Posts filed under 'web'
TATLI SÖZLÜK
Ek$i Sözlüğe alternatif ; Tatlı Sözlük.
http://tatlisozluk.wordpress.com/
sözlüğe herhangi bir yere üye olmadan yorum yazabilirsiniz.
sözlük kendisini şöyle ifade ediyor;
Tatlı’m Sözlük
bu sözlükte yer alan bilgiler sokol’un makalesinde kullanılabilir bilgiler türündedir. yanımızda yürürken; sokolun makalesi de nedir, diyenlerin bizimle bir akrabalığı yoktur, kimdir bu arkadaş diye soranlara, tanımıyoruz ilgimiz yok der kaçarız. tatli sözlük bir ekşi sözlük gıcığıdır, taklididir, çakmadır. herkese açık ve kapalıdır. okuyucular da yazanlar kadar sorumludur, suç ortağıdır. burada yazılanları copy-paste yapanlar ergenekon tosunudur, darbecidir, pespayedir. bu sitenin tüm yayın hakları Shaquille O’Neil ve Kobe Bryant a aittir. pazarları da açıktır.
s-özlük kuralları;
1. küfürlü söz ve kişilerin doğuştan sahip dolduğu haklara saygısızlık içeren yorumlar yapılmaz
2. tatlı söz yılanı deliğine sokar.
3.tatlı sözlüğün dili tatlı, simgesi fırın sütlaç tatlısıdır.
4. sınırları kullanıcılar ve yorumcularla sınırlıdır.
5. bağımsızdır.
6.yönetim şekli monarşidir.
7. tatlı sözlükte kullanıcılar eşit haklara sahip değildir.
8.ibrahim tatlıses le yakından uzaktan ilgisi yoktur, olamaz, olursa bu blog intihara meyillidir.
9. birinci, üçüncü ve altıncı maddeler değiştirilemez.
10. dokuzuncu maddenin değiştirilmesi teklif edilemez.
11. onuncu maddenin yanından bile geçilemez.
12. yorum yazarken türkçe yazım kurallarına uymak zorunlu değildir.
13. tavsiyeler alınır, değerlendirilir, makbul olanlar topluma kazandırılır.
14. büyük harf kullanılmaz
15. sözlük yazarken insana yılan bile dokunmaz. sözlük yazmak kutsal bir iştir.
Buzz Point ©2009, İstanbul
Add comment Ağustos 3, 2009
COCA-COLA CEO’SU MUHTAR KENT ‘TEN GENÇLERE ÖĞÜTLER
cnn turk’de cem kozlu’nun “başarının izinde” proramında yaklaşık 800.000 çalışanı olan dünya devi coca-cola nın ceo’su muhtar kent’i izledim. amerik’ada doğmuş, babasının görevi -konsolos- dolayısıyla pek çok yer gezmiş renkli – karizmatik bir adam muhtar kent. konuşmasından biz gençler için çıkardığım öğütler şunlar;
>iki yabancı dil öğrenilmeli
>odaklanmaya-uzmanlaşmaya önem verilmeli
>öncelikler listesi oluşturulmalı: ne yapmalı? , ne yapmamalı?
>risk alma cesareti gösterilmeli
>hatalar olabilir; hata yapmıyorsan bir şey yapmıyorsundur.
>optimist olunmalı
>takım oyuncusu olabilecek özelliklere dikkat edilmeli
>yaptığınız işi en iyi şekilde yapmalısınız
>geleceğe kafa yormalı
>arkadaş çevrenize, sosyal ağınıza – network – önem verin, vakit ayırın
>değer üretin
>arasıra şarj olmalı; tatil, hobiler, aile, seyahat,kitap, sohbet..
>yöneticiler için: sahaya inmeli, kararlar yerinde, hızlı olmalı, bürokrasiyi azaltmalı, şirketinizde sadece iş toplantıları yapmayın. başka nedenlerle de çalışanlarınızı, ekibinizi bir arada tutun.
>aile değerlerine önem verilmeli
ben bu son maddeyi şöyle anlıyorum; genç arkadaşlar hayallerindeki yerlere ulaşmak istiyorlarsa kendilerine o hayallere-hedeflere doğru beraber yürüyebilecekleri, değer üretme odaklı düşünen-yaşayan, motivasyonu yüksek, optimist eşler seçmeliler. buraya bir mim koyduk.
muhtar beyin gömleğinin cebinde taşıdığı not defteri benim çok dikkatimi çekti. bildiğimiz defter. ceo da olsan not defteri bel kemiğimiz. genç girişimciler not almaya önem vermeli.
NAKİTE SAYGI DUY!
ekonomik krize de değinen muhtar kent; krizin nedenini “nakite saygı duyulmaması” olarak belirtti. nakite saygı duymak! çok güze bir tınısı var bu cümlenin. çok hoşuma gitti doğrusu. peki bu ne demek? bankaya yatan maaş, elektrik, su, telefon, vs. faturalar otomatik ödemede, alışverişlerde kredi kartı; neredeyse hiç parayla temas yok; ortalıkta uçuşan plastikler.. kent haklı; plastik, sanal bir ekonomi algısı var tüketicide. “nakite saygı” üzerinde durup düşünülmesi gereken bir kavram. ben ekonomi bakanı olsam NAKİTE SAYGI adıyla bir kampanya – hareket başlatırım. tüketim bilinci, öncelikler, ekonomi-insan makasında güzel bir açı yakalamak böyle mümkün olabilir. muhtar beyin kriz ve engelleri büyümek ve değişmek için bir fırsat olarak gördüğünü de söyleyelim. kriz durumunda yapılması gereken nedir sorusuna ise cevabı; önceliklerinizi gözden geçirin, odaklanın, geleceğe kafa yorun.
