttırılmalı. Özel okulların çeşitliliği teşvik edilmeli.

32. Meslek liseleri düzeyinde özel okullar açılmalı, yaygınlaştırılmalı.

33. Meslek liselerindeki eğitmenlerin kaliteli olmaları için planlamalar yapılmalı.

34. Okulsuz eğitim seçenekleri de düşünülmeli.

35. Eğitimde bire bir eğitim ve pdr hizmetleri arttırılmalı

36. Sivil itaatsizlik bildirisinin yazarı – aktivist Henry David Thoreau nun dediği gibi: ” En iyi yönetim en az yöneten yönetimdir.” Bu bağlamda bir eğitim yapılanması için hala hazır değil miyiz?



fixitEducation

Mustafa İJAZ

Youth Mentor, Umudun Teologu, Gezgin

___________________________________________________-

1.DELİ FİŞEKLİK