NUR (aydınlanma) HAKKINDA

 

 

 

 

Ruhsal Aydınlanma Felsefesi

 

hakk şerleri hayr eyler, zannetme ki gayr eyler

görelim mevla neyler, neylerse güzel eyler

 

Okumanın Sakıncaları / Konferans Notları tıklayınız..

 

Ders: insan bilgisi

Konu: dinginlik ve aydınlanma

 

 

Daha fazla bilgiye ihtiyacımız var mı? İnsanı ve kâinatı daha fazla bilgi, daha çok bilimsel araştırma, entellektüel analiz, daha hızlı bilgisayarlar mı kurtaracak? Asıl ‘insan’ olduğumuz nokta dinginlik halidir. Bilgeliktir hayattan hayy’lanan şey.  Bilgelik dinginlikle gelir. Sadece bakın. Analiz yapmayın. Bir çiçeğe , bir çocuğa bakın. Bir su sesini, bir rüzgar sesini dinleyin. Sadece ama sadece dinleyin. Yargı belirtmeyin. Sözleriniz ve eylemleriniz dinginlikten güç alsın.

 

Düşüncelerimiz büyük yanılgı çukurları.‘düşünüyorum öyleyse varım’ sutrası insanlığın ortaya koyduğu en saçma levhalardan birisi. Kant bunu ‘saf aklın eleştirisi’nde biraz aştı ama oda bir düşünce oldu ve aynı yanılgıya kapıldı. Düşünmekle ‘akıllı’ olabiliriz ama bilge kişi, aydınlanmış insan olamayız. Kelimeleri ve düşünceleri fazla ciddiye alıyoruz.. dilde ses telleri tarafından üretilen 8 temel ses vardır: a,e,ı,i,o,ö,u,ü. Hava basıncıyla da diğer harfleri çıkarabiliriz, k,t,m gibi. Böylesine fakir, cılız seslerin kim olduğumuz, varlığın, var oluşun amacının ne olduğunu, tanrının ve spirutüel derinliğin ne,nasıl,niçin olduğunu kavramamıza yardımcı olabileceğine inanıyor musunuz?  Asıl ‘oluş’ ve aydınlanma ‘ne?’ ‘nasıl?’ ve ‘niçin?’ gibi çukurlardan uzaklaştığımızda elde edilebilir bir durum, belki de ‘elde etmenin’  artık bir anlama karşılık gelmediği bir yer ya da daha gerçek anlamıyla yersizlik olacaktır.  Düşünce biçimdir. Bütün biçimler, bütün yapılar dengesizdir, geçici ve kusurludur. Gevezedir. Ukaladır. İnsan hayatta ‘dinginliği’ ve ruhsal dinçliği aramalıdır. Berraklığı, saf sevinci.  Dinginlik hareketle ulaşılabilecek bir yer değildir. Bir ‘yer’ hiç değildir. Bir biçimi yoktur onun. Şekilsizdir. Boşluk halidir. Sen olduğun yerde dur. Hareket sana gelir. Sen ona gitme. Onu yakalayamazsın. Dinginlik bir biçimsizlik olduğu için, boşluk olduğu için, sürekli biçim, yapı, şekil, yargı, tasvir, ses, renk, koku, tartışma, haklı olmayı isteme gibi şeyleri arayan insan dinginliğe ulaşmak için tüm bu ego alanlarından sıyrılmalıdır. Bunları bırakabilirse ancak asıl nihai hedef olan, dinginliğe, sükunete, huzura, aydınlanmaya, karşıtı ‘kötülük’ olmayan ‘iyilik’e, zıddı olmayan hakk’a, inatlaşmayla gelmeyen karara, tartışmayla bulunamayacak değişmeyen ‘değ’lere, iddiasız ‘güzelliklere’ kavuşabilir, kavuşma arzusunu yitirerek.

