Posts filed under 'türkiye'

İDEAL ÜNİVERSİTENİN KİLİT UNSURLARI

sabanciDünya ve toplumlar hızla değişim, dönüşüm, üretim ve bu süreçlere adaptasyonla ilgiliyken Türkiye bu anlamda hala ilkel bir görüntü içindedir. nedeni basit; bir toplumda değişimin motoru üniversitelerdir. türkiye de üniversiteler hayatta istediğine karar veremeyen bir yığın insanın iltica kapısı haline gelmiştir. günümüzde yeni bu konuda sorgulamalar, çalıştaylar yapılmakta. gelecek yıllarda meyvelerini toplarız diye ümit ediyorum. bologna süreci, ab programları, erasmus ve farabi programlarının hayata geçirilmesinde bir takım sıkıntılar varsa da gelinen nokta itibariyle yine de güzel gelişmeler bunlar diyebiliriz. Yüksek Öğretim Kurulu da bu konuda yeni yapılandırmalar içinde. YÖK başkanı Yusuf Ziya Özcan ın yeniliklerle ilgili bilgiler verdiği bir röportajına buradan ulaşabilirsiniz.

***

bir örnek vermek gerekirse ;

halen Atatürk Üniversitesi öğrencisi olarak, EĞİTİMİN GELECEĞİNE KAFA YOR! an biri olarak diyebilirim ki türkiyede öğrenci alım, lisans ve yüksek lisans eğitimi politikaları açısından vizyonu en geniş, küresel anlamda bir değerler habitatına sahip tek üniversite SABANCI ÜNİVERSİTESİdir.

atauni***

İDEAL ÜNİVERSİTENİN KİLİT UNSURLARI

nedir? Sorusuna şu cevapları verebiliriz;

Bir üniversite sonraki kuşağın eğitim ve öğrenimine dömük hedeflere ulaşmak için gerekli yapıyı, sistem, süreç ve kaynakları geliştirir. Bunlar esnektir ve beliren ihtiyaç ve koşullara kendilerini uyarlayabilirler.

Bir üniversite çeşitli yöntemlerle yeni bilgiler üretir ve yayar

bir üniversite, insanların birbiriyle bağlantısı ister fiziksel ister elektronik olsun,  ortak öğrenmeyi ileriye götüren bir “sorgulama habitatı”dır.

Bir üniversite erişim, herkes için hayatı ve çevresindeki dünyayı anlama olanağı yaratır.

Bir üniversite hakikat, güzellik, sevgi ve adalet ideallerimize ilişkin anlayışımızı ve değerlerimizi genişletir.

Bir üniversitenin öğretim üyeleri öğrencilerle öğrenme sorumluluğunu paylaşan yol göstericiler ya da kolaylaştırıcılardır.

Bir üniversite şimdiki ve gelecek kuşaklar için, içinde yer aldığı toplulukla, kuruluşlarla, toplumla ve doğal çevreyle pürüzsüz bir bütünleşme içindedir ve bunların kendilerini yeniden üretmesine yardımcı olur.

üniversitelerin ve eğitimin değişen paradigması | eğitimin geleceği

***

Eğitim üzerine yazmaya, düşünmeye, geleceğe kafa yormaya devam edeceğim.

ışık ve sevgiyle..

1 comment Temmuz 18, 2009

SEVİNDİRME SERVİSİ

15784937

Delta Bisiklet olarak 2 Ağustosta Bisikletle Ağrı Dağı’na tırmanıyoruz. Yolumuz oralara düşmüşken Iğdırlı çocukları güldürmek için elimizden gelen her türlü yardımı yapıyoruz. Küresel Isınmaya Karşı Bisikletle Ağrı Dağı’na tırmanırken ihtiyacı olan çocuklara yardım ederek kalbimizi ısıtıyoruz. Artık binmediğimiz, bize küçük gelen bisikletlerimizi, bir kenara kaldırdığımız bisiklet malzemelerimizi, evimizde bulunan okuduktan sonra artık başkalarıyla paylaşmalıyım dediğimiz kitaplarımızı, ilk sayfalarını hunharca kullanıp çekmecelere kapadığımız defterlerimizi, duygusal davranıp bir kenara ayırdığımız ama artık giymediğimiz kıyafetlerimizi, küçüklüğümüzde bizi güldüren oyuncaklarımızı Iğdırlı çocukları güldürmek için tozlandıkları, kendilerini işe yaramaz hissettikleri köşelerinden çıkarıyoruz. Sevindirme servisimiz 24 Temmuz Cuma ‘09 günü Delta Bisiklet Emek Şubesinden yola çıkacak. O güne kadar paylaşmak istediğiniz herşeyi bize bırakabilirsiniz.

Delta Bisiklet

Bosna Hersek Caddesi 21/D Emek-ANKARA

Tel: 0312 223 60 27

Faks:0312 222 34 92

www.deltabisiklet.com

info@deltabisiklet.com

1 comment Temmuz 8, 2009

COCA-COLA CEO’SU MUHTAR KENT ‘TEN GENÇLERE ÖĞÜTLER

muhtar kent coca-cola ceocnn turk’de cem kozlu’nun “başarının izinde” proramında yaklaşık 800.000 çalışanı olan dünya devi coca-cola nın ceo’su muhtar kent’i izledim. amerik’ada doğmuş, babasının görevi -konsolos- dolayısıyla pek çok yer gezmiş renkli – karizmatik bir adam muhtar kent. konuşmasından biz gençler için çıkardığım öğütler şunlar;

 

>iki yabancı dil öğrenilmeli

>odaklanmaya-uzmanlaşmaya önem verilmeli

>öncelikler listesi oluşturulmalı: ne yapmalı? , ne yapmamalı?

>risk alma cesareti gösterilmeli

>hatalar olabilir; hata yapmıyorsan bir şey yapmıyorsundur.

>optimist olunmalı

>takım oyuncusu olabilecek özelliklere dikkat edilmeli

>yaptığınız işi en iyi şekilde yapmalısınız

>geleceğe kafa yormalı

>arkadaş çevrenize, sosyal ağınıza – network – önem verin, vakit ayırın

>değer üretin

>arasıra şarj olmalı; tatil, hobiler, aile, seyahat,kitap, sohbet..

>yöneticiler için: sahaya inmeli, kararlar yerinde, hızlı olmalı, bürokrasiyi azaltmalı, şirketinizde sadece iş toplantıları yapmayın. başka nedenlerle de çalışanlarınızı, ekibinizi bir arada tutun.

>aile değerlerine önem verilmeli

ben bu son maddeyi şöyle anlıyorum; genç arkadaşlar hayallerindeki yerlere ulaşmak istiyorlarsa kendilerine o hayallere-hedeflere doğru beraber yürüyebilecekleri, değer üretme odaklı düşünen-yaşayan, motivasyonu yüksek, optimist eşler seçmeliler. buraya bir mim koyduk.

muhtar beyin gömleğinin cebinde taşıdığı not defteri benim çok dikkatimi çekti. bildiğimiz defter. ceo da olsan not defteri bel kemiğimiz. genç girişimciler not almaya önem vermeli.

