Etiketlenen Yazılargirişimcilik
50 MADDEDE REKLAMCILIK VE PAZARLAMA NOTLARI

-
iyi fikir basit ve kısadır.
-
Bir ürünü pazarlamak, yıldızı ürün olan bir film çekmektir.
-
Ürünün farklılaştırılması gerekir
-
farklılığını dramatize et
-
ne kadar bütçe? Her ürün kendi bütçesini hazırlar.
-
Zayıf rekabet: büyük başarı
-
iyi bir fikir harekete geçirmek, sadece iyi bir fikre sahip olmaktan iyidir.
-
Müşteriyle bağlantıda ol, onları önemse.
-
Yeni müşteri kazanmak, eskisini elde tutmaktan daha maliyetlidir.
-
Fırsatları yakalamak zordur, çünkü fırsat gibi görünmezler. Oysa basit ve aşikardırlar.
-
Önemliymiş havası veren, anlamsız konuşmalardan uzak dur.
-
Mark twain der ki: ürünler fabrikalarda üretilir, markalarsa zihinlerde.
-
USG, NC, AMP gibi marka adı kullanma, akılda kalmazlar.
-
Markalama : bir markayı veya farklılaştırılmış br fikri potansiyel müşterinin zihninde yerleştirmektir.
-
Herhangi bir kategoride lider olan marka, çoğunlukla müşterinin zihnine ilk yerleşen markadır.
-
Daha iyi olmaktansa, yeni bir kategoride bir numara ol
-
herkes neyin yeni olduğuyla ilgilidir. Çok az insan ise neyin daha iyi olduğuyla ilgilidir
-
-

“Ben de yapmalıyım” tarzı işlerden uzak dur.
-
-
Fiyatlandırma konusunda standartların dışına çıkma
-
düşük fiyatla kazanmak zordur.
-
Müşterinin ürünün farklı özelliğine ve getirdiği katma değerine ödeyebileceği bedeli bilerek fiyatlandırma yapmak gerekir
-
insanlar biraz daha fazlasını ödeyebilirler, çok daha fazlasını değil. Standartların dışına çıkma.
-
Daha fazla şey sunmaya çalışırsan odaktan uzaklaşırsın.
-
Mark twain den başarısızlığın formülü: “herkesi memnun etmeye çalışın”
-
büyümeye kafayı takma, kendi kategorinde başarılı olmayı önemse.
-
Araştırma şirketlerine güvenme, insanlar dürüst değildir.
-
Araştırmacılara denek olan insanların çoğunun söyledikleriyle yaptıkları başkadır.
-
Eğilimleri belirlemek, gelecekle ilgili yapabileceğin en iyi şeydir.
-
Beklenmedik şeylerin her zaman olabileceğini hesaba katmalısın. Ve beklenmedik durumlar asla araştırılamaz.
-
En iyi araştırma karmaşık değil, basit olan araştırmadır. Algılarla ilgilenir. Çok güçlü sağ duyusu olmalıdır.
-
Bir reklam metni örneği: Aquafina; reklam filmi sadece berrak su görüntüsü ve markayı gösterir. Sözel mesaj: “ su o kadar temiz ki, içinde hiç bir şey yok” . Reklam metninin başlığı: “ size hiç bir şey vaadediyoruz.”
-
hiçkimse kendisine bir şey satılmasından-reklam edilmesinden hoşlanmaz.
-
Dürüstlük müşteriyi yumuşatır.
-
İnsanlar her zaman haber duymak ister. Haber değeri taşıyan mesajlar karşısında kendilerine bir şey satıldığını düşünmezler ve savunmaya geçmezler.
-
Karmaşıklıktan uzak dur. İnsanların fazla zamanını alamazsın. Bu yüzden reklamın yalın ve basit olmalı. Tek bir mesaj iki mesajdan iyidir. Sade görseller, dramatize görsellerden iyidir.
-
-

-
Eğer mümkünse metinlerde kafiye kullan.