 

Aydınlanmanın Sembolü

Aydınlanmanın Sembolü

Arzu yok. Hırs yok. İddia etmek, yargı belirtmek, analiz etmek, etiketlemek yok. Tartışmak, zıdlaşmak yok. Haklı olmak, haksız çıkarmak yok. Benlik yok, sorun yok. ‘o’na karşı ‘ben’, onlara karşı biz yok.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

’biliyorum’ duygusu veren şeylerden uzak dur. ‘bilmeme’ hali içinde sessiz ol. Lakin zihin buna dayanamaz ve sizi düşünmeye zorlar ve zihniniz sizi ele geçirir.  O sizi bir köle edinmiştir. Şimdi yoksa düşünecek bir şeyler, geçmişe götürüp sizi zihninizde tartıştırır, konuşturur, çatıştırır.. yorar.. size bir ‘benlik’ üretir.. sizi geleceğe götürür.. Zihniniz sizi kaygılandırarak kendisine bağımlı kılar. Artık bir kölesinizdir. ‘her şey kontrol altında’ diyerekten sizi sessizlikten, dinginlikten uzak bir ürpertiye, korku, kaygı, şüphe ‘ben’liğine sokar.  Her düşünce çok önemliymiş gibi davranır.  Kavramlar bir hapishanedir.  İnsan zihni, bilme, anlama, yargı belirtme, kontrol etme arzusuyla kendi görüşlerini gerçek olan şeyle değiştirir.

 

Can sıkıntısı, öfke, üzüntü, korku.. bunların hiçbirisinin gerçek ‘siz’ ile ilgisi yoktur. Bunlar sizin olan şeyler değildir. Bunlar zihinsel koşullanmalar, algılamalardır. Gelirler ve giderler. Tabiatıyla gelip giden hiçbir şey siz değildir. Gelip giden şeylerden beslenmeyin, onları ciddiye almayın. Onlar bir yanılsama, bir illüzyondur.  Hiçbir düşünce gerçeği ihata edemez. ‘lâ ilahe illallah muhammedurresulullah’ levhası gerçek bir tevhid değildir. Tevhide işaret-ediştir. Zikir bu derinliğe ulaşmak için vardır. zikir, bu sözü kelime ve kavram bazında geçip onun sahici tesiriyle buluşmak ve onurlanmak için vardır.

 

Her insan az ya da çok bir ‘kurban’ kimliğine sahiptir. Bütün kırılma ve incinmelerin temelinde biraz da bu vardır. İçerleme ve yakınmalar buradan doğar. Nefis her şeyle bir çatışma hali içinde olmak ister. Herkes mutlu ve huzurlu olmayı ister ama buna gücü yetmez zira çatışma’ya bağımlıdır. Tartışmaya, haklı çıkma isteğine. Daha iyi olma, daha . daha.. kıyaslamalarla gelen şeylere bağımlıdır.. kıyasla gelen kıyasla gidecektir. Sizin değildir. Siz o değilsinizdir. 

 

‘yarın diye bir şey yoktur’ diye bir kitabı vardır Tarık Buğra’nın. Evet, yarın yoktur. Hayatın , geçmiş, şimdi ve gelecek diye bölünmesi zihin ürünüdür ve sakat bir şeydir, gerçek değildir. Geçmiş ve gelecek, di, dı, miş , mış, ecek , acak, tüm bunlar düşünme formlarıdır. Düşünmemiz gerektiğini de nerden çıkardık? Her şey ‘şimdi’ de vücud bulur. Batıda anı yaşa anlamında ‘carpe diem! denir. Kadim İslam ve doğu geleneği bu durum için sufi’yi tanımlarken ‘sufi; ibn’ül vakttir’ demiştir. Yani, vaktin çocuğu. Bunun dışında ‘ebul vakt’ olanlar da vardır ki henüz onlara gelmedik.