muhtar kent’e başarılar.
siz de coca-cola için, ışığınızı yansıtın! (ibrahim bu senin içindi. ne olacak bu bizim cola aşkımız :-)
tanrılar okulu’ndan -stefano d’anna- bir alıntıyla bitirelim yazımızı ;”herhangi bir eylem iyi yapıldığında sonsuza dek yapılır, tüm evren bundan haberdardır ve bunu bir daha asla tekrarlaman gerekmez.”
program videosu için tıklayınız
Mustafa İjaz | Antalya – Kaş
-respect to cash-
2 comments Haziran 19, 2009
İNTERNET GİRİŞİMCİLİĞİ
internet girişimciliği için beş adım,

BİR: Bir not defteri alın ve onu yanınızdan hiç ayırmayın.
“Söz uçar yazı kalır” deyişinden hareketle internette kendi işini kurmak isteyen girişimciler öncelikli olarak akıllarına gelen her şeyi not almalılar.

İKİ: Soru sorun, problemleri ortaya koyun ve sorunları yeniden analiz edin.

ÜÇ: Hem gerçek hayatta hem de internette araştırma yapın.

DÖRT: İletişiminizi kapatın.
Cep telefonlarının, internet sitelerinin, kullanılan e-posta programlarının, haber sitelerinin uyarı sistemlerinin, çevrimiçi iletişim araçlarının ve hatta bazen arkadaşların bile bir konuya odaklanmanın önünde engel oluşturduğunu rahatlıkla söylebiliriz; yeni bir fikir bulmak isteyen girişimcilerin dikkatlerini dağıtacak araç ve ortamlardan uzak durmaları gerekir.

BEŞ: Farklı düşünün.
Farklı bakış açıları edinmek ve düşünce şeklini değiştirmek önemlidir;
daha önce yapmadığınız şeyleri yapın.
mesela aklını kullan, aksini düşün kitabını okuyun.
3 comments Mayıs 28, 2009
WIPO & WITTGENSTEIN
Today’s Zamanın Pazar yayını olan Sunday’s Zaman da okuduğum bir haber bana ilginç geldi paylaşmak istedim. 26 Nisan dünya fikri mülkiyet günüymüş. Habere göre 26 nisan 2001’de entelektüel zenginliğin günlük hayata etkisi konusunda farkındalık oluşturma ve dünyanın dörtbir yanından insanlığın gelişimi için katkıda bulunan isimleri, sanatçı, düşünür ve girişimcileri anmak için kurulan World Intellectual Property Organization – WIPO her yıl bir tema çerçevesinde etkinlik düzenliyor. Bu yıl ki tema; “geleceğimizi güvenceye almanın bir anahtarı olarak; yeşil alan korumalı projeler”. Dünya entelektüel zenginliği deyince aklıma neler gelmiyor ki.. Hz. Adem den başlamalı.. J yasak elma ile başlayan dünya macerasında insanoğlu kendine yeniden yasak elmalar mı icad ediyor acaba? Sormadan geçemedim.
***
Entelektüellik demişken 26 nisan doğumlu Ludwig Wittgenstein’ı (1889-1951) anmadan geçmeyelim. 20. Yy analitik ve dil felsefesinde çok etkili olmuş bir filozof-düşünür olan wittgenstein bendeniz için de lise ve üniversite yıllarımda zihnimi en çok tahrik eden isimler arasında yer alır. Wittgenstein okuyacaklar için kitap önerisi; Yan Değiniler – altıkırkbeş yay.
LW
Zengin bir ailenin çocuğuydu. Issız bir fiyord yamacına yaptırdığı kulübede inzivaya çekildi. Toplum yaşamına dönmesinin ardından babasından kalan serveti dağıttı. Çok mutsuz oldu, sık sık intiharı düşündü. Akademik felsefe düşüncesine karşıydı. 1950’de kanser olduğunu öğrendi. Ona göre felsefede çözülecek bir problem, kanıtlanacak bir teorem, sınanacak bir varsayım yoktu ve dedi ki:
“İnsanlar iyiye doğru götürülemezler; ancak şuraya-buraya götürülebilirler. İyi, olgu uzamının dışında yatar…
Tohumu topraktan çekip alamazsın. Yapabileceğin, yalnızca, ona ısı, nem, ışık sağlamaktır; kendi kendine yetişmek zorundadır…
Çocuk kötüdür, ama kimse ona başka türlü olmayı öğretmez ki; anası-babası da gösterdikleri budalaca yakınlıkla daha da beter ederler onu…
Bir insan kilitli olmayan, ama içeriye doğru açılan bir kapıyı boyuna itiyor, çekmek aklına gelmiyorsa, dada hapistir…
Ancak çok mutsuz bir insanın başka bir insan için üzülmeye hakkı vardır…
Kişi yalnızca en korkunç acılar içindeyken yazmalı -o zaman bambaşka bir anlamı olur yazdıklarının. Ama, bu yüzden, bu yazılanı da kimse bir doğrudur diye alıntılayamamalı; meğer ki bunu söylerken kendisi de acı çekiyor ola…
Wittgenstein için ekşi sözlüğe bakın;
Add comment Nisan 27, 2009
EZAN ÜMİTSİZLİĞİ GİDERİR
Yarım kalmış – başlamadan bitmiş projeler kervanı hayatım. Hayırlısı.