NAKİTE  SAYGI DUY!

ekonomik krize de değinen muhtar kent; krizin nedenini “nakite saygı duyulmaması” olarak belirtti. nakite saygı duymak! çok güze bir tınısı var bu cümlenin. çok hoşuma gitti doğrusu. peki bu ne demek? bankaya yatan maaş, elektrik, su, telefon, vs. faturalar otomatik ödemede, alışverişlerde kredi kartı; neredeyse hiç parayla temas yok; ortalıkta uçuşan plastikler.. kent haklı; plastik, sanal bir ekonomi algısı var tüketicide. “nakite saygı” üzerinde durup düşünülmesi gereken bir kavram. ben ekonomi bakanı olsam NAKİTE SAYGI adıyla bir kampanya – hareket başlatırım. tüketim bilinci, öncelikler, ekonomi-insan makasında güzel bir açı yakalamak böyle mümkün olabilir. muhtar beyin kriz ve engelleri büyümek ve değişmek için bir fırsat olarak gördüğünü de söyleyelim. kriz durumunda yapılması gereken nedir sorusuna ise cevabı; önceliklerinizi gözden geçirin, odaklanın, geleceğe kafa yorun.

muhtar kent’e başarılar.

siz de coca-cola için, ışığınızı yansıtın! (ibrahim bu senin içindi. ne olacak bu bizim cola aşkımız :-)

 

tanrılar okulu’ndan -stefano d’anna- bir alıntıyla bitirelim yazımızı ;”herhangi bir eylem iyi yapıldığında sonsuza dek yapılır, tüm evren bundan haberdardır ve bunu bir daha asla tekrarlaman gerekmez.”

 program videosu için tıklayınız

 

 Mustafa İjaz   |  Antalya – Kaş

cash-respect to cash-

2 comments Haziran 19, 2009

TÜRKİYE MİLLİ EĞİTİMİNDE DURUM DEĞERLENDİRMESİ VE HEDEFLER

 

TÜRKİYE MİLLİ EĞİTİMİNDE DURUM DEĞERLENDİRMESİ VE HEDEFLER
 DERS : Eğitim 
 Eğitim eğmekten gelir. İnsanoğlunun düştüğü ve göründüğü bu fenomenler dünyasında insan daha çok görünmeyen tarafıyla insan olarak anılmaya değerdir. Bu görünmeyen tarafa ulaşmak ve orada bir takım değişim, dönüşüm, iyileştirme, zenginleştirme faaliyetinde bulunmak öncelikle insanın biyolojik, fiziki ve soyut (soul) durumunun ortaya konulması gerekir. İnsan dünyaya düşer. Merhamete ilgiye bakıma rehbere ihtiyacı vardır. Doğuştan gelen bir takım özgürlüklere sahiptir ama toplum içinde yaşamanın getirdiği sorumlulukların da farkında olarak büyümelidir. Ve devlet burada, Ivan Illich in okulsuz toplumunda ve Michel Foucault un tezlerinde çoğu zaman yer bulan , vatandaşı-bireyi okulla tek tipleştirerek kontrol altına alma ve iktidarın devamını sağlamak gibi statükocu, bağnaz bir yapıdan uzak durmalıdır. Zira insan her an “akan bir enerjidir”. Binbir  potansiyelle dolu bir enerji merkezi.. böyle bir varlığa karşı devlet onun yeteneklerini körelterek kendi devamlılığını sağlayabilir ancak uzun vadede o ülkenin çöküşü kaçınılmazdır. Her an değişen, akan bir enerji olan insana karşı yapılacak muamelelerde ESNEKLİK temel bir yaklaşım metodu olmalıdır. Tektiplilik hayvanlara ve cansızlara özgüdür. Oysa insan biriciktir. Her birey farklıdır, her birey değerlidir, her can kutsaldır. Bireyin doğuştan getirdiği bu farklılıkları toplum içinde ayrılıklara ve çatışmaya değil zenginliğe dönüştüreceği ve farklılıkların sinerji etkisi oluşturduğu bir duruma hizmet edecek şekilde bireyler özgür bir düşünceyle büyütülmelidir. 
Elli yıl sonrası Türkiye de yaşayacak insanlarımızın özgür düşünceli, girişimci, toplumun tüm değerlerine saygılı, demokrasi kültürünü içselleştirmiş bireyler olabilmeleri için Milli Eğitim  politikalarında yapılması gereken değişiklikler;
1. Öncelikle milli eğitim bakanlığı bünyesinde “Beyin Takımı” oluşturulmalıdır. 
2. Beyin takımı Avrupa ve dünya ülkelerinde eğitim veren kurumları bizzat yerinde gezerek inceleme yapmalı ve gözlemlerini bakanlığa rapor etmeli
3. Yaşadığımız yüzyıl dikkate alınarak eğitim de 10-20-40 yıllık hedefler ülke çıkarlarımız ve gelecek kuşakların ihtiyaç ve muhtemel problemleri göz önüne alınarak oluşturulmalıdır.
4. Milli eğitimin hedeflerinde yetiştirilecek bireylerin: girişimci, özgür düşünebilen, kendisiyle barışık, dünya vatandaşı olma konusunda şuurlu, heyecanlı, öğrenmeye meraklı, öğrenmeyi öğrenmiş, özdenetimi olan, eşitlikçi ve farklılıklara saygı duyan, değişime ve gelişime açık, entelektüel birikimli, sosyal bireyler hedeflenmeli bu hedefler için müfredat yeniden gözden geçirilmeli, sınıflar yeniden düzenlenmeli, sınıf mevcutlarına kota konulmalı, yapılacak eğitim faaliyetleri grup  aktiviteleri şeklinde yapılabilir düzeyde olmalı, bu grup çalışmaları için akademik camiadan projeler istenilmelidir.
5. Kadim yunanda eğitim iki temel parametreden oluşur: Beden Eğitimi ve Art.  Ülkemizde maalesef bu konuda ne yeterli bir eğitim ne de bilinç düzeyi vardır. Öncelikle bu eğitimlerin gerekliliği için bilinçlendirme çalışmaları- konferanslar yapılmalıdır. Mesela beden eğitimi dersleri için her yaşa uygun müfredatlı kitaplar yazılmalıdır. Beden eğitimi ders saati başka ders başlıkları- aktiviteler adı altında genişletilerek arttırılmalıdır. 
6. Eğitimde, bilhassa ilköğretim düzeyinde oyun ve öğrenci merkezli eğitime artık gerçek anlamda geçilmeli. Öğrencinin oyun oynama ihtiyacı eğlendirici ve bilgilendirici eğitsel oyunlar ve aktivitelerle giderilmeli, böylece öğrenci kitap okuma, matematiksel ve bilimsel düşünme konularında daha istekli, esnek düşünceli hale gelmesi sağlanmalı. Kısaca ilköğretimde müfredat basitleştirilmeli, kolaylaştırılmalı, bilgi içerikli ders saati azaltılıp, oyun ve aktivite merkezli ders saatleri arttırılmalıdır. Daha çok oyun ve eğlenceye yer verilerek öğrencinin okulu- öğrenmeyi sevmesi, yaşına uygun karakter özelliklerini kazanması hedeflenmelidir. 
7. Yaşadığımız delifişek zamanların 1  en önemli icatlarından birisi olan ve dünyamızı pek çok alanda etkileyen internetin etkin bir şekilde kullanımı için milli eğitim hedefleri yeniden yapılandırılmalı ve internet kullanımı için bilimsel çalışmalar yapılmalı, fiziki şartlar buna göre yeniden oluşturulmalı. 
8. Sadece internet girişimciliği üzerine kurulu mesleki eğitim liseleri açılmalı ve üniversiteye girişte bu öğrenciler bilgisayarla ilgili alanlara sınavsız geçebilmeli. 
9. Günümüzün en büyük eğitim sorunlarından birisi aşırı ödevler ve sınavlardır. Çevremizde öyle gençler, öğrenciler görüyoruz ki sınavlardan ve ödevlerden bezmiş durumdalar. Sınavlar ve ödevler azaltılarak etkili sınav teknikleri kullanılmalı, ödevler yaratıcılığı arttırıcı yönde düzenlenmelidir. Öğrenci ödevler verilirken “öğrenmeyi öğrenmesi” amaçlanmalıdır. 
10. Başarı bir sonuçtur, asıl önemli unsur ise süreçtir. Eğitim süreçleri tek tek gözden geçirilmeli yanlış-gereksiz düzenlemeler kaldırılmalıdır. 
11. Eğitimde öğrenciye esneklik ve özgürlük tanınmalıdır. 
12. Ceza  - Disiplin sorunlarına yeni çözümler getirilmeli. Ama mutlaka çözüm olmalı. Ertelenen problemler, kişilik bozuklukları kanser gibidir. Disiplinde hedef öğrencinin “özdenetimli” bir şekilde hareket edebilmesini sağlayabilmektir. İç motivasyonun gelişmesine yönelik çalışmalar müfredata alınmalıdır.  
13. Ödül  – mümkün olan her fırsatta ödüller verilerek öğrenciye değerli olduğu hissettirilmeli , erken yaşlarda kabiliyet ve istidadı belirlenmelidir. Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini ortaya çıkaracak projeler yapılmalıdır. 
14. Farklı alandaki bu projeler için Avrupa birliği eğitim ve gençlik programları havuzundan finansman sağlanabilir. 
15. “Azgelişmişlik bir bütündür, parçalanamaz”:  eğitimde TKY toptan kalite yönetimi ilke ve yöntemleri uygulanmalıdır.
16. Eğitim reformları yapılırken sağlık-ekonomi gibi konularla birlikte düşünülmeli disiplinler arası çalışmaya özen gösterilmeli, dengeli değişim ve yenilenmelere dikkat edilmelidir.
17. Aileler de eğitim reformlarında dolaylı eğitime dahil edilebilmelidir. Bunun için projeler geliştirilmeli. Okul aile birliklerinin yetki ve sorumlulukları arttırılmalıdır. Başarı ve başarısızlık ortaktır. 
18. Üstün zekâlı ve üstün yetenekli çocukların erken belirlenmesi ve özel ilgi görmeleri sağlanmalıdır.
19. 15-18 yaş grubu gençlerin geniş tabanlı programlarla, bir alana/mesleğe ve yüksek öğretime hazırlayacak biçimde yönlendirilmesinin Türkiye’nin muhtemel Avrupa Birliğine entegre olma sürecinde ve kendi iç dinamiklerinde önemi gözetilerek bu konuda teşvik edici – cazip çalışmalar yapılmalıdır. 
20. Gençlerin küçük yaşlardan itibaren bir alana odaklanması sağlanarak eğitimlerine devam etmeleri hem birey hem devlet için menfaatleri icabıdır. Odaklanma ve uzmanlaşmaya önem verilmeli.
21. öğrencilerin kapsamlı şekilde gelişerek, bilim ve kültür ruhuna sahip öğrenciler olması amaçlanmalı, bu amaçla çok sayıda bilimadamı bilimsel rapor sunmaya davet edilmeli.
22. Okul öncesi eğitim 3 yaşından başlatılmalı. Milli eğitim bakanlığı denetiminde Belediye işbirliğiyle belde ve ilçelerde okul öncesi kurumları oluşturulabilir – bazı belediyelerin uygulamış olduğu bilgi evleri projesi yaygınlaştırılabilir. Buralarda internetin etkin kullanımı ve grup etkinleri, öğrenciler için okul dışındaki zamanda da sosyalleşme imkanı sağlayabilir. 
23. Hazırlanması muhtemel yeni Sivil anayasada milli eğitim politika değişimleri- projeleri-yönetmelikleri yüksek yargının ideolojik kararlarıyla bozulmaması için bakanlığa ayrıcalık ve özerklik verilmeli . 
24. Meslekî-teknik eğitim için aileler ve öğrenciler bilgilendirilip, teşvik edilmeli.
25. İstihdam hazırlayıcı meslekî ve teknik eğitim programlarının, uluslararası standartlarda bir yapılaşma içinde yürütülmesi sağlanmalı. 
26. Liselerde internet dersi verilmeli. Her yönüyle.
27. İngilizce ders saatleri arttırılmalı, dil öğrenimi konusunda yeni çalışmalar yapılmalı. Dil öğrenim teknikleri yeniden sorgulanıp ele alınmalı  ve İngilizceyi yazma-okuma-konuşma boyutlarıyla öğrenmek teşvik edilmeli. 
28. Eğitimin her kademesinde teknoloji çok iyi kullanılmalı. Tüm dünyadaki eğitim materyalleri literatür taraması yapılıp, pilot okullar belirlenerek yaygınlaştırılmalı. 
29. Eğitimde yeni düşünce ve uygulamalara açık, esnek ve özgür düşünceli, siyasi-dini-etnik kaygılardan uzak, merhametli, bilge, aydın öğretmenler yetiştirmek için öğretmenlik mesleği yeniden ele alınmalı. Hizmet içi eğitimler zorunlu katılımlardan çıkıp keyifli, bilgilendirici, motive edici süreçlere dönüştürülmeli.
30. Öğretmenlerin özlük hakları iyileştirilmeli. 
31. Eğitimde özel okulların oranı arttırılmalı. Özel okulların çeşitliliği teşvik edilmeli.
32. Meslek liseleri düzeyinde özel okullar açılmalı, yaygınlaştırılmalı. 
33. Meslek liselerindeki eğitmenlerin kaliteli olmaları için planlamalar yapılmalı.
34. Okulsuz eğitim seçenekleri de düşünülmeli. 
35. Eğitimde bire bir eğitim ve pdr hizmetleri arttırılmalı
36. Sivil itaatsizlik bildirisinin yazarı – aktivist Henry David Thoreau nun dediği gibi: ” En iyi yönetim en az yöneten yönetimdir.” Bu bağlamda bir eğitim yapılanması için hala hazır değil miyiz?
Mustafa IJAZ ÇAKIROĞLU
  Youth Mentor, Umudun Teologu, İnternet Müptelası, Reklam Concept Danışmanı, Gezgin, web girişimcisi
1. http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=FRF4UM7HF0W7RMI3N8VM

