>Eğitim Şart Değil!

>

ı

Bu yazıyı, Finlandiya’daki Başarılı Eğitim Modelinin arkasında yatan felsefeyle ilgili hazırlanmış videoyu izledikten sonra okumanızı öneririz. Videoya buradan ulaşabilirsiniz.

Bu yazımda 5 ay kadar kaldığım Danimarka ve dolayısıyla İskandinavya’nın eğitime yaklaşımını spot cümlelerle ortaya koymak istiyorum.

İskandinavya, Kuzey Avrupa’daki ülkelerin oluşturduğu bir coğrafyadır Danimarka, İsveç ve Norveçİskandinav ülkeleridir. Bu ülkeler ile beraber, Finlandiya, İzlanda ve GrönlandKuzey ülkelerini oluştururlar.

Kopenhag – Farum İstasyonda bir gün tren beklerken tam karşımda otobüs bekleyen bir baba ve dört küçük çocuğun yerde oturduğunu görmüştüm. Çocuklar 7-10 yaş arasındalar. Baba ve çocuklar yerdeler, etraflarında bir sürü poşet ve sırt çantası var. Onları asfaltın üzerinde mutlu bir şekilde birbirleriyle şakalaşırken, birbirlerine hikaye anlatırken izemek çok keyifliydi. Beni asıl şaşırtan ise otobüs geldiğinde baba ve çocukların yerden kalkıp 10 saniye içinde herkeste hayranlık uyandıracak bir şekilde kendi eşyasını yerden alarak otobüs kuyruğuna geçmeleri oldu. Bu esnada babanın ve diğer kardeşlerin birbirlerine en ufak bir direktifi dahi olmadı. Bu sahne Türklerin aile-eğitim-sorumluluk modelinde asla göremeyeceğiniz bir şeydir. İskandinavyada sorumluluk duygusu hayatın her alanına yansımış. Herkes işini maximum seviyede sorumluluk duygusu ve optimizmle yapıyor. Bu anlayış eğitime de yansımış. Çocukların hangi yaşta olursa olsun bir BİREY gibi algılanması, kendine güvenen, mutlu, özgür, açık zihinli, iletişime açık danimarkalıların temel paradigmalarını oluşturuyor. Marketlerde aileler çocuklarıyla çok rahat alış veriş yapabiliyorlar, çocukların ağladıklarına, ailelerini gereksiz isteklerle rahatsız ettiklerine asla şahit olmadım. Hatta bir keresinde market alışverişini yapmış çok yaşlı ve zorla yürüyen bir kadının sadece merakı geçsin diye torununun yerde bulduğu şeyle ilgilenmesini nerdeyse 5 dakika, elinde alışveriş poşetleriyle, yakıcı güneşin altında, çocuğa hiç müdahale etmeden yolda beklediğini ve bundan hiç yakınmadığını görmek çok çarpıcıydı.

Bir araştırmada yeryüzündeki en mutlu ülkenin Danimarkaolduğu sonucuna varılmıştı. Bu mutluluğun temelinde sanırım, özgürlükçü bir eğitim ve hayat modelinin olması var. Videoda da izlediğiniz gibi Finlandiya’da da aynı modeli görmek mümkün.

Türkiye’nin bu modelden öğrenmesi gereken şeyler şunlar:

#Daha az ödev, daha çok sosyalleşme, iletişim ve oyun.

#Çocuk ve gençlerimizin kendini ifade etmelerini, kendi yeteneklerini fark etmelerini ve ilerletmelerini sağlayacak eğitim modelleri üzerinde durmalıyız.

#Tek bir basmakalıp-yığınlar oluşturan, kişisel farklılıkları törpüleyen müfredattan bir an önce uzaklaşmalıyız.

#Tek tip eğitim, tek tip eğitimci, tek tip müfredat artık bu yüzyılda en son ihtiyacımız olan şey.

#Atatürk sarhoşluğunu ve Kemalizm propagandasını bırakıp 21. yYılın gerektirdikleri ve gerçekleriyle ivedilikle yüzleşmeli ve yenilenmeliyiz. Atatürk devrimlerini yapıldığı zamanda saygı ve minnettarlıkla anıp, bu günün gerektirdiği şartlarda yeni bir adaptasyon, ilke, donanım ve dinamik bir modelle eğitimi düşünmeli, dünyaya entegre olmuş, dünya vatandaşı olmayı hedefleyen bir vizyonla gençliği-çocuklarımızı rahat bırakmalıyız!!

# Rahat bırakmalıyız, çünkü onları kendi yaşadığımız travmaların aynısını yaşatmak, dayatmak, kendi doğrularımızı tek ve evrensel doğrularmış gibi sunmak ukalalığından artık vazgeçmeliyiz. Bu eksende, özgürlükçü, merkezinde çocuk ve gençlerin rol aldığı bir müfredata, hatta müfredatsızlığa cesaret edilmelidir.

#Ailelerin de özgürlükçü eğitim modeli içinde eğitilmelerini, bilinçlendirilmelerini sağlayacak faaliyet ve girişimlerde bulunulmalıdır.

