Mutluluk

72163_537283386300144_1017587581_n

Cahit Zarifoğlu’nun eşi Berat Hanım’a yazdığı  bir mektup;

Berat’e

 Bana soruyorsun şu resimdekiler kim, diye.

Emin ol kim olduklarını çıkaramadım. Görünüşe bakılırsa mutlular. Fakat insanlara tavsiyem şudur ki, nasıl “zenginin parası, parasızın çenesini yorarsa”, başkalarının mutlu görünümü, insanı kendi mutlu olma imkanını, kabiliyetini görmekten alıkoymamalı. Filmler, resimler birer hayaldir. Başka insanların dış görünümleri de bizi aldatmasın. İnsan kendi mutlu olma imkanını görebilmeli. Mutluluksa filmlerin, romanların içinde değil, kendi yaşadığımız basit hayatın içindedir. Ve önemli olan yaşanılan “an”dır. Onu ibadet, sabır, anlayış, tevazu ve merhamet ile anlamlı hale getirmek mutluluğun ta kendisidir. Yoksa deniz kenarında fotoğrafçılar tarafından düzenlenmiş bir mutluluk tablosu sahtedir ve bazı saf kimselerin duygularını istismar etmekten başka bir şey ifade etmez.

Acaba anlatabiliyor muyum?

Cahit

Simple Life!

En iyi yaşam, basit yaşamdır.

Gerçek hayatta bunu nasıl başarabiliriz?

Bu kitap belki size fikir verebilir: Organized Simplicity. 

**

Hayatı basit yaşamak aslında onu derin yaşamaktır. Neden mi?

1. Basit, sade yaşam demek daha çok zaman demektir.

kendimiz , eşimiz ve çocuklarımız ve dostlarımız için. okumak için. düşünmek için.

2. Basit yaşamak demek, daha sağlıklı yaşamak demektir. Basit yaşayarak Ruhsal, duygusal ve fiziksel yönden daha sağlıklı ve huzurlu olabiliriz çünkü evimiz, bedenimiz ve zihnimiz temiz, sade ve açıktır. Uyku saatlerimiz düzenlidir. Pek çok sorunun kaynağının ve stresin yetersiz ve dengesiz uyumaktan ve beslenmekten ileri geldiğini bilmeyen hala var mı? sanmıyorum. Hepimizin sorunu bunlar.

Basit yaşamak bizi her anlamda sağlıklı kılacaktır.

3. Basit yaşamak bizi zengin eder. Çünkü ihtiyacımız olmayan şeylere para harcamayız:) Aldığımız şeylerin ne kadarı gerçekten ihtiyaç duyduğumuz şeyler? aldıklarımız hayatı gerçekten kolaylaştırıyor mu yoksa hayatımızı işgal mi ediyor? stuff -addicted mı olduk?

Evlerimizde ve hayatımızda gereksiz şeylerden uzaklaşıp daha yalın ve sade yaşarsak bize kalan parayla daha çok sosyal deneyim yaşama imkanımız olur. Daha çok okuyabiliriz veya gezebiliriz. Daha mutlu oluruz. Hayatımız daha anlamlı olur.

**

Basit yaşamanın güzelliklerini ve kazandıracaklarını anlatmak hiç şüphesiz ‘bitmez’..

basitlik özgürlüktür. müstağniliktir. Basitlik, sevgidir. Yalın sevgi. Yalın öpücük, yalın gülücük.

hedef basitliktir.

daha çok okumak için: Less is more.

Simple is beautiful.

Basit yaşamak hayatımızı daha anlamlı kılar. ve hayatımızın anlamlı olması ‘crucial’dır!

öpüldünüz:)

Farkındalık Günlüğü

bugün giresun’un 45 derece dik bir yolundan sahile doğru yürürken, okuldan çocuğuyla dönen bir anne gördüm. çocuğun bir elinde sandivic, diğer eli anneyi sımsıkı tutmuş. kalabalığı yara yara ilerlerken çocuk annesine yüksek sesle ve heyecanla okulda olan-biteni anlatıyor. böyle bir tatlılık olamaz. küçük adımlarla ilerliyorlar. anne bir yandan yolu gözetirken bir yandan da oğluna ilgi gösteriyor. onu onaylıyor, tebessüm ediyor. sonra bir manavdan domates ve biber alıyorum. kırmızı-yeşil. nasıl güzeller. manavcı kibar ve anlayışlı. dua edip ayrılıyorum. sonra bir şadırvandan geçiyor yolum. bembeyaz köpüren sular, bir ışıltı. bir yaşlı amca karşıdan karşıya geçerken dünyanın en önemli işini yapıyor gibi geliyor. sonra bir çay söylüyorum kendime. çantamdan yeni aldığım dergileri çıkarıp, bir kaç makale okuyorum. hava bulutlu, çay güzel. çay demli, günler kısa, yıllar uzun. uzakta bir martı reverans yapıyor, birazdan en güzel dalışını yapacak denize doğru. şehirdeki gürültü ve borsa umurunda bile değil. aklıma martı jonathan geliyor. durun annem arıyor, ne diyordum: hayat küçük ve mutlu anlardan ibaret aslında. farkındalık öğrenilebilir bir şey. lavoboda sabah yüzünü yıkarken dokunduğun o yüz, senin yüzün! neyse görüşürüz..   aloo annem:)

şaşır ki gözlerine ışık gelsin!

bu çocuk neden bu kadar şaşırmış olabilir?

Harold Whittles, işitme engelli olarak doğdu.
Fotoğrafçı Jack Bradley, işitme cihazının çocuğun sol kulağına
yerleştirilmesinden hemen sonra bu anı ölümsüzleştirdi.

İşte çocuğun
“kendi sesini” ilk kez duyduğu an gözlerindeki ışık!

Siz de kendi sesinizi duyabiliyor musunuz?

 

mutlu muyuz?

Reklamlar bizi arabaların ve giysilerin peşine düşürdü; nefret ettiğimiz işlerde çalışıyoruz, ihtiyacımız olmayan şeyleri satın alabilmek için… Biz tarihin üvey evlatlarıyız. Ne amacımız var, ne yerimiz. Biz ne bir büyük savaş yaşıyoruz, ne de büyük buhran. Bizim savaşımız ruhsal bir savaş; bizim büyük buhranımız, kendi hayatlarımız. Televizyonla büyütüldük ve bir gün hepimizin milyonerler, film yıldızları veya rock starları olacağına inandırıldık. Ama olmayacağız ve bu gerçeği yavaş yavaş öğreniyoruz ve feci şekilde asabımız bozulmuş durumda…”   Tyler / Fight Club

 “Bize yeni moda blue jean’i, şu saati veya bu arabayı almakla elde edeceğimiz vaad edilen mutluluk, az sonra yeni bir ürün tarafından yok edilmekte ve o ancak yeni ürünü almakla yeniden mutlu olacağımız söylenmektedir. Tüketim toplumu, arzuları uyandırma, tatmin etme ve sonra yeniden uyandırmadan oluşan sonuçsuz bir süreci izler. Nihai huzura giden bir çabadan ziyade, bir tür bağımlılıktır.” (Jonathan Sacks, “The Dignity of Difference”, 2003, s. 40)