-
“kalbe giden yol kulaktan geçer.” r.waldo emerson
-
bütün insanlar zeki fikirlerden hoşlanırlar ama belirgin bir en çok işe yarayan fikirdir
-
iş fikirleri için kitab önerisi: Obvious Adams – aşikar adams – robert updegraff
-
sabırlı ol. Reklamların insanlara nüfuz etmesi zaman alır.
-
Mesajını algılamaları için onlara yeterli zaman tanı.
-
Reklam değerlendirme kriterleri
-
anlamsız mesajlardan uzak dur
-
ürünün farklı özelliklerini vurgulama, dramatize edebilme
-
mesaj ne kadar dürüst
-
verilen mesaj yeterince yalın mı?
-
Müşterinin faydasına olabilecek ilginç haber içeriği var mı?
43.interneti reklam için değil, bilgilendirme için kullan.
44.Zihin, konuşulan bir sözcüğü 140 milisaniyede anlarken basılı bir sözcük 180 milisaniyede anlaşılmaktadır
-
-

-
5.Zihin kulakla çalışır.
46.Sesli medya sessiz medyadan daha güçlüdür.
47.Farklılaştırılmış bir fikir pazarlamanın birinci adımıdır.
48.İki gözün de en iyi şekilde görebilmesi için logoların dikdörtgen biçiminde olması gerekir.
49.İsimler sembollerden büüyk olmalıdırlogo veya isim için seçilen tipografi okunaklı – yalın olmalıdır. Benzersiz olması daha iyidir. Renkler de önemlidir. Boşluk da fazla olmalıdır.
50.Sektörde yapılan en büyük hatalar
-
kibir : başarı kibre yol açar. Kibir de başarısızlığa.
-
Açgözlülük
-
cehalet
-
temennilerden uzak dur
-
odaktan uzaklaşmak
-
küçük değişiklikler
-
gurur
HATA YAPMIYORSAN HİÇBİR ŞEY YAPMIYORSUNDUR.
-
IJΛZ’s BUZZ™ ©2008 – 2009 Turkey
Add comment Mayıs 10, 2009
NEDEN İNTERNETTEYİZ?
Bunun bir çok cevabı olabilir. Martin Luther’ den kalan kendini motive etme anlayışı şimdi bir yana bırakılıyor. Kendinden motivastyonlu işçi her sabah işe gitme hevesiyle yataktan kalkardı- ibadetii çalışarak yerine getirirdi. Derken bir gün yatakta kalmaya karar verdi. Günümüzde insanlar zengin olmak, eğlenmek, yeni insanlarla tanışmak, yeni yerler görmek, tanınmak, kendini geliştirmek ve bunun gibi nedenlerle çalışıyor. Çalışma otomatikman iyi bir şey kabul edilmiyor. Motivasyon artık verili bir durum sayılmıyor. Çalışmak zorunda olmaktan canımız isterse çaşacağımız bir sisteme doğru gidiyoruz. Bir çok şirket yaptığı araştırmada işte Facebook kullanan çalışanının motivasyonu arttığı için buna izin veriyor.
