Felsefe Taşı Yerinde Ağırdır

islamic.philosophy9

Rasim Özdenören hocamızın 1 eylül tarihli köşesinde yazdığı ” YÖKten tuhaf bir karar “ başlıklı yazısının izinden giderek bir kaç hususa değinmek istiyorum. Yazıda şu görüşlere yer vermiş hocamız,

“YÖK Genel Kurulu’nun 15.08.2013 tarihinde ‘İlahiyat Fakültesi İsim ve Müfredat Programlarının Değiştirilmesi’ hususunda bazı kararlar aldığını öğrendik. Oy çokluğu ile alınan bu kararlara göre İslamî ilimlerle ilgili derslerin yanında şu derslerin okutulması da öngörülmektedir:

. Kelam ve İslam Mezhepleri,

. Tasavvuf,

. Mantık,

. İslam Felsefesi,

. Din Psikolojisi,

. Din Sosyolojisi,

. Din Felsefesi,

. Din Eğitimi,

. Dinler Tarihi

Temel Felsefe Tarihi ve Felsefeye Giriş dersini okumadan öğrenci Kelam dersine, Tasavvuf dersine, İslam Felsefesine, Din Psikolojisi, Din Sosyolojisi, Din Felsefesi derslerine nasıl vakıf olabilir?”

Felsefe tarihi ve Klasik felsefe eğitimi almadan yukarıda belirtilen bazı derslerin hakkıyla kavranılmasının mümkün olamayacağını, haddizatında ‘yalan-yanlış bir şekilde, kişiye zararlı olabilecek bir içerik ve üslupta’ olması ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Klasik felsefe eğitimi ve felsefe tarihi kişiyi ideolojik ve konjonktürel fanatiklikten kurtarıp ‘kavramlarla düşünme’ , ‘metodik düşünme’ gibi yargı ve sonuçlara varmada önemli yetkinliklerin kazanılmasını sağlar. Dünyaya ve insanının dünyadaki yerine dair algı ve inançlarımızı kuvvetlendirir, pekiştirir.  Ben şahsen, yakından uzaktan bir felsefe eğitimi almamış insanlarla herhangi bir kavram konu hakkında mülahaza etmeyi vakit kaybı olarak görürüm.

Felsefenin bu topraklarda ve islam coğrafyasında itibarsızlaştırılması Gazaliyle başlar. Ve bu süreç ortaçağ dünyasının parlak islam felsefesini, sanatını, bilimini de kesintiye uğratır. islam coğrafyasında, özellikle osmanlı’da da medreseden kaldırılan felsefe eğitimi sonrasındaki çöküşün, bilim ve sanattaki negatif kırılmanın nedenidir. Fatih Sultan Mehmet Han ile birlikte felsefe tekrar medreseye girmiştir. ve yeniden bir toparlanmanın olduğunu söyleyebilsek de hala bu topraklarda Gazalinin felsefe üzerindeki itibarsızlaştırıcı görüşleri hakimdir. Bunun çok temel bir nedeni ise, Gazali ve İbn-i Rüşd’ün girdiği tartışmada Gazalinin avami, İbni Rüş’dün ise akademik dilinden dolayı Gazalinin görüşlerinin geniş kitleler ve halk nezdinde daha fazla kabul görmüş ve yaygınlaşmış olmasıdır.

İlahiyatta felsefe eğitiminin olup olmaması tartışmasından önce, ilahiyat eğitiminin bir teoloji eğitimi olup olmadığına karar vermek lazım. Teoloji eğitimiyse felsefeye ve din feslefesine dair bütün dersler bu fakültelerde verilmelidir. hatta en az 2 yabancı dil eğitim şartı da getirilmelidir. İlahiyat fakülteleri eğer bir islami medrese modeliyse buna uygun klasik islam eğitimi yapılmalıdır, tasavvuf ve hadis kürsüleri güçlendirilmelidir.

Modern dünyayla yüzleşen, modern düşünceyle hesaplaşan bir din eğitimi vermek istiyorsak mutlaka felsefeye ve sanata yolumuzu düşürmek zorundayız.

Dünya felsefe günü dolayısıyla kaleme aldığım “felsefe ne işe yarar?” isimli yazımı sizlerle paylaşarak  yazıya son veriyorum.

sevgiler,

mustafa ijaz

@cokbasit 

———————

felsefeye giriş kitabı için önerim:

http://www.dogubati.com/kitaplar/felsefe/221-felsefeye-giriş-takiyettin-mengüşoğlu.html

Yorum yapmak DNA'mızda var!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s