 


 DERS : Eğitim 

ı

 Eğitim eğmekten gelir. İnsanoğlunun düştüğü ve göründüğü bu fenomenler dünyasında insan daha çok görünmeyen tarafıyla insan olarak anılmaya değerdir. Bu görünmeyen tarafa ulaşmak ve orada bir takım değişim, dönüşüm, iyileştirme, zenginleştirme faaliyetinde bulunmak öncelikle insanın biyolojik, fiziki ve soyut (soul) durumunun ortaya konulması gerekir. İnsan dünyaya düşer. Merhamete ilgiye bakıma rehbere ihtiyacı vardır. Doğuştan gelen bir takım özgürlüklere sahiptir ama toplum içinde yaşamanın getirdiği sorumlulukların da farkında olarak büyümelidir. Ve devlet burada, Ivan Illich in okulsuz toplumunda ve Michel Foucault un tezlerinde çoğu zaman yer bulan , vatandaşı-bireyi okulla tek tipleştirerek kontrol altına alma ve iktidarın devamını sağlamak gibi statükocu, bağnaz bir yapıdan uzak durmalıdır. Zira insan her an “akan bir enerjidir”. Binbir  potansiyelle dolu bir enerji merkezi.. böyle bir varlığa karşı devlet onun yeteneklerini körelterek kendi devamlılığını sağlayabilir ancak uzun vadede o ülkenin çöküşü kaçınılmazdır. Her an değişen, akan bir enerji olan insana karşı yapılacak muamelelerde ESNEKLİK temel bir yaklaşım metodu olmalıdır. Tektiplilik hayvanlara ve cansızlara özgüdür. Oysa insan biriciktir. Her birey farklıdır, her birey değerlidir, her can kutsaldır. Bireyin doğuştan getirdiği bu farklılıkları toplum içinde ayrılıklara ve çatışmaya değil zenginliğe dönüştüreceği ve farklılıkların sinerji etkisi oluşturduğu bir duruma hizmet edecek şekilde bireyler özgür bir düşünceyle büyütülmelidir. 