Geçen bir arkadaşın ofisinde otururken aklıma gelen bu projeden bahsedeyim önce. Dostumu ziyarete gittiğimde kendisi çok meşguldü. O kadar meşgul ki bırakın bizimle ilgilenmeyi kendisiyle bile ilgilenemiyordu; yetiştirilmesi gereken işler, raporlar, sunumlar vs..çayımı içip otururken pencere arkasında yağan bahar yağmuru ne güzel olmuştu bu ikindi vaktinde. Bu hal ile mest olmuşken bir de ikindi ezanı başlamaz mı.. hep huyumdur, kapalı mekanlarda olduğumda ezan okunmaya başladıysa mümkünse pencereyi açar, ezanı içime çekerek dinlerim, nurun ala nur olurum J o nasıl bir güzelliktir..ikindi vaktindeki dünya meşgalesine inat o nasıl bir nidadır, o nasıl bir çağrıdır aman Allahım.. her kelimesinde ayrı bir ahenk ayrı bir letaif ayrı bir hikmet ve tesir var ezanın. O an karar verdim; sadece ve sadece ezanla ilgili bir site yapacaktım. Sitede ezanın kısa tarihi, Bilal-i Habeşi, ezan makamları, ezan sözlerinin tefsiri, dünyanın dört bir yanından en güzel ezan videosu ve ses kayıtları.. bir de ziyaretçilerin ezanla ilgili başlarından geçmiş güzel anı ve anekdotlarını yazabilecekleri bir ziyaretçi sayfası olacaktı sitede.. bu kadar. Amacımız ezanla ilgili farkındalığı arttırmak ve efendimizin-rabbimizin rızasını kazanmak. Ezan dinlemenin ritüelleri vardır bilirsiniz, ezan okununca öncelikle “Aziz Allah, şefaat ya resulullah” denilir. O an yaptığımız bir iş varsa mümkünse o iş terk edilir ve ezan edeble dinlenilir. Ezan okunmaya başladığında ayak ayaküstüne atıp oturanlar ezana saygıdan dolayı ayağını indirirler, müzik çalıyorsa kapatılır, yatakta uzanıyor ve uyanıksak mümkünse yataktan doğrulmak gerekir. Bunlar kültürümüzde ezana saygıdan oluşmuş bazı davranış motifleri. Ne güzel şeyler değil mi? Biz de tekrar bu farkındalığı arttırmak için böyle bir site yapalım dedik, diyanetin ve bazı vakıfların projemize destek vereceğinden şüphemiz yoktu lakin Çağrı kardeşimle birkaç kez bu proje için bir araya geldiysek de bazı teknik sorunlardan bir sonuca varamadık ve proje yarım kaldı. Ankara’dan Mehmet kardeşim de sitemize güzel bir ezan tefsiriyle katkıda bulunmak için bir metin göndermişti. Ona da buradan tekrar teşekkür ediyoruz. En azından metni paylaşayım istedim;
Seyid Sıbgatullah Arvasi (k.s) hazretleri müridi ve halifesi olan Abdurrahman-ı Taği (k.s) hazretlerine ezan okunurken şu şekilde tefekkür etmek gerektiğini anlatmışlar:
Allahu Ekber: Cenab-ı Rabbul Alemin, ibadete ihtiyacı olmayacak derecede büyüktür.
Eşhedü enla ilahe illallah: O’ndan başka ibadete layık kimse yoktur.
Eşhedü enne Muhammeden resulullah: Peygamberlerin dediği haktır, peygamberimiz Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) getirdiği şeriat haktır. Buna göre namaz asla terk edilmeyecek bir vecibedir, farzdır. Kul, kıldığı namazlara karşılık sevap kazanır. Bırakacak olsa acıklı bir azap ve büyük bir mahrumiyet vardır.
Burada iki mana ortaya çıktı.
Hayya ale’salah: Namaza gel ki büyük bir hayra kavuşasın. Bu söz birinci manaya işarettir.
Hayya alel-felah: Bu önemli farzı yerine getirmeye gel ki acıklı azaptan kurtulasın. Bu söz de ikinci manaya işarettir.
Ezanı dinleyen kimse bu kısımda ‘la havle vela kuvvete illa billah’ demelidir. Bu, taate gücüm yok, azaptan kurtulmak için gücüm yok, bunlar ancak Allah’ın yardımıyla olur anlamına gelir. Bu sözü söylemek müstehaptır.
Burada kula hiçbir şey kalmadığından dinleyici gevşeklik gösterebilir. Müezzinin tekrar ‘Allahu ekber’ ve ‘La ilahe illallah’ demesi, dinleyendeki bu gevşekliği giderir.
Allahu Ekber: Allah kulun ibadetine layık olmayacak derecede büyüktür. Öyle ise fayda hep kulundur anlamına gelir. Bunları söylemekle kulun gevşekliği gider.
La ilahe illallah: İbadete müstehak olan yalnızca Allah’tır, kullarını azaptan kurtaracak olan da sadece O’dur demektir.
Bu kelime-i tayyibe, ümitsizliği giderir.
4 comments Nisan 27, 2009
NEDEN İNTERNETTEYİZ?
Bunun bir çok cevabı olabilir. Martin Luther’ den kalan kendini motive etme anlayışı şimdi bir yana bırakılıyor. Kendinden motivastyonlu işçi her sabah işe gitme hevesiyle yataktan kalkardı- ibadetii çalışarak yerine getirirdi. Derken bir gün yatakta kalmaya karar verdi. Günümüzde insanlar zengin olmak, eğlenmek, yeni insanlarla tanışmak, yeni yerler görmek, tanınmak, kendini geliştirmek ve bunun gibi nedenlerle çalışıyor. Çalışma otomatikman iyi bir şey kabul edilmiyor. Motivasyon artık verili bir durum sayılmıyor. Çalışmak zorunda olmaktan canımız isterse çaşacağımız bir sisteme doğru gidiyoruz. Bir çok şirket yaptığı araştırmada işte Facebook kullanan çalışanının motivasyonu arttığı için buna izin veriyor.