Facebook’u düşünün. Dell’i düşünün. Youtube’u, gooogle’u, twitter’ı, IKEA’yı düşünün. Chevrolet Suburban’ı düşünün. Starbucks’ı düşünün. Kârlı fıratlar her yerde var. iş dünyası füze bilimi değil. Özü para kazanmaya dayanır. Apple’ın reklamını hepimiz biliyoruz: ‘Think difference.’ farklı düşün. Fikir avcısı ol. Ama bu da yetmez. Fikirlerini hayata geçirirken onları iyi sat! Apple’ın iMac’ı satarken kullandığı reklam gibi: “ Moron değil, Şık!” Bilgi , eğlence ve organizasyon çağındayız. Bu üçünden daha da önemlisi duygu. Bir duygu kasılması içinde yaşıyoruz. Dünyaya akıldan çok duygular yön vermeye başladı. Bütün eylemlerimizin özünde “alışveriş ve seks” var artık. Duygudan beslenen bir ekonomik çağ. Başarıya ulşmak için şu batası ‘mantığı’ ve normali bırakmalıyız artık. Diğer herkes gibi davranırsak, aynı şeyleri görür, aynı fikirlerle ortaya çıkar, tıpatıp aynı ürün ve hizmetleri üretiriz. Normal fikirler olsa olsa normal sonuçlar verir. Kazananın hepsini aldığı bir dünyada Normal= Hiçbirşey. Ama küçük bir risk almaya, ufak bir kuralı çiğnemeye, bir kaç normu görmezden gelmeye eğilim gösterirsek, en azından teorik olarak yeni bir şeyle ortaya çıkma, bir niş yakalama ve biraz para kazanma şansımız olur.
Gelecek aykırı düşünenleirn, risk alanların, kuralları çiğnemeyi göze alanların ve yeni kurallar koymayı göze alanların olacak. Gelecek onu yaratma fırsatını kovalayanların olacak. Düş gör, yoksa kabus görürsün. Geleceğe kafa yor! Delifişek ol!
1 comment Nisan 16, 2009
İNTERNET BAŞTAN ÇIKARIR!
Bugün Atatürk Üniversitesinde internet haftası (6-21 Nisan) dolayısıyla düzenlenen konferansın konuğu Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Mustafa Akgül’dü. İnternetin tarihçesinden bahseden Akgül neden internetin bir devrim olduğunu hatta sanayi devriminden bile daha ciddi sonuçlarının olduğunu konu edinen güzel bir sunum yaptı. Mustafa Akgül Beyefendiye teşekkür ediyoruz. İnternet haftası neden 6-21 nisan tarihleri arasında kutlanmaktadır? Bunun İnternetin Türkiyedeki tarihiyle yakından ilgisi var. 1950 lerin başında laboratuvar ortamında bilgisayarlar arası bağlantı çalışmalarının sonrasında CERN ( avrupa parçacık fiziği (big-bang) araştırma laboratuvarı) çalışanlarının çalışmalarının kendi aralarında paylaşımı içimi bu ağ bağlantısı ve web kullanımı geliştirildi. O zaman bilimsel amaçlı bir paylaşım için ortaya konan internet bugün dünyamızı baştan değiştirdi. Adeta baştan çıkardı. : ) Ülkemizde de internetin kullanımına başlanıldığı tarih 12 nisan 1993tür. Bundan dolayı her nisan ayının 6 ile 21i arasında internet haftasını çeşitli etkinliklerle kutluyoruz. ‘internet yaşamdır’ sloganıyla kendini ifade eden bu organizasyonun amacı bilişim çağında interneti daha çok kişiyle buluşturmak. Artık tek tek yapıların, bireylerin, grupların etkinliğinin ortadan kalktığı, daha çok Bağlantılı Toplumun ve Ekonomilerin, sosyolojik yapıların ortaya çıktığını görüyoruz. Bir ağın değeri bu ağı kaç kişinin kullandığıyla doğrudan ilgili. Onun için zaten değerli bir buluş olan internetin de ülkemizde bu değerden yeterince pay alması için kullanıcı sayısını arttırmak zorundayız. E-türkiye, E-devlet projeleri bu fikrin bir uzantısı. Her gün