Elli yıl sonrası Türkiye de yaşayacak insanlarımızın özgür düşünceli, girişimci, toplumun tüm değerlerine saygılı, demokrasi kültürünü içselleştirmiş bireyler olabilmeleri için Milli Eğitim  politikalarında yapılması gereken değişiklikler;


PP860~The-Dance-of-Youth-Posters

1. Öncelikle milli eğitim bakanlığı bünyesinde “Beyin Takımı” oluşturulmalıdır. 

2. Beyin takımı Avrupa ve dünya ülkelerinde eğitim veren kurumları bizzat yerinde gezerek inceleme yapmalı ve gözlemlerini bakanlığa rapor etmeli

3. Yaşadığımız yüzyıl dikkate alınarak eğitim de 10-20-40 yıllık hedefler ülke çıkarlarımız ve gelecek kuşakların ihtiyaç ve muhtemel problemleri göz önüne alınarak oluşturulmalıdır.

4. Milli eğitimin hedeflerinde yetiştirilecek bireylerin: girişimci, özgür düşünebilen, kendisiyle barışık, dünya vatandaşı olma konusunda şuurlu, heyecanlı, öğrenmeye meraklı, öğrenmeyi öğrenmiş, özdenetimi olan, eşitlikçi ve farklılıklara saygı duyan, değişime ve gelişime açık, entelektüel birikimli, sosyal bireyler hedeflenmeli bu hedefler için müfredat yeniden gözden geçirilmeli, sınıflar yeniden düzenlenmeli, sınıf mevcutlarına kota konulmalı, yapılacak eğitim faaliyetleri grup  aktiviteleri şeklinde yapılabilir düzeyde olmalı, bu grup çalışmaları için akademik camiadan projeler istenilmelidir.

5. Kadim yunanda eğitim iki temel parametreden oluşur: Beden Eğitimi ve Art.  Ülkemizde maalesef bu konuda ne yeterli bir eğitim ne de bilinç düzeyi vardır. Öncelikle bu eğitimlerin gerekliliği için bilinçlendirme çalışmaları- konferanslar yapılmalıdır. Mesela beden eğitimi dersleri için her yaşa uygun müfredatlı kitaplar yazılmalıdır. Beden eğitimi ders saati başka ders başlıkları- aktiviteler adı altında genişletilerek arttırılmalıdır. 

6. Eğitimde, bilhassa ilköğretim düzeyinde oyun ve öğrenci merkezli eğitime artık gerçek anlamda geçilmeli. Öğrencinin oyun oynama ihtiyacı eğlendirici ve bilgilendirici eğitsel oyunlar ve aktivitelerle giderilmeli, böylece öğrenci kitap okuma, matematiksel ve bilimsel düşünme konularında daha istekli, esnek düşünceli hale gelmesi sağlanmalı. Kısaca ilköğretimde müfredat basitleştirilmeli, kolaylaştırılmalı, bilgi içerikli ders saati azaltılıp, oyun ve aktivite merkezli ders saatleri arttırılmalıdır. Daha çok oyun ve eğlenceye yer verilerek öğrencinin okulu- öğrenmeyi sevmesi, yaşına uygun karakter özelliklerini kazanması hedeflenmelidir. 

7. Yaşadığımız delifişek zamanların 1  en önemli icatlarından birisi olan ve dünyamızı pek çok alanda etkileyen internetin etkin bir şekilde kullanımı için milli eğitim hedefleri yeniden yapılandırılmalı ve internet kullanımı için bilimsel çalışmalar yapılmalı, fiziki şartlar buna göre yeniden oluşturulmalı. 

8. Sadece internet girişimciliği üzerine kurulu mesleki eğitim liseleri açılmalı ve üniversiteye girişte bu öğrenciler bilgisayarla ilgili alanlara sınavsız geçebilmeli. 

9. Günümüzün en büyük eğitim sorunlarından birisi aşırı ödevler ve sınavlardır. Çevremizde öyle gençler, öğrenciler görüyoruz ki sınavlardan ve ödevlerden bezmiş durumdalar. Sınavlar ve ödevler azaltılarak etkili sınav teknikleri kullanılmalı, ödevler yaratıcılığı arttırıcı yönde düzenlenmelidir. Öğrenci ödevler verilirken “öğrenmeyi öğrenmesi” amaçlanmalıdır. 

10. Başarı bir sonuçtur, asıl önemli unsur ise süreçtir. Eğitim süreçleri tek tek gözden geçirilmeli yanlış-gereksiz düzenlemeler kaldırılmalıdır. 

11. Eğitimde öğrenciye esneklik ve özgürlük tanınmalıdır. 

12. Ceza  - Disiplin sorunlarına yeni çözümler getirilmeli. Ama mutlaka çözüm olmalı. Ertelenen problemler, kişilik bozuklukları kanser gibidir. Disiplinde hedef öğrencinin “özdenetimli” bir şekilde hareket edebilmesini sağlayabilmektir. İç motivasyonun gelişmesine yönelik çalışmalar müfredata alınmalıdır.  

13. Ödül  – mümkün olan her fırsatta ödüller verilerek öğrenciye değerli olduğu hissettirilmeli , erken yaşlarda kabiliyet ve istidadı belirlenmelidir. Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini ortaya çıkaracak projeler yapılmalıdır. 

14. Farklı alandaki bu projeler için Avrupa birliği eğitim ve gençlik programları havuzundan finansman sağlanabilir. 

15. “Azgelişmişlik bir bütündür, parçalanamaz”:  eğitimde TKY toptan kalite yönetimi ilke ve yöntemleri uygulanmalıdır.

16. Eğitim reformları yapılırken sağlık-ekonomi gibi konularla birlikte düşünülmeli disiplinler arası çalışmaya özen gösterilmeli, dengeli değişim ve yenilenmelere dikkat edilmelidir.

17. Aileler de eğitim reformlarında dolaylı eğitime dahil edilebilmelidir. Bunun için projeler geliştirilmeli. Okul aile birliklerinin yetki ve sorumlulukları arttırılmalıdır. Başarı ve başarısızlık ortaktır. 

18. Üstün zekâlı ve üstün yetenekli çocukların erken belirlenmesi ve özel ilgi görmeleri sağlanmalıdır.

19. 15-18 yaş grubu gençlerin geniş tabanlı programlarla, bir alana/mesleğe ve yüksek öğretime hazırlayacak biçimde yönlendirilmesinin Türkiye’nin muhtemel Avrupa Birliğine entegre olma sürecinde ve kendi iç dinamiklerinde önemi gözetilerek bu konuda teşvik edici – cazip çalışmalar yapılmalıdır. 

20. Gençlerin küçük yaşlardan itibaren bir alana odaklanması sağlanarak eğitimlerine devam etmeleri hem birey hem devlet için menfaatleri icabıdır. Odaklanma ve uzmanlaşmaya önem verilmeli.

21. öğrencilerin kapsamlı şekilde gelişerek, bilim ve kültür ruhuna sahip öğrenciler olması amaçlanmalı, bu amaçla çok sayıda bilimadamı bilimsel rapor sunmaya davet edilmeli.

22. Okul öncesi eğitim 3 yaşından başlatılmalı. Milli eğitim bakanlığı denetiminde Belediye işbirliğiyle belde ve ilçelerde okul öncesi kurumları oluşturulabilir – bazı belediyelerin uygulamış olduğu bilgi evleri projesi yaygınlaştırılabilir. Buralarda internetin etkin kullanımı ve grup etkinleri, öğrenciler için okul dışındaki zamanda da sosyalleşme imkanı sağlayabilir. 