Facebook’u düşünün. Dell’i düşünün. Youtube’u, gooogle’u, twitter’ı, IKEA’yı düşünün. Chevrolet Suburban’ı düşünün. Starbucks’ı düşünün. Kârlı fıratlar her yerde var. iş dünyası füze bilimi değil. Özü para kazanmaya dayanır. Apple’ın reklamını hepimiz biliyoruz: ‘Think difference.’ farklı düşün. Fikir avcısı ol. Ama bu da yetmez. Fikirlerini hayata geçirirken onları iyi sat! Apple’ın iMac’ı satarken kullandığı reklam gibi: “ Moron değil, Şık!” Bilgi , eğlence ve organizasyon çağındayız. Bu üçünden daha da önemlisi duygu. Bir duygu kasılması içinde yaşıyoruz. Dünyaya akıldan çok duygular yön vermeye başladı. Bütün eylemlerimizin özünde “alışveriş ve seks” var artık. Duygudan beslenen bir ekonomik çağ. Başarıya ulşmak için şu batası ‘mantığı’ ve normali bırakmalıyız artık. Diğer herkes gibi davranırsak, aynı şeyleri görür, aynı fikirlerle ortaya çıkar, tıpatıp aynı ürün ve hizmetleri üretiriz. Normal fikirler olsa olsa normal sonuçlar verir. Kazananın hepsini aldığı bir dünyada Normal= Hiçbirşey. Ama küçük bir risk almaya, ufak bir kuralı çiğnemeye, bir kaç normu görmezden gelmeye eğilim gösterirsek, en azından teorik olarak yeni bir şeyle ortaya çıkma, bir niş yakalama ve biraz para kazanma şansımız olur.
Gelecek aykırı düşünenleirn, risk alanların, kuralları çiğnemeyi göze alanların ve yeni kurallar koymayı göze alanların olacak. Gelecek onu yaratma fırsatını kovalayanların olacak. Düş gör, yoksa kabus görürsün. Geleceğe kafa yor! Delifişek ol!
1 comment Nisan 16, 2009
İNTERNET BAŞTAN ÇIKARIR!
Bugün Atatürk Üniversitesinde internet haftası (6-21 Nisan) dolayısıyla düzenlenen konferansın konuğu Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Mustafa Akgül’dü. İnternetin tarihçesinden bahseden Akgül neden internetin bir devrim olduğunu hatta sanayi devriminden bile daha ciddi sonuçlarının olduğunu konu edinen güzel bir sunum yaptı. Mustafa Akgül Beyefendiye teşekkür ediyoruz. İnternet haftası neden 6-21 nisan tarihleri arasında kutlanmaktadır? Bunun İnternetin Türkiyedeki tarihiyle yakından ilgisi var. 1950 lerin başında laboratuvar ortamında bilgisayarlar arası bağlantı çalışmalarının sonrasında CERN ( avrupa parçacık fiziği (big-bang) araştırma laboratuvarı) çalışanlarının çalışmalarının kendi aralarında paylaşımı içimi bu ağ bağlantısı ve web kullanımı geliştirildi. O zaman bilimsel amaçlı bir paylaşım için ortaya konan internet bugün dünyamızı baştan değiştirdi. Adeta baştan çıkardı. : ) Ülkemizde de internetin kullanımına başlanıldığı tarih 12 nisan 1993tür. Bundan dolayı her nisan ayının 6 ile 21i arasında internet haftasını çeşitli etkinliklerle kutluyoruz. ‘internet yaşamdır’ sloganıyla kendini ifade eden bu organizasyonun amacı bilişim çağında interneti daha çok kişiyle buluşturmak. Artık tek tek yapıların, bireylerin, grupların etkinliğinin ortadan kalktığı, daha çok Bağlantılı Toplumun ve Ekonomilerin, sosyolojik yapıların ortaya çıktığını görüyoruz. Bir ağın değeri bu ağı kaç kişinin kullandığıyla doğrudan ilgili. Onun için zaten değerli bir buluş olan internetin de ülkemizde bu değerden yeterince pay alması için kullanıcı sayısını arttırmak zorundayız. E-türkiye, E-devlet projeleri bu fikrin bir uzantısı. Her gün yüzlerce web sitesi, blog yayınlanmakta. İnternetin en önemli devrimsel niteliği, mekan va zamana ilişkin her türlü yerel, coğrafi, ekonomik farklılıkları ortadan kaldırması. Erzurumdaki bir üniversite öğrencisiyle New Yorktaki bir üniversite öğrencisini aynı şartlarda buluşturmakta. Yeter ki siz ne yapmak istediğinize karar verin. Zaten dananın kuyruğu da burda kopuyor. Ne yapmak istediğine karar vermek? Fikir avcısı, girişimci olmak. Buluşcu olmak! İşte genç toplum olarak eksiğimiz burada. İnternet kullanımını eğlence ve zaman öldürmekten ziyade girişimlerimiz ve networking için kullanmaya başlarsak işte o zaman bilişim toplumu olduk demektir. Şu an internet kullanımıyla ilgili yapılan bazı araştırmalarda ülkemiz katar, azerbaycan gibi ülkelerden bile geride. Takribi 120 ülke arasında 60. sıralardayız. İnternetin yaygınlığıyla birlikte bazı sorunlar da haliyle birlikte gelmekte. Porno, çocuk ve aile sağlığı, sansür gibi konular tartışmalı ve önlemler konusunda hala kafalar karışık. Mustafa Akgül konfrenasında interneti sokağa benzetti. ‘ siz çocuğunuzu sokağa bırakır mısınız? Elbette bırakmazsınız. İnternette öyle’ dediler. Sansür meselesi ise karın ağrısı bir durum. Yasakçı bir zihniyetle hiç bir şey olmaz, olmayacağını dünya bir kez daha gösterecek. İnternet vergilerinde dünya şampiyonuymuşuz. Ben de internetin neden pahalı oldupunu hep düşünmüşümdür. Oysa bu sorunun temelinde telekomun özelleşmesine rağmen bir türlü serbest piyasaya inememesi varmış. Gerçekten ilginç bir konu. Umarım bu vergiler düşer de ‘internet yaşamdır’ sloganı hayat bulur. 3G teknolojisini heyecanla beklediğimiz bu günlerde iPhone kullanımıyla birlikte internet yaşamın her yanına girecek ve Gelecek ve Girişimler üzerine kafa yoranlar kazanacak. Geleceğe kafa yoralım!