 

İçinde bulunduğumuz ana, aşılması gereken bir ‘an’ olarak baktığımızda hayat bir cehenneme döner. ‘başkaları cehennemdir’ sözü biraz da bu halde söylenmiştir. Çoğu zaman bir çok iş yapmayla karşı karşıya geliriz ve hangisini önce yapacağımızı şaşırırız. Neden?   Yapmak ve  yapma yoluyla varmak istediğimiz netice arasında bir seçim zordur. Gelecekte varılacak sonucu önemsemek şimdiyi yadsımaktır, yüksünmektir. Oysa elimizde şimdi’den başka bir şey yoktur.

 

Kaos teorisi: fizik kanunları (quantum) der ki; hiçbir şey birbirinden ayrı değildir, yalıtılmış hiçbir şey yoktur. Her şey birbirine bağlıdır. Her şey her şeyle ilgilidir.  Siz şimdi olan’ı kabul ettiğinizde, ona ‘evet’ dediğinizde yaşamak’la aynı safa geçersiniz. Meyus olmaz, olumlu olmanın ‘ol’u içine girersiniz..olanı örtmez, ümitsizliğe düşmezsiniz.  ‘kûn fe yekûn’.. rıza makamı.. allahın bizden razı olmasını istiyorsak, evvela bizim allahtan razı olmamız gerekir. Razı olmanın yolu şimdiyi , olanı kabullenmek, teslim olmak ve şimdiyi onurlandırmak ve şimdideki ‘allah’ ile onurlanmak..  

 

‘Hayatım’ dediğiniz şey bir içerikler silsilesidir. Gerçek ‘siz’ değildir. Siz düşünceleriniz, duygularınız, deneyimleriniz, paranız, elbiseleriniz, çocuklarınız, dininiz, peygamberiniz değilsiniz. Siz hayatın ve gerçekliğin içeriği değilsiniz. Siz saf bilinç olmalısınız. Siz şimdi, siz ‘siz’siniz.hadis-i kudside de belirtildiği üzere;  ‘gizli bir hazine idim, bilinmek istedim ve insanı yarattım’ insan bilinme mahallidir. Hayatınızın koşullarını, nerde yaşadığınızı, maaşınızı, eğitim durumunuzu düzenleyerek değil, en derin düzeyde kim olduğunuzu idrak ederek aydınlanır, bilge olursunuz.

 

İnsan ‘kendi’ni bilemez. O ‘kendisidir’. ‘ben’ kendini bir bilgi nesnesine dönüştüremez. Gerçekten kim olduğumuzu bildiğimizde bunun alameti şudur: kalıcı bir huzur ve canlılık. Tazelik. Berrak bir sevinç.  Nefs-i safiye. Her şey net. Her şey tam. Ne eksik ne fazla. 

 

Yaşam durumunuzu değiştirerek huzuru bulamazsınız. Nereye giderseniz gidin kendize gidersiniz. İçinizdeki ‘siz’e.. siz aydınlanmış değilseniz her yer karanlıktır sizin için.

 

 

Haliniz ‘iyi’ ve ‘kötü’ yargılarına bağlı olmadığında siz gerçek bir  bilge olmuşsunuzdur. Bizim yunus ne der, Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa erinirim.. bir Osmanlı bilgesi Amiş efendi damadı Bâbanzade Ahmed Naim efendiye şöyle demiştir: matlubun husulü veya adem-i husulü nezdinde müsavi değilse nakıssın evladım. Kıymetli hocam Turhan Bey, her telefon görüşmemizde halimi sorar, birkaç şeye yakındığımda şöyle derdi: evladım, bir şeyleri yoluna koymaya çalışma, dünyada hiçbir şeyi yoluna koyamazsın. Sonuçları boş ver. Sadece yap!

 

Bir Zen üstadına ‘zen bilgeliği’nin özünü sormuşlar, üstad; ‘her seferinde tek bir şey yapmak’ demiş.

 

 

Bir şey istemeyiz ama verirlerse de reddetmeyiz demiş büyükler. Ne red, ne de cehd! 

 

Bir çok insanın yaşamını arzu ve korku yönetir.  Arzu, daha tam olarak kendiniz olabilmeniz için kendinize bir şeyler katma ihtiyacıdır. Tüm korku bir şeyleri kaybetme ve böylece küçülme, değer kaybetme ve daha az olma korkusudur.