yüzlerce web sitesi, blog yayınlanmakta. İnternetin en önemli devrimsel niteliği, mekan va zamana ilişkin her türlü yerel, coğrafi, ekonomik farklılıkları ortadan kaldırması. Erzurumdaki bir üniversite öğrencisiyle New Yorktaki bir üniversite öğrencisini aynı şartlarda buluşturmakta. Yeter ki siz ne yapmak istediğinize karar verin. Zaten dananın kuyruğu da burda kopuyor. Ne yapmak istediğine karar vermek? Fikir avcısı, girişimci olmak. Buluşcu olmak! İşte genç toplum olarak eksiğimiz burada. İnternet kullanımını eğlence ve zaman öldürmekten ziyade girişimlerimiz ve networking için kullanmaya başlarsak işte o zaman bilişim toplumu olduk demektir. Şu an internet kullanımıyla ilgili yapılan bazı araştırmalarda ülkemiz katar, azerbaycan gibi ülkelerden bile geride. Takribi 120 ülke arasında 60. sıralardayız. İnternetin yaygınlığıyla birlikte bazı sorunlar da haliyle birlikte gelmekte. Porno, çocuk ve aile sağlığı, sansür gibi konular tartışmalı ve önlemler konusunda hala kafalar karışık. Mustafa Akgül konfrenasında interneti sokağa benzetti. ‘ siz çocuğunuzu sokağa bırakır mısınız? Elbette bırakmazsınız. İnternette öyle’ dediler. Sansür meselesi ise karın ağrısı bir durum. Yasakçı bir zihniyetle hiç bir şey olmaz, olmayacağını dünya bir kez daha gösterecek. İnternet vergilerinde dünya şampiyonuymuşuz. Ben de internetin neden pahalı oldupunu hep düşünmüşümdür. Oysa bu sorunun temelinde telekomun özelleşmesine rağmen bir türlü serbest piyasaya inememesi varmış. Gerçekten ilginç bir konu. Umarım bu vergiler düşer de ‘internet yaşamdır’ sloganı hayat bulur. 3G teknolojisini heyecanla beklediğimiz bu günlerde iPhone kullanımıyla birlikte internet yaşamın her yanına girecek ve Gelecek ve Girişimler üzerine kafa yoranlar kazanacak. Geleceğe kafa yoralım!

2 comments Nisan 7, 2009
GELECEĞE KAFA YOR

Dünya sizin onu ne olarak kabul ettiğinizdir. Ona farklı bakın hayatınız değişsin.
**
gelmiş geçmiş en iyi tavsiye :
“ŞAŞIRT BENİ’
Alexey Brodovitch / Harper’s Bazaar Sanat Yönetmeni
bu sözcükler aklınızda olduğu sürece ne yaparsanız yapın başarılı olacaktır.
**
reddedilmekten korkma!
**
CV
CV önemlidir. Ama daha da önemlisi sizsiniz. Siz çalışmadan CV çalışmaz. Bir çok yerde insan kaynakları CV çöplüğüne dönmüştür. Atıl, çalışmayan CV lerden binlercesi var. hepsi aynı tarzda yazılmış klişe içerikler. Önce siz değer yaratırsınız, sonra CV niz çalışmaya başlar. CV inde yazabileceğin en iyi yerlerde çalış. En iyi, en sıradışı, en işe yarar deneyimler edin.
**
iyi notlara, AGNOya, diplomaya önem verme.
Hayal kasların ne durumda? Onları çalıştırıyor musun?
İyi bir gözlem ve analiz gücün var mı?
İngilizcen ne durumda?
Bilgisayar bilgin ne kadar?
Web tasarımıyla hiç ilgilendin mi?
Yeniliğe ve değişime açık mısın?
Fırsatları görüyor musun?
Fırsatları arayan bir içsel gözün var mı?
Yoksa küçük hesapların mı adamısın?
Dünyada neler olup bitiyor, merak edip ilgileniyor musun?
Nerede, kimlerle, ne kadara çalışmak istiyorsun?
Nerede yaşamak istersin?
Geleceğin kalbi nerede atıyor?
Hiç bunları düşündün mü?
Düşünmediysen iyi notlara, AGNOya ve diplomaya önem ver zira elinden başka bir şey gelmez. Senden iyi memur olur. Memurlara da ihtiyacı var dünyanın.(!)