1 comment Nisan 7, 2009
GELECEĞE KAFA YOR

Dünya sizin onu ne olarak kabul ettiğinizdir. Ona farklı bakın hayatınız değişsin.
**
gelmiş geçmiş en iyi tavsiye :
“ŞAŞIRT BENİ’
Alexey Brodovitch / Harper’s Bazaar Sanat Yönetmeni
bu sözcükler aklınızda olduğu sürece ne yaparsanız yapın başarılı olacaktır.
**
reddedilmekten korkma!
**
CV
CV önemlidir. Ama daha da önemlisi sizsiniz. Siz çalışmadan CV çalışmaz. Bir çok yerde insan kaynakları CV çöplüğüne dönmüştür. Atıl, çalışmayan CV lerden binlercesi var. hepsi aynı tarzda yazılmış klişe içerikler. Önce siz değer yaratırsınız, sonra CV niz çalışmaya başlar. CV inde yazabileceğin en iyi yerlerde çalış. En iyi, en sıradışı, en işe yarar deneyimler edin.
**
iyi notlara, AGNOya, diplomaya önem verme.
Hayal kasların ne durumda? Onları çalıştırıyor musun?
İyi bir gözlem ve analiz gücün var mı?
İngilizcen ne durumda?
Bilgisayar bilgin ne kadar?
Web tasarımıyla hiç ilgilendin mi?
Yeniliğe ve değişime açık mısın?
Fırsatları görüyor musun?
Fırsatları arayan bir içsel gözün var mı?
Yoksa küçük hesapların mı adamısın?
Dünyada neler olup bitiyor, merak edip ilgileniyor musun?
Nerede, kimlerle, ne kadara çalışmak istiyorsun?
Nerede yaşamak istersin?
Geleceğin kalbi nerede atıyor?
Hiç bunları düşündün mü?
Düşünmediysen iyi notlara, AGNOya ve diplomaya önem ver zira elinden başka bir şey gelmez. Senden iyi memur olur. Memurlara da ihtiyacı var dünyanın.(!)
**
üniversiteye gitmek, “bu hayatta ne yapmak istediğimi bilmiyorum, o yüzden üniversiteye gidiyorum” anlamına gelir. Hayatta ne yapmak istediğini biliyorsan okulu bırak işe gir.
Ne yapmak istediğini bilmiyor ve üniversiteye gidiyorsan bu yıllarını diploma almak içi değil “ hayatta ne yapmak istediğine karar vermek için” değerlendir. Mümkün olduğunca çooook insanla tanış. (networking) asla yalnız yeme! İletişime açık ol. Her fırsatı değerlendir. Geleceğe kafa yor! Bir yerlerde bir şeyler oluyor ve ilgileniyorsan ORADA OL! Konferans, seminer, parti, tanıtım, organizasyon, yarışma, eğlence vs.. üniversiteyi ciddiye alma! Hayallerini ciddiye al! Ne olduğunu boşver, ne olacağına odaklan! Çevrende sınırsız negatif enerjili insanlar olacak onlara takılma. Onlardan uzak dur. Ciddiye alma. Hedeflerine ve heyecanlarına odaklan!
**
kendi işini kur. Kendi hayallerinin peşinden git! Yoksa bir gün kendini başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için çalışırken ve emekli olacağın günü beklerken bulacaksın.
**
kovuldun mu? Dert etme. Ben kovuldum. Dert etmedim. Kendime kısa sürede yeni bir hayat kurdum. Yeni bir çevre, yeni insanlar, yeni, yeni, yeni.. Apple CEO su Steve JOBsun dediği gibi: “hayat bazen kafanıza tuğlayla vurur!” sorun değil. Bunu bir fırsat olarak görün. Değişim fırsatı. Zaten aynı işte uzun süre çalışmak iyi değildir. Değişim! Değişim! Değişim!
**
işe nereden başlayacaksın? Bir ilham kaynağın olmalı değil mi.. çok basit, söyleyeyim: parayı düşün. Gerisi kendiliğinden gelecektir.