23. Hazırlanması muhtemel yeni Sivil anayasada milli eğitim politika değişimleri- projeleri-yönetmelikleri yüksek yargının ideolojik kararlarıyla bozulmaması için bakanlığa ayrıcalık ve özerklik verilmeli . 

24. Meslekî-teknik eğitim için aileler ve öğrenciler bilgilendirilip, teşvik edilmeli.

25. İstihdam hazırlayıcı meslekî ve teknik eğitim programlarının, uluslararası standartlarda bir yapılaşma içinde yürütülmesi sağlanmalı. 

26. Liselerde internet dersi verilmeli. Her yönüyle.

27. İngilizce ders saatleri arttırılmalı, dil öğrenimi konusunda yeni çalışmalar yapılmalı. Dil öğrenim teknikleri yeniden sorgulanıp ele alınmalı  ve İngilizceyi yazma-okuma-konuşma boyutlarıyla öğrenmek teşvik edilmeli. 

28. Eğitimin her kademesinde teknoloji çok iyi kullanılmalı. Tüm dünyadaki eğitim materyalleri literatür taraması yapılıp, pilot okullar belirlenerek yaygınlaştırılmalı. 

29. Eğitimde yeni düşünce ve uygulamalara açık, esnek ve özgür düşünceli, siyasi-dini-etnik kaygılardan uzak, merhametli, bilge, aydın öğretmenler yetiştirmek için öğretmenlik mesleği yeniden ele alınmalı. Hizmet içi eğitimler zorunlu katılımlardan çıkıp keyifli, bilgilendirici, motive edici süreçlere dönüştürülmeli.

30. Öğretmenlerin özlük hakları iyileştirilmeli. 

31. Eğitimde özel okulların oranı arttırılmalı. Özel okulların çeşitliliği teşvik edilmeli.

32. Meslek liseleri düzeyinde özel okullar açılmalı, yaygınlaştırılmalı. 

33. Meslek liselerindeki eğitmenlerin kaliteli olmaları için planlamalar yapılmalı.

34. Okulsuz eğitim seçenekleri de düşünülmeli. 

35. Eğitimde bire bir eğitim ve pdr hizmetleri arttırılmalı

36. Sivil itaatsizlik bildirisinin yazarı – aktivist Henry David Thoreau nun dediği gibi: ” En iyi yönetim en az yöneten yönetimdir.” Bu bağlamda bir eğitim yapılanması için hala hazır değil miyiz?



fixitEducation

Mustafa IJAZ ÇAKIROĞLU

  Youth Mentor, Umudun Teologu, İnternet Müptelası, Reklam Concept Danışmanı, Gezgin, web girişimcisi

___________________________________________________-

1.DELİ FİŞEKLİK






1 comment Mayıs 13, 2009

UNIVERSIADE 2011 DE NASIL GÖREV ALIRSINIZ?

universiadeUniversiade 2011 Kış Olimpiyatlarına az kaldı. Erzurumu yoğun günler bekliyor. Yapılması gereken bir sürü iş var. Olimpiyatların organizasyon kısmına Atatürk Üniversitesi de Gönüllü Olmak isteyen öğrencileriyle katkıda bulunuyor. Temel seviyede İngilizcesi olan -ingilizcesi olmayan ama gönüllü olmak isteyenler için üniversite bünyesinde kurslar açılacaktır- , 2011 yılında hala öğrenimine Erzurum’da devam edecek öğrenci arkadaşlarımızı  dünyanın bir çok ülkesinden binlerce kişinin katılacağı bu organizasyonda gönüllü olmaya davet ediyoruz. Gönüllü olarak network-ünüzü geliştirirsiniz, yeni insanlar tanırsınız, eğlenirsiniz, yaşadığınız şehri ve insanlarını daha yakından tanıma imkanı bulursunuz, girişimcilik konusunda deneyimler edinebilirsiniz. Üstelik bu etkinliğiniz CV nizde de şık duracaktır. Erzurumda hep sosyal etkinlik sıkıntısı çeken üniversite öğrencileri haydi gönüllü olmaya! Gönüllü olurken yeteneklerinize ve ilgi alanlarınıza göre başvuruda bulunabiliyorsunuz. Seçenekler şöyle , gönüllülük formu doldurmak için şuradan buyrun.

 

UNIVERSIADE NEDİR?

Universiade – Üniversite Oyunları


universiade2011Universiade kelimesi üniversite öğrencilerinin olimpiyatları anlamına gelen Üniversite (University) ve Olimpiyat (Olympiad) kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır.Universiade, birçok spor dalını bir araya getiren bir kültür ve spor festivali olması nedeniyle dünyanın en önemli spor etkinliklerinden birisidir. Her iki yılda bir farklı kentte düzenlenen bu oyunlar Yaz ve Kış Oyunları olmak üzere ikiye ayrılır.Yaz Oyunları’nda müsabakalar; on zorunlu dal ile ev sahibi kentin seçeceği en fazla üç isteğe bağlı spor dalında yapılmaktadır. Zorunlu dallar; Atletizm, Basketbol, Eskrim, Futbol, Jimnastik, Yüzme, Atlama, Sutopu, Tenis ve Voleyboldur.Kış Oyunları’nda ise altı zorunlu ve ev sahibi ülkenin seçeceği bir veya iki isteğe bağlı spor dalında müsabakalar gerçekleştirilmektedir. Zorunlu dallar; Alp Disiplini, Kuzey Disiplini, Buz Hokeyi, Hız Pateni, Biatlon, Artistik Paten.

1 comment Nisan 30, 2009

EZAN ÜMİTSİZLİĞİ GİDERİR

 

kYarım kalmış – başlamadan bitmiş projeler kervanı hayatım. Hayırlısı.

Geçen bir arkadaşın ofisinde otururken aklıma gelen bu projeden bahsedeyim önce. Dostumu ziyarete gittiğimde kendisi çok meşguldü. O kadar meşgul ki bırakın bizimle ilgilenmeyi kendisiyle bile ilgilenemiyordu; yetiştirilmesi gereken işler, raporlar, sunumlar vs..çayımı içip otururken pencere arkasında yağan bahar yağmuru ne güzel olmuştu bu ikindi vaktinde. Bu hal ile mest olmuşken bir de ikindi ezanı başlamaz mı.. hep huyumdur, kapalı mekanlarda olduğumda ezan okunmaya başladıysa mümkünse pencereyi açar, ezanı içime çekerek dinlerim, nurun ala nur olurum J o nasıl bir güzelliktir..ikindi vaktindeki dünya meşgalesine inat o nasıl bir nidadır, o nasıl bir çağrıdır aman Allahım.. her kelimesinde ayrı bir ahenk ayrı bir letaif ayrı bir hikmet ve tesir var ezanın. O an karar verdim; sadece ve sadece ezanla ilgili bir site yapacaktım. Sitede ezanın kısa tarihi, Bilal-i Habeşi, ezan makamları, ezan sözlerinin tefsiri, dünyanın dört bir yanından en güzel ezan videosu ve ses kayıtları.. bir de ziyaretçilerin ezanla ilgili başlarından geçmiş güzel anı ve anekdotlarını yazabilecekleri bir ziyaretçi sayfası olacaktı sitede.. bu kadar. Amacımız ezanla ilgili farkındalığı arttırmak ve efendimizin-rabbimizin rızasını kazanmak. Ezan dinlemenin ritüelleri vardır bilirsiniz, ezan okununca öncelikle “Aziz Allah, şefaat ya resulullah” denilir. O an yaptığımız bir iş varsa mümkünse o iş terk edilir ve ezan edeble dinlenilir. Ezan okunmaya başladığında ayak ayaküstüne atıp oturanlar ezana saygıdan dolayı ayağını indirirler, müzik çalıyorsa kapatılır, yatakta uzanıyor ve uyanıksak mümkünse yataktan doğrulmak gerekir. Bunlar kültürümüzde ezana saygıdan oluşmuş bazı davranış motifleri. Ne güzel şeyler değil mi? Biz de tekrar bu farkındalığı arttırmak için böyle bir site yapalım dedik, diyanetin ve bazı vakıfların projemize destek vereceğinden şüphemiz yoktu lakin Çağrı kardeşimle birkaç kez bu proje için bir araya geldiysek de bazı teknik sorunlardan bir sonuca varamadık ve proje yarım kaldı. Ankara’dan Mehmet kardeşim de sitemize güzel bir ezan tefsiriyle katkıda bulunmak için bir metin göndermişti. Ona da buradan tekrar teşekkür ediyoruz. En azından metni paylaşayım istedim;