**
üniversiteye gitmek, “bu hayatta ne yapmak istediğimi bilmiyorum, o yüzden üniversiteye gidiyorum” anlamına gelir. Hayatta ne yapmak istediğini biliyorsan okulu bırak işe gir.
Ne yapmak istediğini bilmiyor ve üniversiteye gidiyorsan bu yıllarını diploma almak içi değil “ hayatta ne yapmak istediğine karar vermek için” değerlendir. Mümkün olduğunca çooook insanla tanış. (networking) asla yalnız yeme! İletişime açık ol. Her fırsatı değerlendir. Geleceğe kafa yor! Bir yerlerde bir şeyler oluyor ve ilgileniyorsan ORADA OL! Konferans, seminer, parti, tanıtım, organizasyon, yarışma, eğlence vs.. üniversiteyi ciddiye alma! Hayallerini ciddiye al! Ne olduğunu boşver, ne olacağına odaklan! Çevrende sınırsız negatif enerjili insanlar olacak onlara takılma. Onlardan uzak dur. Ciddiye alma. Hedeflerine ve heyecanlarına odaklan!
**
kendi işini kur. Kendi hayallerinin peşinden git! Yoksa bir gün kendini başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için çalışırken ve emekli olacağın günü beklerken bulacaksın.
**
kovuldun mu? Dert etme. Ben kovuldum. Dert etmedim. Kendime kısa sürede yeni bir hayat kurdum. Yeni bir çevre, yeni insanlar, yeni, yeni, yeni.. Apple CEO su Steve JOBsun dediği gibi: “hayat bazen kafanıza tuğlayla vurur!” sorun değil. Bunu bir fırsat olarak görün. Değişim fırsatı. Zaten aynı işte uzun süre çalışmak iyi değildir. Değişim! Değişim! Değişim!
**
işe nereden başlayacaksın? Bir ilham kaynağın olmalı değil mi.. çok basit, söyleyeyim: parayı düşün. Gerisi kendiliğinden gelecektir.
**
iş hayatında çalmak(!) iyidir. Sana ilham verecek, seni creative yapacak her şeyi çal! : ) filmleri, müzikleri, kitapları, şiirleri, fotoğrafları, konuşmaları, rüyaları, ağaçları, tabelaları, bulutları, ışığı,.. orjinal ol! Orjinallik öldü. Üstad Jen Luc Godard der ki “ önemli olan bier şeyleri nereden aldığın değil, nereye götürdüğündür” ( bunu paul arden’den çaldım )
**
fikir avcısı ol! Gezerken, çay içerken, alışveriş yaparken, her yerde fikir avcısı ol! Yaşadığın dünyayı ve çevrende olup bitenleri kritize et ve fikir üret. Çok fikir üret. Bunları yaz. İyi olanların üstüne git. Gerçekleştir. Önce yap sonra açıkla! Önce yap sonra düzeltirsin! Bir fikri hayata geçirmek için bütün şartların oluşmasını bekleme. Bir yerden başla. İyi fikir nedir? Gerçekleşendir.
Bu kadar. Çok basit. Oscar Wilde der ki: “ çoğu insan birbirinin aynıdır. Onların düşünceleri, başkalarının fikirleridir. Onların hayatları taklit, tutkuları alıntıdır.” senin fikrin ne? Fikir avcısı ol!
**
Hayat başkalarını taklit etmek için çok kısadır.
Kendin ol! Numara yapma. Get real! Orjinal ol!
**
bir iş yaparken başkalarını ne kadar etkilediğin üzerinde düşünme. Yaptığın işten ne kadar etkilendiğin, heyecan duyduğunla ilgilen. Samimi ol!
**
duruşa dikkat!
nasıl durursan başkaları da seni öyle yargılar.
Creative ol!
**
başarılı olmak istiyorsan, Dinle!
İnsanları dinle. Gerçekten dinle. Dinliyormuş gibi yapma.
Dinlemek çok kapı açar. Bir iş görüşmesinde “kendimi anlatacağım” diye kendini yıpratma. Zeka gösterisine girme. İyi bir dinleyici olman daha faydalıdır.