**
iş hayatında çalmak(!) iyidir. Sana ilham verecek, seni creative yapacak her şeyi çal! : ) filmleri, müzikleri, kitapları, şiirleri, fotoğrafları, konuşmaları, rüyaları, ağaçları, tabelaları, bulutları, ışığı,.. orjinal ol! Orjinallik öldü. Üstad Jen Luc Godard der ki “ önemli olan bier şeyleri nereden aldığın değil, nereye götürdüğündür” ( bunu paul arden’den çaldım )
**
fikir avcısı ol! Gezerken, çay içerken, alışveriş yaparken, her yerde fikir avcısı ol! Yaşadığın dünyayı ve çevrende olup bitenleri kritize et ve fikir üret. Çok fikir üret. Bunları yaz. İyi olanların üstüne git. Gerçekleştir. Önce yap sonra açıkla! Önce yap sonra düzeltirsin! Bir fikri hayata geçirmek için bütün şartların oluşmasını bekleme. Bir yerden başla. İyi fikir nedir? Gerçekleşendir.
Bu kadar. Çok basit. Oscar Wilde der ki: “ çoğu insan birbirinin aynıdır. Onların düşünceleri, başkalarının fikirleridir. Onların hayatları taklit, tutkuları alıntıdır.” senin fikrin ne? Fikir avcısı ol!
**
Hayat başkalarını taklit etmek için çok kısadır.
Kendin ol! Numara yapma. Get real! Orjinal ol!
**
bir iş yaparken başkalarını ne kadar etkilediğin üzerinde düşünme. Yaptığın işten ne kadar etkilendiğin, heyecan duyduğunla ilgilen. Samimi ol!
**
duruşa dikkat!
nasıl durursan başkaları da seni öyle yargılar.
Creative ol!
**
başarılı olmak istiyorsan, Dinle!
İnsanları dinle. Gerçekten dinle. Dinliyormuş gibi yapma.
Dinlemek çok kapı açar. Bir iş görüşmesinde “kendimi anlatacağım” diye kendini yıpratma. Zeka gösterisine girme. İyi bir dinleyici olman daha faydalıdır.
**
başarısızlıklarına bahane bulma! Kendine karşı dürüst ol! Kendini amansız eleştir ama kendini sev, hatalarına karşı toleranslı ol. Kendini yenile!
**
NEYİ YANLIŞ YAPTIM?
bir iş yaptığında başkalarına gösterirken ‘nasıl olmuş?’ diye sorarsan muhtemelen seni üzmemek için iyi, eline sağlık, güzel olmuş diyeceklerdir. Bir daha ki sefere ‘neyi yanlış yaptığını’ sor, sana gerçek düşüncelerini söyleyeceklerdir.
**
girişimci ol. Kendi işini kur. Mantıklı olmaya çalışma. İşe yarar olmaya çalış. Bir çok insan mantıklıdır. Mantıklı ölçüde iyidir! Bırak bu safsatayı, DELİFİŞEK ol! Büyük düşün! Pervasız düşün! Risk al! Silkele kendini! Hayal ceplerini yokla! Dök ortaya! Yola çık! Sabahın ilk ışıklarıyla yola çıkmanın keyfini bir çok kez yaşa!
**
hayal et!
Kim olacaksın?
Geleceğe kafa yor ya da şimdiden kafana vur!
**
Şimdi dünyanın tanıdığı bir ünlü çocukken kendisine hedef olarak şunu seçmişti: ‘persil kadar ünlü olmak istiyorum’ bildiğimiz persilmatik çamaşır detarjanı. Senin hedefin ne?
**
aykırı olmak için aykırı düşünmelisin!
AYKIRI DÜŞÜN O ZAMAN!
Mustafa IJAZ
ijaz buzz’s ceo, youth mentor
3 comments Nisan 7, 2009
DELİFİŞEK ZAMANLAR
Size, sevindirici bir haberimiz var: 2020′ye kadar tıpta ve teknolojide gerçekleşecek devrimler, hayatımızı büyük ölçüde kolaylaştıracak. Neler mi bu yenilikler? Mesela gen deşifresi sayesinde kanser başta olmak üzere birçok ölümcül hastalık daha başlamadan önlenebilecek.
Bilgisayarları kolumuzda taşıyabileceğiz, ev işlerini robotlar görecek… Anlayacağınız, 2020′de hayat epey kolaylaşacak; ama insanoğlu huzuru bulabilecek mi orası meçhul!
Bundan yirmi yıl önce hayatımızın vazgeçilmezleri arasında neler vardı? Küçücük laptoplar, teknolojinin son harikası İPhone’lar, salonumuzun başköşesinde duran LCD ekran televizyonlar ya da yanımızdan hiç ayırmadığımız Ipotlar… Hiçbirini kullanmıyor hatta hayal bile edemiyorduk. Bilimkurgu filmlerinde gördüğümüz ilginç aletlere “Ne olacak işte, bilimkurgu filmi değil mi?” diyorduk. Ama o dönemde sinema perdesine yansıyan ve insanoğlunun akıl sınırlarını zorlayan teknolojik ürünlerin pek çoğu bugün ‘vazgeçilmezlerimiz’ arasında. Peki, bundan 10 yıl sonra hayatımıza hangi teknolojiler yön verecek? Bu soruya net bir cevap vermek aslında çok zor. Ama tahmin etmek bir o kadar da basit. Çünkü bugün sadece laboratuvar ortamında gözlenebilen birçok teknolojik yenilik kısa bir süre sonra bütün herkesin hizmetine sunuluyor. Bilişim alanındaki yenilikler, sağlık sektöründeki buluşlar, uzayın derinliklerindeki keşifler yeni buluşları da beraberinde getiriyor. Kısa bir süre sonra, çok az yakıtla kilometrelerce giden arabalar, akıllı binalar, sadece küçük bir ekrandan ibaret olan ve ses komutuyla çalışan bilgisayarlar gündelik hayatın birer parçası olacak. IBM firması, kısa bir süre önce beş yıl içerisinde hayatımıza girecek beş yeni teknolojiyi açıkladı. Firmaya göre herkesin gen haritası çıkarılacak. Hayatımıza dijital asistanlar yön verecek. Biz de teknolojiyle yatıp teknolojiyle kalkan kendi alanlarında uzman kişilere “10 yıl içerisinde bizi ne gibi teknolojik sürprizler bekliyor?” diye sorduk.
