>Sosyal Medya İnsanlığın Yeni FIGHT CLUB’ı Mı?

>

http://www.personalizemedia.com/media/socmedcounter.swf

buradaki veriler siz bu yazıya tıkladığınız andan itibaren gerçekşen olaylardır. çarpıcı değil mi?


Bu aralar sosyal medyaya takmış durumdayım. Ya UnpLug ya da FullPlug. Gerçekten bir tercih yapmalı mıyım? Sosyal medya “olmak” ve “yapmak” arasındaki çizgide bana katkısı ne olacak?

sosyal ağlarda geçirdiğimiz bu vakte değer mi, bağlımlı mı olduk, sokaktan ve hayattan kopuyor muyuz?

Nisan 2010 itibariyle dünyada Facebook:

  • 180+ ülke ve 70 farklı dil,
  • 400+ milyon aktif [son 30 gün içinde en az bir kez giren] kullanıcı,
  • Üyelerin %70’i A.B.D. dışından,
  • Yarısı her gün hesabına giriyor,
  • Her girişte 55+ dakika vakit geçiriyor,
  • 60+ milyon kişi her gün durumunu güncelliyor,
  • Her ay 3+ milyar resim,
  • Ve her hafta 5+ milyar parça bilgi paylaşıyor.

ABD ve İngiltere’den sonra, Türkiye 3. en büyük Facebook ülkesi!:

  • 21.4 milyon aktif kullanıcı, [toplam nüfusumuzun %30’u!]
  • %60’ı 25 yaş altı,
  • %65’i erkek,
  • Üniversite mezunu olan 2.7 milyon kişi.

Diğerleri:

  • Msn: 300+ milyon aktif, %10’u Türk! [Dünyada ilk üç içindeyiz!]
  • Twitter: Aylık 2+ milyon aktif Türk.
  • YouTube: Yasak! Başbakanımız ve halkı da girebiliyor ama :) Bu haliyle bile YouTube, Türkiye’den en çok tıklanan ilk 5 site içinde!
Ve başka sosyal ağlar: Bloglar, FriendFeed, LinkedIn, Flicker, LastFm, DeviantArt, Vimeo, G-Talk, Delicious, SlideShare, FarmVille, SecondLife, WarCraft, EkşiSözlük …

Neden Sosyal Medyayı çok sevdik?

“sıradan biri değilim ben”, “google’a ismimizi yazınca benimle ilgili bir şeyler çıksın” demenin bir başka adı mı sosyal medya, takip ettiğim-edildiğim, paylaştığım kadar mı varım?
photoshoplanmış karizmatik resminizle olmak istediğiniz kişi olmayı kolaylaştırdığı için mi?
Her türlü Teşhire doğuştan meyyal olduğumuz için mi?

öyle yada böyle. sosyal medya, konvansiyonel medyayı da sollamış durumda. çünkü sosyal medyada gerçek hayatta olmayan şeylere yer yok. daha samimi, daha direkt, daha yayvan ve haliyle daha bayağı-kitsch.
Fight _club’dan bu yana sendromumuz giderek derinleşiyor:
“Reklamlar bizi arabaların ve giysilerin peşine düşürdü; nefret ettiğimiz işlerde çalışıyoruz, ihtiyacımız olmayan şeyleri satın alabilmek için… Biz tarihin üvey evlatlarıyız. Ne amacımız var, ne yerimiz. Biz ne bir büyük savaş yaşıyoruz, ne de büyük buhran. Bizim savaşımız ruhsal bir savaş; bizim büyük buhranımız, kendi hayatlarımız. Televizyonla büyütüldük ve bir gün hepimizin milyonerler, film yıldızları veya rock starları olacağına inandırıldık. Ama olmayacağız ve bu gerçeği yavaş yavaş öğreniyoruz ve feci şekilde asabımız bozulmuş durumda…” Tyler / Fight Club
Sosyal Medyalar hepimize yeni bir star olma mecrası sunduğu için mi bu kadar sevdik acaba?
Yoksa insanın BENLİK TRAJEDİSİni derinleştirdiği için mi bu kadar bağımlı olabildik?
benlik trajedisi evet!
bizi biz yapan şeyler vardı eskiden, hüzünlenmek, sevdiğimizi düşünmek, aklımızdan geçen kimseyi yolda görüp karşılaşmak ve bunu bir hayatın ikramı kabul etmek, sözleştiğimiz gün ve saatte buluşmak, cep telefonu, MSN olmadan…

o günler bana DAHA GERÇEK geliyor. GERÇEK İNSANLARdık hepimiz. yüzümüzdeki tebessümse içimize işlerdi sıcacık, hüzünse biz de hüzünlenirdik dostumuzla.. sevdiğimize duyduğumuz sevgiyle pişerdik.. hamlığımızdan, çiğliğimizden kurtulurduk..