**
başarısızlıklarına bahane bulma! Kendine karşı dürüst ol! Kendini amansız eleştir ama kendini sev, hatalarına karşı toleranslı ol. Kendini yenile!
**
NEYİ YANLIŞ YAPTIM?
bir iş yaptığında başkalarına gösterirken ‘nasıl olmuş?’ diye sorarsan muhtemelen seni üzmemek için iyi, eline sağlık, güzel olmuş diyeceklerdir. Bir daha ki sefere ‘neyi yanlış yaptığını’ sor, sana gerçek düşüncelerini söyleyeceklerdir.
**
girişimci ol. Kendi işini kur. Mantıklı olmaya çalışma. İşe yarar olmaya çalış. Bir çok insan mantıklıdır. Mantıklı ölçüde iyidir! Bırak bu safsatayı, DELİFİŞEK ol! Büyük düşün! Pervasız düşün! Risk al! Silkele kendini! Hayal ceplerini yokla! Dök ortaya! Yola çık! Sabahın ilk ışıklarıyla yola çıkmanın keyfini bir çok kez yaşa!
**
hayal et!
Kim olacaksın?
Geleceğe kafa yor ya da şimdiden kafana vur!
**
Şimdi dünyanın tanıdığı bir ünlü çocukken kendisine hedef olarak şunu seçmişti: ‘persil kadar ünlü olmak istiyorum’ bildiğimiz persilmatik çamaşır detarjanı. Senin hedefin ne?
**
aykırı olmak için aykırı düşünmelisin!
AYKIRI DÜŞÜN O ZAMAN!
Mustafa IJAZ
ijaz buzz’s ceo, youth mentor
3 comments Nisan 7, 2009
ÜNİVERSİTEYE GİTMEK YA DA NURETTİN ÖZDOĞAN
Bu sabah yurttan kampuse doğru yürürken kafamda tasarladım bu yazıyı.
Hava güneşli, Erzurum’da Kasım ayında böyle bir hava, evlere şenlik..
Çok şükür.. kışın güneş bir başka güzel..
deli eder insanı bu havalar vallahii :)
“Kasımda Aşk Başkadır” nasıl olsa.
Bir çok üst düzey insanın eğitim hayatlarına
baktığımızda tuhaflıklar görürüz.
Çok başarılı kanaat liderleri ve rol model kişilikler,
sıra dışı iş fikirlerinin sahipleri ya üniversiteye gitmemiş,
ya gitmiş terk etmiş, ya da gittiği üniversiteyi ve diplomayı önemsemeyip
kendi ilgi alanını keşfederek keyifli ve para getiren,
değer üreten, sosyal sorumluluğu olan girişimcilik projelerine imza atmışlar.
Bir çok ülkede ve özellikle Türkiye’de
Üniversiteye Gitmek bize yutturulmuş bir Prestij Hapıdır.
Üniversiteye gitmenin anlamı şudur:
Hayatta ne yapacağımı bilmiyorum, üniversiteye gidiyorum.
(paul arden’den mülhemle..)
Üniversiteyi iki defa bırakıp üç defa başlayan
biri olarak bu yazdıklarım kişisel kronolojim açısından
tutarlı ve bedeli ödenmiş cümlelerdir yazdıklarım.
Şu an Atatürk üni. Felsefe kantininde yazıyorum bu yazıyı.
ben fizik öğrencisiyim bu arada :)
Yılgınlık, bezginlik içinde bir gençlik var burada..
Örselenmiş gençlik heyecanları.. dayatılan bir tarz-ı hayat..
Aşkları IŞK değil, bedenleri GENÇ değil.. ,
yapıcı Neş’e duygusundan uzak,
hazz kültürü içinde azab çeken genç kardeşlerim benim!
Rol modelsiz, top modelli!
Hayatta ne yapacağını bilmek kaç kişiyi nasip olmuştur?