 

Bütün deneyimlerin geçici olduğunu, dünyanın bize kalıcı bir şey vermediğini idrak ettiğimizde teslimiyet kolay olur. Arzu ve korku bizden gider. O vakit insanlarla bir şeyler paylaşmaya, deneyimlere ve faaliyetlere katılmaya devam ederiz ama bunları nefsimizin arzuları ve korkuları olmadan yaparız. Artık bir durumun, kişinin, yerin ya da olayın bize doyum veya mutluluk vermesini talep etmez ve onun geçici ve kusurlu yapısının öylece olmasına izin veririz. Kabul ederiz. Red etmeyiz, cehd etmeyiz.  Olan ile tartışmadığımızda zorlayıcı bir düşünme ve bunun getirdiği bir kasıntı itilimine düşmez kabul etmenin verdiği dinçlik ve dinginliği hissederiz. Orada oluruz.  Yargıların bir formu vardır. Biçimi, yapısı. Farkındalık içinse boşluğa gerek vardır.  Kendinizi bu geniş farkındalıkta idrak edebilirsiniz.  Sui zan yok, kıyaslama yok, kıskançlık yok, arzu yok, yetersizlik, suçluluk, kurban duygusu yok.

 

Allahın dediği olur!

Bunu pek çok yerde görmüşsünüzdür. 

Allahın dediği oldu!

Bunu da ilk defa burada gördünüz belki. Bir de böyle bakalım. Kalem yazdı ve kurudu.

 

 

Kendiniz olun! Tepkiselci bir kişilik geliştirip her şeye ‘hayır’ demeyin. Nefsinizi böylece haklı, zeki çıkartıp başkalarını küçük düşürüp egonuzu şişirmeyin. Taklit etmeyin. Özenmeyin. İddiasız olun. Tartışmayın. Affedin. Bağışlayın. Geniş olun. Himmet sahibi olun. Başkalarının kusurlu, eksik yanları, zaafları sizin güçlü yanınız olmasın. Gıybet etmeyin. Dedikodu yapmayın. Başkalarının gizli hallerini, ayıplarını araştırmayın. Kendinizi diğerlerinden üstün göreceğiniz her şeyden kaçının. Şekillere takılmayın. Gerçeği isteyin. Sahici olun. Yalan ile hakikatin tadı farklıdır. Farkın farkında olun. Sessiz ve dingin olun. Az konuşun. Az yiyin. Az uyuyun. Aklınız nefesinizde olsun! Nefsin yolu nefestir. Nefesinizi hissedin. İçinize bakın. Ne var içinizde, öfke? Kin? korku? Şehvet? Şöhret? Her neyse .. içinize bakın ve dinginleşin. İçinizdeki sesi susturabilir misiniz? İçinizde kiminle tartışıyorsunuz? Neyi haklı, haksız bulmaya uğraşıyorsunuz.. bunları geçin.. farkında olun zihniniz size oyun oynuyor.. onun bir oyuncağı olmayın. Aklınız nefesinizde olsun!

 

İlişkide bulunduğunuz insanlardan bir şey istemeyin, bir beklenti halinde olmayın. Sadece orada olun. Onu dinleyin. Onu samimiyetle, içtenlikle dinleyin. Ona ‘kendisi’ olabileceği bir ‘boşluk’ açın içinizde.. dinlemek ona yer açmaktır. Dinlemek neden zordur? Çünkü bir insana yer açmak zordur. Nefsinizin hoşuna gitmez. Onun iktidar alanı azalır. Sizi dinliyor gibi yapan bir çok insan aslında sizin sözlerinizi değerlendiriyor ya da söyleyeceği bir sonraki sözü hazırlıyor olabilir. Belki de kendi düşünceleri içinde kaybolmuş sizi dinlemiyordur. Gerçek dinlemek çok azdır.   Ama bunu yapabilirseniz işte asıl güzellik ordadır. Başkalarına, onların kendileri olabileceği ‘boşluklar’ açın. Yargılamayın. Bırakın öyle olsun.  Gerçek sevgi hiçbir şey istemez. Beklentisi yoktur. Gerçek erenler Allah’tan bir şey istemekten hicab ederler. Onlar razıdırlar. Teslim olmuşlardır.

