TEZ KIZARAN GÜLLERDEN SAKIN

“yeryüzüne serpilmiş bir avuç kardeşiz biz”, dedi önce.

“Küçük şeyler kurtaracak bizi”, dedi sonra.

“Rabbimin ikramlarına karşı çok mahcub oluyoruz”, diye de ekledi.

“Bedenini yor!”  dedi yine bir ara.

“Planlanmamış karşılaşmalara, yeni insanlara karşı dikkatli ol! Hızır kim bilinmez!

Aradığın her ne ise, senin gayret ederek ulaşabileceğin bir şey değildir o, emin ol!”

Bir himmet dedim,

“Tez kızaran güllerden sakın!”

dedi.

“Akıntıya kapılma, teknolojiye, eşyaya bakıp, Musanın kavminin buzağı heykelinden ses çıkmasına aldanıp doğru yoldan sapması gibi sapma!”, diye de ekledi.

ismet özel’den bir parantez açarak;

sen o baygın sevgilerin adamı değilsin.
sana yaşamak düşer çarkların gövdesinde
bin demir kapıyla hesaplaşmaktan omzun çürümelidir
bin çeşit güneşle ovulmalıdır gaddar ellerin
yürü yangınların üstüne, kendi alevini de getir
çarpıntısız dakikası olur mu devrimcinin
ki
ölüm
her yerde uyanıktır
alestadır korkunun yardakçıları
tez kızaran güllerden kendini sakın
sevgiler ürkütsün seni, aşk ayrı-
Aşktır diye geri geldin o çekiç seslerine
bıraktın vazgeçilmez ırmakları
gönlüne kar yağdırıyorsa çocuk sesleri yetsin
dikkat et hiçbir şey ıslatmasın namluları.

***

Yıllar önce bir zemin kat öğrenci evinde bir dergi toplantısında başlayan dostluk,

Almanya ve Kopenhag arasında bu şekilde bir fotoğraf verdi.

Muhammed, Murad, Mustafa.

Birisi önden gitti, vardı hakk’a.

İkisi hala hakikat talibi.

Önden giden Talib’in kendi sesinden, kendi şiirini dinleyelim,

Yorum yapmak DNA'mızda var!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s