 

Seyid Sıbgatullah Arvasi (k.s) hazretleri müridi ve halifesi olan Abdurrahman-ı Taği (k.s) hazretlerine ezan okunurken şu şekilde tefekkür etmek gerektiğini anlatmışlar:

 

Allahu Ekber: Cenab-ı Rabbul Alemin, ibadete ihtiyacı olmayacak derecede büyüktür.

 

Eşhedü enla ilahe illallah: O’ndan başka ibadete layık kimse yoktur.

 

Eşhedü enne Muhammeden resulullah: Peygamberlerin dediği haktır, peygamberimiz Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) getirdiği şeriat haktır. Buna göre namaz asla terk edilmeyecek bir vecibedir, farzdır. Kul, kıldığı namazlara karşılık sevap kazanır. Bırakacak olsa acıklı bir azap ve büyük bir mahrumiyet vardır.

 

Burada iki mana ortaya çıktı.

 

Hayya ale’salah: Namaza gel ki büyük bir hayra kavuşasın. Bu söz birinci manaya işarettir.

 

Hayya alel-felah: Bu önemli farzı yerine getirmeye gel ki acıklı azaptan kurtulasın. Bu söz de ikinci manaya işarettir.

 

Ezanı dinleyen kimse bu kısımda ‘la havle vela kuvvete illa billah’ demelidir. Bu, taate gücüm yok, azaptan kurtulmak için gücüm yok, bunlar ancak Allah’ın yardımıyla olur anlamına gelir. Bu sözü söylemek müstehaptır.

 

Burada kula hiçbir şey kalmadığından dinleyici gevşeklik gösterebilir. Müezzinin tekrar ‘Allahu ekber’ ve ‘La ilahe illallah’ demesi, dinleyendeki bu gevşekliği giderir.   

 

Allahu Ekber: Allah kulun ibadetine layık olmayacak derecede büyüktür. Öyle ise fayda hep kulundur anlamına gelir. Bunları söylemekle kulun gevşekliği gider.

 

La ilahe illallah: İbadete müstehak olan yalnızca Allah’tır, kullarını azaptan kurtaracak olan da sadece O’dur demektir.

 

Bu kelime-i tayyibe, ümitsizliği giderir.

4 comments Nisan 27, 2009

ERKEĞİN AĞIRLIK MERKEZİ ESQUİRE

kapakEsguire uluslararası bir erkek dergisi. Kendi alanında tam bir fenomen olan derginin Türkiye edisyonunun genel yayın yönetmenliğini Okan Can Yantır yapıyor. Çok samimi, dinamik, güzel tespitleriyle her ay onu okumak ayrı bir keyif. Müzik, sinema, kitap, dvd,otomobil, ekonomi,lüks,teknoloji, mekan, bakım, vitrin,moda, stil gibi başlıklarda her ay güzel ipuçlarını ve buzz’ları bulabileceğiniz dergide her ay dosya konusuyla ilgili yazı, fotoğraf ve metalar bulabilirsiniz. Nisan ayında DAHİLİK özel sayısı çıkartan Esquire’ın kapağında Tv nin dahi çocuğu (ben girişimci derdim) Acun ILICALI var ve onunla yapılmış  keyifli bir sohbet sizleri bekliyor. Yine dosya konusuyla ilgili olarak farklı alanlardan dahi ve dahilik örneklerine yer verilmiş. İrdelemek için spesifik ve zor bir konuyu keyifli hale getirmeleri gerçekten çok güzel. Dergiyi okurken hiç sıkılmıyorsunuz. Ciddiyet ile Neşenin birlikte olduğu bir koridor gibi Esguire. Tam bir beyefendi yani. Dergiye emek veren isimler şöyle:

Görsel Yönetmen: Özgür Özdoğan Editör: Togan Noyan Muhabir: Uluç Özcü  Muhabir: Arzum Uzun Muhabir: Elçin Kaçar Sorumlu Müdür: Yusuf Yazıcıoğlu

Katkıda bulunanlar ise: Alper Kotaman, Ege Görgün, Erkin Çam, Gökhan İlker, Altay Öktem, Burak Ünaldı, Nur Onur, Pınar Dalga.

Dergiye her konuda yazmak için:

Tevfikbey Mah. 20 temmuz cad. no 24 34295 sefaköy/ İstanbul

veya

www.esquire.com.tr internet adresini kullanabilirsiniz.

Fiyatı da gayet uygun olan dergiye neden abone olmayasınız?

Esquire ekibini tekrar tebrik eder, iyi çalışmalar dilerim.

Esquire a bir dosya konusu önerim var : GİRİŞİMCİLİK VE GİRİŞİMCİLER.

Kapakta kim olur?

Zor soru.

Bir şarkıyla bitirelim;

Emillia Söylüyor : Big Big World

1 comment Nisan 19, 2009

İNTERNET BAŞTAN ÇIKARIR!