şimdi o kadar İLETİŞİYORUZ Kİ aslında bu bir bakıma İTİŞMEK GİBİ. Birbirimizi sürekli iten yolcular gibiyiz, şehiriçi dolmuşlarında.. inmek istiyoruz ama “MÜSAİT BİR YER” bekliyoruz inecek var demek için.. oysa öyle bir yer hiç olmayacak.. inmek istiyorsan atlamak zorundasın. bir yerlerin kırılacak, kanayacak belki… ama olsun.. yeniden sokağı ve oksijeni keşfetmek her şeye değecektir umarım. yeniden ağaçları, çocukları, gerçek insanları, gerçek sohbetleri, gerçek yemek saatlerini keşfetmek.. telaşsız, acelesiz, zamansız.. itişmeden..

“Günümüz toplumu; benzer eğitim almış benzer çalışanların, benzer fikirlerle benzer ürünleri, benzer kalite ve benzer fiyata, benzer yöntemlerle sattıkları benzer firmalarla dolu.” diyordu Funky Business kitabında.
Ne kadar sıradanlaştık değil mi.. azıcık farklı bir öyküsü olan daha çok seviliyor artık.. Hikayesi,masalı, samimiyeti, ilham perisi, metafiziği, ritmi kalmamış hayatlar yaşıyoruz.. paylaş, iletiş, twitle, gönder, beğen, yorum yap, tıkla, teşhir et, kendini kral ilan et.. ne günlere kaldık :)

benlik trajedisi demiştim ya, nedir bu trajedi düşünmemiz lazım.. sosyal medyalar insan olma trajedisini unutturuyor, bizi klişelere, gırgıra, arabeske sardırıyorsa orda durmak lazım.. yeryüzünde nefes alıyor olmak ve biraz sonra ölecek olma trajedisi, işte bizim gerçekliğimiz..

bu blogta yazmayı gerçekten çok seviyorum. ama bazen kendime sormadan edemiyorum, yazmasan ne değişir mustafa?

toptan olmasa da haftada bir gün NO Telefon, diğer bir gün NO Facebook, başka bir günü de NO INternet günü ilan etsek kendi hayatımızda küçük de olsa yeni alanlar açarız ve yeni şeyler farkederiz belki..
görüntülü görüşmek GERÇEKTEN GÖRÜŞMEK MİDİR?
Msj atmak demek, İlgi Göstermek midir?
Facebook hesabı olmak GERÇEKTEN VAR OLMAK demek midir?

bilemiyorum.. kafam karışık.. sizlerin de kafasını karıştırdıysam ne mutlu bana :) bu yazı amacına ulaşmıştır.. tabii halen buraya kadar okuduysanız..

Michelangelo ne demiş biliyor musunuz?
“Çoğumuz için en büyük tehlike, hedefi yukarı çekip ulaşamamakta değil, çok aşağılarda tutup ulaşmakta.”


Siz ne diyorsunuz?

>Sosyal Medya İnsanlığın Yeni FIGHT CLUB’ı Mı?” üzerine 3 yorum

  1. >Yazın harika herzamanki gibi. Bu konu üzerine uzun uzun tartışmak da bi bu kadar zevk verirdi. Sosyal ağlar Fight Club değil ama "a new form of being" konumuna geldi diye düşünüyorum. Ayrıca bu konuya bir yan dal olarak online oyunlar da tartışılmalı çünkü onların da milyonlarca kullanıcısı var ve "yeni bir varolma formu" olma yönleri daha güçlü.Bu konuyla ilgili daha çok yazını okumak isterim, bu güzel konu kısa kesilmemeli :)

    Beğen

  2. >belki de modern toplumu yeniden var etmek gibi bir toplumsal bir islevi vardir sosyal medyanin…kopenhag'tan hatirlanmayi diler, istanbul'dan selam ederim..tamamen tevafuk eseri karsilastim sayfanla…begendim, tebrik ederim:D

    Beğen

  3. >teşekkürler kubra süpriz bir yorum oldu, elbette hatırladım, kopenhag günleri unutulmaz biliyorsun. çok selamlar.

    Beğen

Yorum yapmak DNA'mızda var!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s