Tüm bu sıkıntılara rağmen iyi işler yapan kardeşlerimiz de var;
Nurettin Özdoğan onlardan birisi.
Sevgili Nurettin genç yaşında bir çok başarıya imza atmış,
gençlere rol model olabilecek birisi. EZI’de (uluslar arası insan kaynakları şirketi)
genç yaşında çalışmış ender insanlardan.
Zaman Gazetesinin Pazar ekinde yazdıklarıyla bir çok gence ufuk açıyor.
Sevgili Nurettin’in benim de çok üstünde durduğum iki sihirli kelimesi var:
GİRİŞİMCİLİK ve DEĞER ÜRETMEK.
Genç yaşında idealleri ve hayalleri olan
ve bunları tüm toplumla, gençlerle paylaşan,
BUDUR! Dedirten genç bir yürek o.
Bir çok şey yapmak istiyor ama asıl istediği şu:
“Gözlerinin içinde dünyalar saklı biri olmak.”
Bakar mısınız, onca başarı, popülariteden sonra hayat idealini
nasıl latif ve zarif bir şekilde açıklamış.
Zira O, samimiyetten, dostluklardan, paylaşmaktan,
heyecanlı olmak, heyecan aktarmaktan yana.
O zarif birisi. Tıpkı muhterem, manevi Ağabeyim,
Üstadım Maraşlı CAHİT ZARİFOĞLU gibi. Nurettin de Maraşlı.
Modern ama geleneğin zarif ve eskimez çizgileri var yaşamı yakalayışında.
Sevgili Nurettin’i canı gönülden tebrik ediyor,
onun gibi gençlerle aynı nesil olmaktan mutluluk duyuyorum.
Ailesini de tebrik ediyor, kendisine de ömür boyu saadetler,
başarılar, heyecanlar diliyorum.
Yaşam Sevincin eksik olmasın Nurettin!
Nurettin Özdoğan’ın kişisel web sitesi: www.empatik.com
Bir okuma önerisi:
1) Okulsuz Toplum – Ivan Illich
2) Görünmeyen Üniversite – Ersin Gürdoğan
Ve şimdi biraz müzik;
Jacques Brel’ den geliyor ; Amsterdam
1 comment Kasım 3, 2008
“GERÇEK GİRİŞİMCİLİK” ÜZERİNE MÜLAHAZALAR
-Modern bir dervişten Hz. Mevlana’ya
Değer üretmek ve girişimcilik yenilikçi ve sürdürülebilir başarının iki farklı yüzüdür.
Değer üretmeden girişimci olamadığımız gibi, girişimci olmadan da değer üretemeyiz.
Değer üretirken hayata bir bakış açısı katmalıyız.
Öyle bir şey yapmalıyız ki bu hayatı Kolaylaştırıcı olmalı.
Ya da bir probleme çözüm olmalı.
Bir genci hayata bağlamalı, bir çocuğa ufuk olmalı.
Bir anneye yaşama sevinci, bir babaya fedakarlık ve dava azmi katabilmeli.
Bir fikrimiz olmalı. Fikrimizin heyecanı olmalı.
O fikirle aylarca yatıp kalkmalıyız belki.
Kantinlerde, otobüslerde, dersliklerde, öğrenci evlerinde
dostlarla fikrimizi paylaşmalı, anlatmalıyız, ciddiye alınmamayı göze alarak.
Büyük düşünmeli, büyük düşler kurmalıyız.
Adam olmayı ve faydalı olmayı dert edinmeliyiz.
Sevmeliyiz. Sevinmeliyiz. Şükretmeliyiz.
Çocukların dualarını ve tebessümlerini almalıyız.
İmkanların azlığından sitem etmeyip,
Gazâli Hazretlerinin ‘Mümkün Alemlerin En İyisi”
anlayışınca içinde bulunduğumuz hal ve durum ve imkanlar
en iyi hal, durum ve imkandır demeliyiz.
