Yemek Fetişizmi ve Yörük Kültürü


Antalya -Kaş / Akdağlar 

Bazı meyveler ve sebzeler konusunda fetişistliğim (takıntılı haz) var. Kabul. Bir Antalya’lı olarak çok keyifli ve coşkulu bir çocukluk yaşadım. Bunun en güzel yanlarından biri sebzeler ve meyvelerdi. Yörük bir aileden geliyoruz. Toroslarda uzun yıllar bu kültürü yaşatanlardan biri olmuş dedelerimiz. Babamların ailesi Gayışoğlu veya Çakıroğlu diye de bilinirler. Ailenin büyük kısmının Muğla -Fethiye – Kayadibi yörelerinde yaşadığı bilinmektedir. Ailenin kökenleriyle ilgili çeşitli rivayetler vardır. Adını aldığım Mustafa dedemin dedesine ait olan toprakların tapusunda (osmanlı mühürlü tapu evrağı) Çeçen Abdullah ismi geçtiğinden Babamın kanaati ailenin çeçenistan taraflarından geldiği yönündedir. Nitekim anatomik olarak da bir farklılık göze çarpmakta, bir kafkasya çehresi ailede görülmektedir.

       Benim en büyük filozofum. Masal kahramanım Mustafa dedem, Namı diğer Gayışoğlu Mustafa. şimdi 92 yaşında.

Annemler de Çiçek ailesidir. Sevilen ve sayılan bir ailedir.  İlginç bir bir şekilde annem ve babam teyze çocuklarıdırlar.  Bu ayrı bir mevzu tabii:)

Toroslarda yaşarken (Akdağlar) küçüklüğümde dedemin 600 kadar keçi ve büyükbaş hayvanları vardı. oğlaklara da bir süre ben çobanlık yapmıştım. Belleğimde hala taptaze anılarla dolu kristal bir hayattı, yaşadığım. kalabalık bir aile. yaklaşık 2500 metrede yaşayan ailenin kendi ihtiyaçları için yetiştirdiği sebzeler vardı. bunlar arasında domates (aslında bir meyvedir) , biber, yeşil soğan, sarımsak, fesleğen, tere, maydonoz. ve kendi hayvanlarımızdan da fevkalede güzel süzme yoğurt, tereyağ, yayık ayranı ve en önemlisi de harikulade peynirler yapardık. Peynir yapımı gerçekten ustalık ve maharet isteyen önemli bir iştir. Öyle herkes yapamaz. Annemin yaptığı bir file içine koyarak iki taş arasında uzun zaman beklettiği peynir bir başkadır mesela. Yine kendi bahçemizden aldığımız yeşil soğan, ıspanak, maydonoz gibi yeşilliklerle yapılan katmerler odun  ateşinde  yapılmış çayın yanında eşsiz bir lezzete dönüşüverirdi. Yine o güzelim kocaman, kıpkırmızı, güzellikten çatlamış, çilek gibi kristalleşmiş içiyle beni mest eden domates.. neden domatesi bu kadar sevdiğim tamamen ontolojik bir nedenle ilgili. peynir ve yeşillik de öyle. tüm bunların içinde büyüdüm. her yemek öncesi bahçeye salata ve yemek için sebze almaya biz çocuklar giderdik. koşa koşa.  sayıyla söylerdi annelerimiz kaç tane domates, kaç tane soğan, kaç kök maydonoz alacağımızı. sebzeler çok güzeldi ve çok kıymetliydi bizim için. siyah keçi derisinden peyniri dedem bir ritüel yapar gibi çıkarırdı. ağır ağır ve itinayla. kokusu, güzelliği ilk anda çarpardı sizi. yoğun bir tadı vardı.

şimdi de hala en sevdiğim şeyler bunlar.

o sebzeleri, peynirleri, ordaki coşkuyu ve yaşam sevincini elbette bulamam ama damağımda ve dimağımda hala o tatların serüveni, izleği var.  oralardan yol buluyorum kendime. kendi hikayeme oralardan ulaşıyorum.

şimdi  sevdiğim meyve ve sebzelerle ilgili bir liste yaparsam sanırım ilk 11 şöyle olur

1. domates

2. biber

3. maydonoz

4. nane – fesleğen

5- peynir – yoğurt – tereyağı

6.soğan- sarımsak

7- ahlat

8 – çağla

9- elma

10 – ceviz

11- böğürtlen

Yorum yapmak DNA'mızda var!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s