 

Her şerde bir hayır vardır. Acele etmeyin.

 

Yargıladıkça, etiketledikçe kategorize ettikçe yanılırız. Yaşamı bütün algılayın. Tevhid budur. Her ne olmuşsa, başka türlüsü olamazdı. Bırakın olan olsun. Olmuş olmamış olamaz. Olacak olan da olacaktır.

 

Yorum yapmayın. Bir takım şeyleri kötü, çirkin sıfatlarla nitelendirip buradan kendinize mutsuzluk yemleri üretip egonuza kimlik kazandırmayın. Haklı çıkmak istemeyin, haksız çıkarmak isteyeceğiniz şeyler aramaktan uzak durun. İçerlemeyin. İncinmeyin. Unutmayın ki; incinmek, incitmekten beterdir. İncinmek, ‘bunu bana nasıl yaparsın’ ‘bu da mı başıma gelecekti’ gibi kibrin, kişilik bozukluğunun bir göstergesidir. İncinmek; daha derinlerde incelendiğinde hasta bir kalbin, dünyaya bağlanmış bir insanın bağımlı olduğu bir eylemdir. Görünüşte kötü olan  bir şeyi isimlendirdiğiniz de duygusal bir kasılmaya uğrarsınız. İsimlendirmediğinizde ise huzurlu olursunuz.  Bediüzzaman hazretleri ne güzel buyurmuşlar: batıl şeyleri iyice tasvir, safî zihinleri idlâldir. Ne de olsa baki kalan şu kubbede bir hoş sada imiş! İyi şeyleri görün. Kötülükleriyle bilinen bir kişi anıldığında iyi yönlerini görmeye çalışın. Eleştirmeyin. Sessiz ve dingin olun. İçinize bakın.  Bir şey yaparken içinizde bir hafiflik yoksa onu bırakın. Yaşam hafif bir şeydir. Efendimize günah nedir diye sorduklarında, günah içinizi tırmalayan, sizi sıkan şeydir demişler. Vesveselere kulak vermeyin. Onlara değer vererek onları içinizde şişirmeyin, büyütmeyin. Geldiği gibi gidecektir. Mücadele etmeyin. Ona bir ‘var’lık olarak bakmayın. Huzuru aramayın. Aramak hep gelecekte ulaşacağımız bir şeyi istemektir. Bu ise mutsuzluk vericidir. Aramayın. Derin ve sessiz bir göl gibi olun. Tepkisel olmayın.

 

Yumuşak huylu, alçak gönüllü olun. Hikmetin başı hilimdir. Ve sular alçağa akar.

 

Batıl şeyleri tasvir etmekten uzak durun.

Hakikati de tasvir etmeyin. Onu yaşayın.

Hakikat olun. Zaten o’sunuz. Sadece farkında olun. Furkan ile olun.

 

 

Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler!

 

 

Hakdan gelen şerbeti içtik Elhamdülillah

Şol kudret denizini geçtik Elhamdülillah

Kuru idik yaş olduk, ayak idik baş olduk

Havalandık kuş olduk, uçtuk Elhamdülillah

Yunus miskin , çiğ idük , bişdük Elhamdülillah

 

 

 

 

 

                                 mustafa ijaz  / 01.04.07,  Erzurum

NUR (aydınlanma) HAKKINDA” üzerine 3 yorum

  1. selamun aleyküm üstad. rabbim güzellikleri paylaşmaya değer verdiğin için biz kullarına genişlik ihsan etsin.

    Beğen

  2. haklısın
    diyecek bir şey yok
    bir de tek taraflıuygulandığında işe yarasalar çok ‘süper’ olacak :)

    Beğen

Yorum yapmak DNA'mızda var!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s