***
Her yüzey bir bilgisayara dönüşecek
Windows Ürün Grup Müdürü Nuri Çankaya: Her yüzey bir bilgisayara dönüşecek. Hatta ’sesli komut’ vermek yetecek. Bunun bir adım ilerisinde ise ‘dokunmasız etkileşim’ var. Yani elleriniz havada, hiçbir yere dokunmadan istediğiniz işlemi yapabileceksiniz. Vücudunuzu oynatarak oyun oynayabileceksiniz. Tüm bu gelişmeler, veri depolama işlemlerini de kolaylaştıracak. Fotoğraf çektiniz, yanınızda taşıdığınız ve kablosuz elektrik ile çalışan cihaz sayesinde fotoğrafınızı saniyeler içerisinde web sitenize aktarabileceksiniz.”
***
Klimanız, ‘Beni kapatır mısın?’ diyecek
IBM Türkiye Teknoloji lideri Suat Kızıltaş: Alışverişe tek başına çıkmaktan hoşlanmayanlar için yeni yazılımlar geliştirilecek. Kıyafetlerinizin fotoğraflarını çekip telefonunuzdaki 3 boyutlu grafiklere giydirerek arkadaşlarınıza yollayıp onların fikrini alabileceksiniz. Ev hayatında da son derece tasarruflu eşyalar kullanılacak. Cep telefonunuza gelen mesajda, klimanız “Evde kimse yok, boşuna enerji harcıyorum. Beni kapatır mısın?” uyarısında bulunacak.
***
1000 dolarlık robotlar hayatımızı kolaylaştıracak
ShiftDelete Dergisi Yayın Koordinatörü Hakkı Alkan: Malzeme mühendisliğindeki gelişmeler, alternatif enerji kaynakları ve işlemcilerdeki hızlı gelişmeler, robotların fiyatını 1000 dolar seviyesine kadar düşürecek. Bu süreç içerisinde ‘internet’ kişisel veri depolamada büyük bir önem kazanacak. Sadece küçük bir ekran ve internet, bütün işlemlerinizi yapmaya yetecek. Gerekli olan tüm veriler, programlar, işlemler kullanıcılara sunulacak.
***
Bilgi saklamak lüks haline gelecek
Digital Age Dergisi Yazı İşleri Müdürü İbrahim Özdemir: Önümüzdeki yıllarda bilgilerin güvenli bir ortamda saklanması büyük bir lüks haline gelecek. Şirketlerin ve devletlerin güvenliği için ağ, bilgisayar ve iletişim teknolojileri çok daha büyük önem kazanacak. Gerçek hayattaki çatışmaların siber alanda da paralel yansımaları yaşanacak. Belki tek mermi atılmadan ülkelerin kritik iletişim, finans, eğitim ya da sağlık sistemlerinin rakip devletler ya da karşıt örgütler tarafından çökertildiğine şahit olacağız.
***
Bilgisayarı kolumuza takacağız
PC Magazine Haber Müdürü Cem Sümbül: Kısa bir süre sonra bir saate bile bilgisayar yerleştirebilmek mümkün olacak. Teknolojideki gelişmeler adım adım bizi bu noktaya götürüyor. Bunun denemeleri şimdiden yapılıyor ve başarılı sonuçlar alınıyor. Ama önemli olan bu teknolojinin kullanılabilir olması.
***
Laptoplar kullanılıp atılabilecek
Bilişim Uzmanı Erdem E. Tavukçuoğlu: Plazma TV’nin görüş açısının LCD TV’ye nazaran daha iyi olduğunu tartıştığımız şu günler, yerini 3 boyutlu TV’lere bırakacak. Laptoplar, kullanılıp atılabilen ve katlandığında cep telefonundan daha küçük hale gelebilen bilgisayarlara dönüşecek.
***
Hastalanmadan tedavi olacağız
Genetik Hastalıklar Uzmanı Doç. Dr. Ender Altıok: Herkesin gen haritası deşifre edilebilecek. Yapılan araştırmalar, 2020 yılında gen deşifresinin bin dolar seviyesine düşeceğini gösteriyor. Böylece hastalıklara tanı koyma süreci kısalacak. Gen haritasındaki ipuçları, sizin ne yiyip ne içmeniz gerektiğini, vücudunuzun hangi besine karşı alerjisi olduğunu tespit edecek.
***
Akıllı kumaşlar giyeceğiz
M-GEN Gelecek Planlama Merkezi Kurucusu Ufuk Tarhan (Fütürist): Hafif, ince, kırışmaz, leke tutmaz, soğuk-sıcak işlemez, dokusunda çeşitli tedavi edici maddeler olan, akıllı-hissedebilen, atılabilen, sprey halinde, taşınma sırasında çok çok küçülebilen, kıyafetler tasarlanacak.
***
2020′da bizi bekleyen yenilikler
Herkesin gen haritası çıkarılacak. Böylece kişiye özel ilaç tedavisi uygulanacak. Bazı hastalıklar çok erken teşhis edilebilecek.
Akıllı arabalar sayesinde kazalar en aza inecek. Trafik kazası yapmak özel beceri isteyecek.