images1Bugün Atatürk Üniversitesinde internet haftası (6-21 Nisan) dolayısıyla düzenlenen konferansın konuğu Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Mustafa Akgül’dü. İnternetin tarihçesinden bahseden Akgül neden internetin bir devrim olduğunu hatta sanayi devriminden bile daha ciddi sonuçlarının olduğunu konu edinen güzel bir sunum yaptı. Mustafa Akgül Beyefendiye teşekkür ediyoruz. İnternet haftası neden 6-21 nisan tarihleri arasında kutlanmaktadır? Bunun İnternetin Türkiyedeki tarihiyle yakından ilgisi var. 1950 lerin başında laboratuvar ortamında bilgisayarlar arası bağlantı çalışmalarının sonrasında CERN ( avrupa parçacık fiziği (big-bang) araştırma laboratuvarı) çalışanlarının çalışmalarının kendi aralarında paylaşımı içimi bu ağ bağlantısı ve web kullanımı geliştirildi. O zaman bilimsel amaçlı bir paylaşım için ortaya konan internet bugün dünyamızı baştan değiştirdi. Adeta baştan çıkardı. : ) Ülkemizde de internetin kullanımına başlanıldığı tarih 12 nisan 1993tür. Bundan dolayı her nisan ayının 6 ile 21i arasında internet haftasını çeşitli etkinliklerle kutluyoruz. ‘internet yaşamdır’ sloganıyla kendini ifade eden bu organizasyonun amacı bilişim çağında interneti daha çok kişiyle buluşturmak. Artık tek tek yapıların, bireylerin, grupların etkinliğinin ortadan kalktığı, daha çok Bağlantılı Toplumun ve Ekonomilerin, sosyolojik yapıların ortaya çıktığını görüyoruz. Bir ağın değeri bu ağı kaç kişinin kullandığıyla doğrudan ilgili. Onun için zaten değerli bir buluş olan internetin de ülkemizde bu değerden yeterince pay alması için kullanıcı sayısını arttırmak zorundayız. E-türkiye, E-devlet projeleri bu fikrin bir uzantısı. Her gün yüzlerce web sitesi, blog yayınlanmakta. İnternetin en önemli devrimsel niteliği, mekan va zamana ilişkin her türlü yerel, coğrafi, ekonomik farklılıkları ortadan kaldırması. Erzurumdaki bir üniversite öğrencisiyle New Yorktaki bir üniversite öğrencisini aynı şartlarda buluşturmakta. Yeter ki siz ne yapmak istediğinize karar verin. Zaten dananın kuyruğu da burda kopuyor. Ne yapmak istediğine karar vermek? Fikir avcısı, girişimci olmak. Buluşcu olmak! İşte genç toplum olarak eksiğimiz burada. İnternet kullanımını eğlence ve zaman öldürmekten ziyade girişimlerimiz ve networking için kullanmaya başlarsak işte o zaman bilişim toplumu olduk demektir. Şu an internet kullanımıyla ilgili yapılan bazı araştırmalarda ülkemiz katar, azerbaycan gibi ülkelerden bile geride. Takribi 120 ülke arasında 60. sıralardayız. İnternetin yaygınlığıyla birlikte bazı sorunlar da haliyle birlikte gelmekte. Porno, çocuk ve aile sağlığı, sansür gibi konular tartışmalı ve önlemler konusunda hala kafalar karışık. Mustafa Akgül konfrenasında interneti sokağa benzetti. ‘ siz çocuğunuzu sokağa bırakır mısınız? Elbette bırakmazsınız. İnternette öyle’ dediler. Sansür meselesi ise karın ağrısı bir durum. Yasakçı bir zihniyetle hiç bir şey olmaz, olmayacağını dünya bir kez daha gösterecek. İnternet vergilerinde dünya şampiyonuymuşuz. Ben de internetin neden pahalı oldupunu hep düşünmüşümdür. Oysa bu sorunun temelinde telekomun özelleşmesine rağmen bir türlü serbest piyasaya inememesi varmış. Gerçekten ilginç bir konu. Umarım bu vergiler düşer de ‘internet yaşamdır’ sloganı hayat bulur. 3G teknolojisini heyecanla beklediğimiz bu günlerde iPhone kullanımıyla birlikte internet yaşamın her yanına girecek ve Gelecek ve Girişimler üzerine kafa yoranlar kazanacak. Geleceğe kafa yoralım!
images21

1 comment Nisan 7, 2009

GELECEĞE KAFA YOR

dream-management

Dünya sizin onu ne olarak kabul ettiğinizdir. Ona farklı bakın hayatınız değişsin.


**

gelmiş geçmiş en iyi tavsiye :


ŞAŞIRT BENİ’

Alexey Brodovitch / Harper’s Bazaar Sanat Yönetmeni


bu sözcükler aklınızda olduğu sürece ne yaparsanız yapın başarılı olacaktır.


**

reddedilmekten korkma!


**

CV


CV önemlidir. Ama daha da önemlisi sizsiniz. Siz çalışmadan CV çalışmaz. Bir çok yerde insan kaynakları CV çöplüğüne dönmüştür. Atıl, çalışmayan CV lerden binlercesi var. hepsi aynı tarzda yazılmış klişe içerikler. Önce siz değer yaratırsınız, sonra CV niz çalışmaya başlar. CV inde yazabileceğin en iyi yerlerde çalış. En iyi, en sıradışı, en işe yarar deneyimler edin.

 

**

iyi notlara, AGNOya, diplomaya önem verme.

Hayal kasların ne durumda? Onları çalıştırıyor musun?

İyi bir gözlem ve analiz gücün var mı?

İngilizcen ne durumda?

Bilgisayar bilgin ne kadar?

Web tasarımıyla hiç ilgilendin mi?

Yeniliğe ve değişime açık mısın?

Fırsatları görüyor musun?

Fırsatları arayan bir içsel gözün var mı?

Yoksa küçük hesapların mı adamısın?

Dünyada neler olup bitiyor, merak edip ilgileniyor musun?

Nerede, kimlerle, ne kadara çalışmak istiyorsun?


Nerede yaşamak istersin?

Geleceğin kalbi nerede atıyor?

Hiç bunları düşündün mü?


Düşünmediysen iyi notlara, AGNOya ve diplomaya önem ver zira elinden başka bir şey gelmez. Senden iyi memur olur. Memurlara da ihtiyacı var dünyanın.(!)


**


üniversiteye gitmek, “bu hayatta ne yapmak istediğimi bilmiyorum, o yüzden üniversiteye gidiyorum” anlamına gelir. Hayatta ne yapmak istediğini biliyorsan okulu bırak işe gir.


Ne yapmak istediğini bilmiyor ve üniversiteye gidiyorsan bu yıllarını diploma almak içi değil “ hayatta ne yapmak istediğine karar vermek için” değerlendir. Mümkün olduğunca çooook insanla tanış. (networking) asla yalnız yeme! İletişime açık ol. Her fırsatı değerlendir. Geleceğe kafa yor! Bir yerlerde bir şeyler oluyor ve ilgileniyorsan ORADA OL! Konferans, seminer, parti, tanıtım, organizasyon, yarışma, eğlence vs.. üniversiteyi ciddiye alma! Hayallerini ciddiye al! Ne olduğunu boşver, ne olacağına odaklan! Çevrende sınırsız negatif enerjili insanlar olacak onlara takılma. Onlardan uzak dur. Ciddiye alma. Hedeflerine ve heyecanlarına odaklan!


**

kendi işini kur. Kendi hayallerinin peşinden git! Yoksa bir gün kendini başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için çalışırken ve emekli olacağın günü beklerken bulacaksın.


**


kovuldun mu? Dert etme. Ben kovuldum. Dert etmedim. Kendime kısa sürede yeni bir hayat kurdum. Yeni bir çevre, yeni insanlar, yeni, yeni, yeni.. Apple CEO su Steve JOBsun dediği gibi: “hayat bazen kafanıza tuğlayla vurur!” sorun değil. Bunu bir fırsat olarak görün. Değişim fırsatı. Zaten aynı işte uzun süre çalışmak iyi değildir. Değişim! Değişim! Değişim!

**

işe nereden başlayacaksın? Bir ilham kaynağın olmalı değil mi.. çok basit, söyleyeyim: parayı düşün. Gerisi kendiliğinden gelecektir.


**

iş hayatında çalmak(!) iyidir. Sana ilham verecek, seni creative yapacak her şeyi çal! : ) filmleri, müzikleri, kitapları, şiirleri, fotoğrafları, konuşmaları, rüyaları, ağaçları, tabelaları, bulutları, ışığı,.. orjinal ol! Orjinallik öldü. Üstad Jen Luc Godard der ki “ önemli olan bier şeyleri nereden aldığın değil, nereye götürdüğündür” ( bunu paul arden’den çaldım )


**

fikir avcısı ol! Gezerken, çay içerken, alışveriş yaparken, her yerde fikir avcısı ol! Yaşadığın dünyayı ve çevrende olup bitenleri kritize et ve fikir üret. Çok fikir üret. Bunları yaz. İyi olanların üstüne git. Gerçekleştir. Önce yap sonra açıkla! Önce yap sonra düzeltirsin! Bir fikri hayata geçirmek için bütün şartların oluşmasını bekleme. Bir yerden başla. İyi fikir nedir? Gerçekleşendir.

Bu kadar. Çok basit. Oscar Wilde der ki: “ çoğu insan birbirinin aynıdır. Onların düşünceleri, başkalarının fikirleridir. Onların hayatları taklit, tutkuları alıntıdır.” senin fikrin ne? Fikir avcısı ol!


