>Gerçek Nedir?

>

“I was Incepted”
Inception’ı nihayet izledim.
Sernayosu ve yönetmenliği Christopher Nolan’a ait. Imdb  puanı şimdilik 9.2 . Imdb top 250 ye de 83. sıradan girmiş.
2 saat 28 dakikanın nasıl geçtiğini farketmiyorsunuz,  adeta siz de 4. Level bir rüya içinde rüya durumu yaşıyorsunuz.  Müzikleri Hans Zimmer’e ait.  Öyle yerlerde öyle ritimler-soundlar var ki karnımda kelebeklerin uçuştuğunu hissettim. Özellikle Paris sahnesinde, kafedeki patlama  hem görsel hem de sound açısından inanılmaz güzeldi. Nasıl etkilendim anlatamam.
Film ayrıca ortalama seyirci zekasının üzerinde bir replik ve öykü akışıyla ilerliyor. Bu da her saniyesini dikkatle ve açık bir zihinle izlemek gerektiği anlamına geliyor.  Filmin başında oraya nasıl gelindiğini anlamadan başlıyor öykü, tıpkı filimde konu edilen Rüya gibi. Rüyanın da tipik özelliklerinden birisi şüphesiz nasıl oraya gelindiğinin anlaşılamaması  ya da bunun bir önem teşkil etmemesi.
İlk bakışta matrixle benzer rüya-gerçeklik dialektiği üzerinden konuyu ele alsa da bence her açıdan 3/2 Matrix = Inception eşitliği kurulabilir. Yani inception matrixi 1.5’a katlar J bu yoruma katılmayacak olanlar çoktur. Matrix’te fazla zorlama ve konu dışına taşma olarak addedilebilecek yerler varken burada konu çok spesifik ve anlatım çok güzel.
Tüm ruhsal ve dinsel düşünce sistemlerinin temel paradigması: rüyadayız, ölünce uyanacağız. O zaman rüyada ölürsek gerçekte dirilmiş mi oluruz?  “ölmeden evvel ölünüz” hadisi-i şerifini de bu anlamda düşünmek manidar olur şüphesiz.
Sinemadan gece 00.20 de çıktığımda gerçekten bir rüyada olduğumuza daha çok inandım: kimin rüyasını yaşıyoruz dersiniz?
Bir de yansımalar kavramı işlenmiş filimde. Bu da çok iyi düşünülmüş bir detay. Dünya bir yansımadır, senin zihninin, egonun, kalbinin bir yansıması. Algıladığın şeyi kökü sendedir yani.
Unutmadan, Türkçe çevirisi Başlangıç olarak sunuldu ki bence iyi bir çeviri olmamış. Benim çevirim “Fikir Ekme” olurdu.
Final sahnesinde Cobb’un rüya aleminde mi yoksa gerçek dünyada mı olduğunu anlamak için kullandığı totemin-topaçın düşüp düşmediğini göremeden film bitiyor. pek çok açıdan düşmesi beklensede topaçın ne düştüğü ne de düşmediği bir ARAF durumuna doğru gitmesi mümkün. Yani totem aslında gereksizdir mesajı da verilmiş olabilir. Zira gerçek ve rüya bir yerde bir ve aynı şey. Eski bir Latin sözünün dediği gibi: “Visibilia Ex Invisibilibus”. “görünenler görünmeyenlerden çıkar”. Yani gerçekler rüyalardan, hayallerden doğar. İkisinin bir ve aynı olduğu yerde topaç düşer mi yoksa sonsuza kadar hareket mi eder? Her ikisi de. Filmin verdiği mesaj Final sahnesinde tavan yapmıştır ki bunu da çok basit bir şekilde gösterebilmişler. Tabii bu benim yorumum, Nolan nasıl düşündü bilemiyorum J
Kısaca, izleyiniz efendim.

Yorum yapmak DNA'mızda var!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s