#Çocuklarımızda birlikte hareket etme, ait olduğu gurup içinde uyumlu, sorumlu ve özgüvenli olmasını sağlayacak bir eğitim modeli dünyayla entegre olmuş bir gelecek türkiyesi için önem tekil etmektedir.

#Devlet bireye saygı duymalı ve neyi öğrenmesi, bilmesi gerektiği konusunda onu rahat bırakmalıdır.

#Öğretmenlerimizin de bu vizyonla davranış kalıplarını değiştirmeleri de bu eğitim devriminin en önemli tetikleyicilerinden olacaktır. Ama bunun bir hayal olduğunu hepimiz biliyoruz, zira ego, itaat mozoşisti, basmakalıp, kökten muhafazakar, ideolojik, gündeme odaklı öğretmen beyincikleriyle bunların olması imkansız.

#Ekşi sözlük’ün manifestosunda yer alan şu ifadeler nasıl bir devlet-birey ilişkisi ve eğitim modeli istediğimizin güzel bir örneği:

devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.

#Pink Floyd’un Another Brick On The Wall şarkısında dendiği gibi

“egitime ihtiyacımız yok düsünce kontrolüne ihtiyacımız yok”

Duvarda başka bir tuğla değiliz. Hiçbir gencimiz ve çocuklarımız da değil.

Her birimiz özel ve aynı zamanda sıradanız.

Eğitilmek istemiyoruz!

Eğitime dair bazı diğer öneriler,

#Kadim yunanda eğitim iki temel parametreden oluşur: Beden Eğitimi ve Art. Ülkemizde maalesef bu konuda ne yeterli bir eğitim ne de bilinç düzeyi vardır. Öncelikle bu eğitimlerin gerekliliği için bilinçlendirme çalışmaları- konferanslar yapılmalıdır. Mesela beden eğitimi dersleri için her yaşa uygun müfredatlı kitaplar yazılmalıdır. Beden eğitimi ders saati başka ders başlıkları- aktiviteler adı altında genişletilerek arttırılmalıdır.

#Günümüzün en büyük eğitim sorunlarından birisi aşırı ödevler ve sınavlardır. Çevremizde öyle gençler, öğrenciler görüyoruz ki sınavlardan ve ödevlerden bezmiş durumdalar. Sınavlar ve ödevler azaltılarak etkili sınav teknikleri kullanılmalı, ödevler yaratıcılığı arttırıcı yönde düzenlenmelidir. Öğrenci ödevler verilirken “öğrenmeyi öğrenmesi” amaçlanmalıdır.

#İngilizce ders saatleri arttırılmalı, dil öğrenimi konusunda yeni çalışmalar yapılmalı. Dil öğrenim teknikleri yeniden sorgulanıp ele alınmalı ve İngilizceyi yazma-okuma-konuşma boyutlarıyla öğrenmek teşvik edilmeli.

#Eğitimde yeni düşünce ve uygulamalara açık, esnek ve özgür düşünceli, siyasi-dini-etnik kaygılardan uzak, merhametli, bilge, aydın öğretmenler yetiştirmek için öğretmenlik mesleği yeniden ele alınmalı. Hizmet içi eğitimler zorunlu katılımlardan çıkıp keyifli, bilgilendirici, motive edici süreçlere dönüştürülmeli.

#Okulsuz eğitim seçenekleri de düşünülmeli.

#Sivil itaatsizlik bildirisinin yazarı – aktivist Henry David Thoreau nun dediği gibi: ” En iyi yönetim en az yöneten yönetimdir.” Bu bağlamda bir eğitim yapılanması için hala hazır değil miyiz?

#2 yıl önce yazdığım Türkiye Milli Eğitiminde Durum Değerlendirmesi ve Hedefler başlıklı yazıyı okumak için tıklayınız.

Bu konuda daha çok bilgi edinmek istiyorum diyorsanız bkz:

A different way to learn by Sir Ken Robinson

Changing Paradigms -Sir Ken Robinson

Do Schools Kill the Creativity?

Bring on the learning revolution!

OKUMA ÖNERİLERİ:

Funky Business, Jonas Ridderstrale,Kjell A. Nordström

Henry David Thoreau, Sivil İtaatsizlik Üzerine

Okulsuz Toplum – Ivan Illich (şule yay.’dan çıkan bu kitabın çevirisi Mehmet Özay hocama aittir. Kendisinin bende çok emeği ve derin hatıraları vardır. Bu vesileyle saygıyla selamlıyorum hocamı.)

Jean Jacques Rouesseasu – Toplumsal Sözleşme – İtiraflarım

Mustafa IJAZ | Visionary

 Яovesciata Eğitim ve Danışmanlık 



>Eğitim Şart Değil!” üzerine 2 yorum

  1. >Çok doğru bir tesbit, bu yazınızın farklı mecralardada yayınlanması gerektiğini düşünüyorum..Başarılar..

    Beğen

  2. […] Türkiye’ye dönüp milli eğitim bakanı olurum belki.  bakanlığın girişine “eğitim şart değil” yazdırıp,  tüm okullarda sabah marşı olarak “Another Brick in the Wall” […]

    Beğen

Yorum yapmak DNA'mızda var!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s