İlahi kudret cimri değil ya, daha iyi bir hal mümkün olsaydı olurdu.
Edebi ve emaneti gözeterek,
Değer üreterek,
Sevindirerek, severek,
Dertlenerek ,
GERÇEK GİRİŞİMCİ olabiliriz.
Bizim girişimimiz, dünyalık, ego tatmini ve hırs adına değil
İnsana hizmet, Tanrıya hizmettir,
Sevginin özü birdir,
En kutsal erdem, Hayırda Yarışmaktır
Anlayışları gereğince olacaktır.
Şairin dediği gibi;
“âvâzeyi bu âleme dâvûd gibi sal
bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş”
bir hoş sadâ için üretmek ve girişimci olmak.
Markasız iş olmaz.
Marka SİZsiniz.
Giyiminiz , sözleriniz, dostlarınız,
samimiyetiniz, aileniz, kitaplarınız,
eylemleriniz MARKANIZdır.
Bir girişim için yola çıktığımızda
sonuçlardan ziyade sürece odaklanmak gerekir.
Ne yaptığımız kadar ( belki daha çok )
NASIL yaptığımız daha önemlidir.
Yaparken de İSTİŞARE kültüründen
ve sünnetinden uzak durmamak gerekir.
İstişaresiz iş yapanın başarısız olması kaçınılmazdır.
Ürettiğimiz değer yada işe ne kadar çok kişiyi
dahil edebilirsek o ölçüde çabuk büyürüz.
Ve ve ve en önemlisi, ister başarılı olalım ister başarısız
ama MÜTEVAZİ olmaktan vazgeçemeyiz.
Mütevazi ve samimi olamayanların ürettikleri makes kesbetmez.
Değerlerin en üstünü samimiyet ve tevazudur.
Her şeyin geçici olduğunu hatırlayarak yaşamak..
bu geçicilik aynasında
kendimizin en iyi fotoğrafını çekmek: İŞTE HAYAT!
Niyetlerimiz şüphesiz önemlidir.
Eksiklerimiz her zaman olacaktır.
Cesaret bizi YIĞIN’dan ayıracaktır.
Tabii, BİLGİ ile cesaret edeceğiz.
Pozitivist bir anlayışla, BİLGİ GÜÇTÜR demeyip BİLGİ ERDEMDİR,
BİLGİ YAŞAMIN GEÇİCİLİĞİNİ FARK ETMEKTİR
BİLGİ, BİGELİKTİR diyebilmeli ve öyle de yaşayabilmeliyiz.
Türkiye canlı bir ülke oldu.
Capcanlı.
Biz gençler de bu canlılığın en büyük payesine sahibiz bence.
Mevlana ve Yunus Emre , niçin hala hayırla anılıyorlar?
Çünkü onlar GERÇEK BİR GİRİŞİMCİYDİLER.
Çünkü onlar DEĞER ÜRETTİLER.
Çünkü onlar , SEVGİNİN GÜCÜyle iş yaptılar.
(Günümüzün girişimcilik anlayışı para kazanmak üzerine kurulu,
Ama eskiden gönül zenginliği ve cömertlik üzerine kuruluydu.
Çünkü nefsini bilen rabbini bilirdi. )
Büyük düşünmekten kastım, Allah dostu olmaya niyet etmek ve bunun bedelini ödemek.
Dost olmak. Dosta sadık olmak.
İşte GERÇEK GİRİŞİMCİLİK budur.
Girişimcilik kullara kul olmayıp,
Hakka kul olmayı en güzel şeref ve yol bilmektir.
Dünyadan giderken l halkın seni nasıl uğurladığına bakma,
Gittiğin yerde nasıl karşılandığına bak!
Sevelim, güzelleşelim : )
GENÇ dostlara selam olsun!
Sevelim, gençleşelim.
Erzurum’dan Mustafa İJAZ
5 comments Ekim 14, 2008





RSS - Posts