Seri bir şekilde üretilen robotlar herkesin alabileceği fiyatlarda satılacak. Gündelik hayat kolaylaşacak.
‘Akıllı evler’ sayesinde her şey tek merkezden yönetilecek. Ev aletleri son derece tasarruflu çalışacak.
Laptoplar, katlandığında cep telefonundan daha küçük hale gelecek.
İnce, kırışmaz, leke tutmaz, soğuk-sıcak işlemez, dokusunda çeşitli tedavi edici maddeler olan, akıllı-hissedebilen kumaşlar üretilecek.
Digital asistanlar sayesinde unutmak tarih olacak.
İnternet ortamında sesli komut verip bilgisayarınızı yönlendirebileceksiniz.
Kaldırımlara yansıyan güneş enerjisi elektrik enerjisine dönüştürülecek.
Bilgisayar teknolojisi maksimum seviyede otomobillerde kullanılacak.
Okullar sadece sosyal amaçlı eğitim verecek. Dersler internet aracılığıyla anlatılacak.
Televizyon ve bilgisayarların görüntüleri gerçek hayattaki gibi olacak
Hem karada, hem denizde, hem de uçabilen araçlar geliştirilmiş olacak.
Yeme içme kültürümüz değişecek.
Bilimkurgu filmlerinde seyrettiğimiz hap şeklindeki yemek tabletleriyle beslenmeye başlayacağız.
1 comment Mart 14, 2009
GÖSTERE GÖSTERE HAYIR; SÜPER!
Keyifler Nasıl? Sorusu için öğrencilerimden duymak istediğim cevap hep ‘süper’ olmuştur. Hatta onlar nerede bir ‘süper’ kelimesi görseler eminim beni hatırlarlar. Yine bu gün ‘süper’ diyebileceğim günlerden biriydi; çünkü Genç Siviller adlı grup 12 Eylül Darbesinin akabinde yapılmış olan 1982 Anayasasının 26. Yıl dönümü olan 7 Kasım’da yasayı yeniden Refaranduma götürdüler. Süper bir olay! Jandarma gözetiminde göstere göstere (zorla) EVET denilen 1982 Darbe Anayasasına ben de Erzurum’da Cumnhuriyet Caddesinde kurulan Standda GÖSTERE GÖSTERE HAYIR dedim.
![]()
Oy pusulamı kutuya besmele ile bırakıp, bunun kutsal bir görev olduğunu oradaki görevliyle paylaştım. “Genç Siviller Rahatsız” sloganıyla bir çok etkinlik yapan bu aktivist genç grubu tebrik ediyor, çalışmalarında kolaylıklar diliyorum. Aslolan süreçtir, sonuçlar kendiliğinden gelir!
Yaşlı, bunak, vehimli, vesveseci, duyarsız, statükocu, tutucu bir anayasa 1982 anayasası. İçinde 301 gibi ne olduğu tam anlaşılamayan tuhaf bir madde olan bir anayasa. Devlet memurlarına millet iradesine ket vurma hakkı tanıyan, askeri bir anayasa.
GENÇ, SİVİL, HERKESE GÖRE DEĞİŞMEYEN , KULLANIŞLI, ÖZGÜRLÜKÇÜ, ÇOK SESLİ BİR ANAYASA İSTİYORUZ! ANNE GİBİ BİR YASA İSTİYORUZ KISACASI!
***
Dünyaya Hayırlı olsun.
Hüseyin Burak Obama. Evrenselleşmenin ilginç örneklerinden biri olacak. Siyaset bilimi derslerinde 10 yıl sonra en az iki saatlik ders konusu: Obama!
henry david thoreau der ki: “en iyi yönetim biçimi: en az yöneten bir yönetim biçimidir. Bu ise, insanlar buna hazır olduklarında gerçekleşir”. Obama bunun için hazır gibi. Ya Dünya? Hey wordl! R U Ready?
***
MUSTAFA FİLMİ HAKKINDA
Mustafa filmini destekliyorum. Atatürk üzerinden rant sağlayanlar için bir hayal kırıklığı tabii. Zavallılar, size acıyorum. Atatürk bir nesne değildir, meta değildir. Tarih kendini yenilemek zorundaydı. Bu yeni kişi sistemin içinden, sistem dışı olmalıydı. Bu Mustafa olmayabilirdi. Ama o oldu. Bence ne iyi oldu, ne de kötü. Tarihsel bir kişi, o kadar. Onun üzerinden kavga etmeyi hangi aptal icat etti? Mustafa, hatasıyla sevabıyla Mustafa’dır. Değişen, sivilleşen Türkiye’de böyle çalışmaların artması dileğiyle.
Ahmet Altan da güzel bir yazıyla tartışmaya katılmış,
buyurun ;
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=756716&title=can-dundarin-mustafa-filmi-tartismasina-ahmet-altan-da-katildi
1 comment Kasım 8, 2008
MUSTAFA İJAZ | WEB REHBERİ
Genç Kariyer
http://www.nurettinozdogan.com/
Başarılı Gençler
http://www.basariligencler.com/
Eckhart Tolle
Fenomen Habercilik
Masaru Emoto
The Secret
Şeyler Nasıl Çalışır?
Ne biliyoruz ki?
Gündemi İngilizce Takip Etmek İçin
Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Başkanlığı
Kitap
Kuantum Kuramı
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/kuantumkuramisay.htm
Şeklin Öte-benliği
http://www.psikoestetik.com/index_tr.html
Mevlana
Albert Einstein
2 comments Eylül 13, 2008