**


Hayat başkalarını taklit etmek için çok kısadır.

Kendin ol! Numara yapma. Get real! Orjinal ol!


**


bir iş yaparken başkalarını ne kadar etkilediğin üzerinde düşünme. Yaptığın işten ne kadar etkilendiğin, heyecan duyduğunla ilgilen. Samimi ol!



**

duruşa dikkat!


nasıl durursan başkaları da seni öyle yargılar.


Creative ol!


**



başarılı olmak istiyorsan, Dinle!


İnsanları dinle. Gerçekten dinle. Dinliyormuş gibi yapma.

Dinlemek çok kapı açar. Bir iş görüşmesinde “kendimi anlatacağım” diye kendini yıpratma. Zeka gösterisine girme. İyi bir dinleyici olman daha faydalıdır.


**


başarısızlıklarına bahane bulma! Kendine karşı dürüst ol! Kendini amansız eleştir ama kendini sev, hatalarına karşı toleranslı ol. Kendini yenile!


**

NEYİ YANLIŞ YAPTIM?


bir iş yaptığında başkalarına gösterirken ‘nasıl olmuş?’ diye sorarsan muhtemelen seni üzmemek için iyi, eline sağlık, güzel olmuş diyeceklerdir. Bir daha ki sefere ‘neyi yanlış yaptığını’ sor, sana gerçek düşüncelerini söyleyeceklerdir.


**

girişimci ol. Kendi işini kur. Mantıklı olmaya çalışma. İşe yarar olmaya çalış. Bir çok insan mantıklıdır. Mantıklı ölçüde iyidir! Bırak bu safsatayı, DELİFİŞEK ol! Büyük düşün! Pervasız düşün! Risk al! Silkele kendini! Hayal ceplerini yokla! Dök ortaya! Yola çık! Sabahın ilk ışıklarıyla yola çıkmanın keyfini bir çok kez yaşa!


**


hayal et!


Kim olacaksın?

Geleceğe kafa yor ya da şimdiden kafana vur!


**

Şimdi dünyanın tanıdığı bir ünlü çocukken kendisine hedef olarak şunu seçmişti: ‘persil kadar ünlü olmak istiyorum’ bildiğimiz persilmatik çamaşır detarjanı. Senin hedefin ne?


**

aykırı olmak için aykırı düşünmelisin!

AYKIRI DÜŞÜN O ZAMAN!


Mustafa IJAZ

ijaz buzz’s ceo, youth mentor

google adsense

3 comments Nisan 7, 2009

2009 YEREL SEÇİM ANALİZİ ve AKP’nin KÖPÜĞÜ

 

turkiye1Merhaba Türkiye!              29 Mart yerel seçimleri üzerine bir kaç konuya değinmek istiyorum. Öncelikle gazetelerdeki manşetlere yansıyan ve yorumcuların dilinden düşmeyen yanlış bir metaforla başlayalım. ’seçmen uyardı, one minute dedi, seçmen mesaj verdi’ gibi başlıklar gerçekten anlamsızdır. Seçmen mesaj vermez, oy verir. Herkes sandığa gider, partisine oy verir ve sonuçta kollektif bir sonuç ortaya çıkar. Bu tek tek verilen oylar sonucunda çıkan tabloyu seçmen uyardı, mesaj verdi şeklinde yorumlamak amiyane tabirle densizliktir.

 

Ortaya çıkan tabloda AKP’nin aldığı oyları az da olsa düşmüştür. Bu düşüşte kıyaslanan tarih 2007 seçimleridir ve bu seçimdeki konjonktür çok farklıdır. Cumhurbaşkanlığı meselesi, e-muhtıra olayları ve halkın iradesine saygı göstermeyen ve iktidarı darbeyle indirmeye çalışan girişimlere karşı halk oy birliğiyle AKP demiştir. Ama bu gün durum çok farklıdır. Adeta bu seçim AKP nin aldığı ödünç oyları geri vererek AKP nin köpüğünü almıştır ve gerçek kitlesi ortaya çıkmıştır. Bu AKP için de iktidardan pay almak isteyen diğer kitleler için de, Türkiye’deki siyaset kültürünün sağlıklı hale gelmesi için de hayırlı olmuştur inancındayım. Umutluyum.

 

Doğu’daki DTP yükselişini-bloklaşmasını normal bulmuyorum ama bu sonuçlar kürt sorununa ve o bölgenin sorunlarına bakışta demokratik yolları benimseyen kişiler için bir test ve rüşdünü ispatalama imkanı vermiştir. Demokratik yollarla sorun çözmek istiyoruz diyen DTP için bir fırsattır ama iyi değerlendirilmez ve başka hayallerin peşin de koşulursa gerçekten sıkıntılı günler bizi beklemektedir.

 

Gelelim seçimin süprizine. Bence en süpriz olay memleketim ANTALYA’da gerçekleşti ve beni inanılmaz derecede üzdü. Akp bir sonuç çıkartacaksa buradan çıkartmalıdır. Çok tuhaf! Başbakan 5 yıldaki 60 ayının 1 ayını neredeseyse Antalya’da geçirdi. Hizmetler açılışlar, projeler, şehir adeta bambaşka bir şehir oldu. Antalyaya gittiğimde önceden çok iyi bildiğim yerleri bile bulmakta zorlanıyordum. Evimi bile : ) keza, başkan Menderes Türel beyefendi de ilk günden beri vizyounuyla, heyecanıyla, çalışkanlığıyla, güleryüzlülüğüyle Antalya’nın başkanı olmayı hak ediyordu. En son Menderes beyin yeni dönem prjelerini dinlemiş ne kadar da heyecanlanmıştım. ‘dünya kenti ANTALYA’ vizyonu artık Akaydın dönemiyle birlikte ‘bizim olsun küçük olsun’ mantığına bürünecektir. Hele ki Akaydın’ın cumhuriyet mitiglerinin provakatörlerinden biri olduğu düşünülürse.. yazık! Çok yazık!

 

Tabii bir de Erzurum’dan bahsetmekte fayda var. Erzurum’da Akp kazandı ama halk yine kaybetti. Ahmet Küçükler’in başkan olduğu bir şehirde yaşamak ne işkence bir bilseniz.. kibirli, gösterişci, riyakar, uzlaşımdan uzak, ben bilirimci bir insan nasıl olur da tekrar seçilir bunu da anlamak zor.

Hayırlı olsun Türkiye, Umutluyum!


Way to go!

Add comment Mart 30, 2009

CAPITAL TAPINAKLAR VE MESCİD PROBLEMİ

21. yy tapınakları

21. yy tapınakları

 

Geçen gün Antalya – 5M MİGROS ’ta yaşadığım trajediyi anlatmazsam kendimi huzursuz addedeceğim. Büyük alışveriş merkezleri zaman ve enerji tasarrufu açısından çağın sürekli meşgul ve yorgun insanlarına kolaylık imkanları sunuyor. Her sektörde en iyi markaları barındırma, kampanyaları, alışveriş merkezinin fiziksel yapılanması, marka değeri, müşteriyi çekme potansiyelini arttırıcı dinamikler çağın ve işletmenin gerekleri gözetilerek en üst düzeyde kuruluş imajı çerçevesinde gerçekleştiriliyor. Tüm bunlar, cebimizdeki paraya talip olmanın başka bir izahı. Cebimizdeki paraya talip olan işletmelerin bizim değer verdiğimiz şeylere de değer vermesini, en azından saygı duymasını bekleriz, değil mi? Neden bahsediyorum? Efendim, tüm dünyadan sayısız markayı barındıran, günde on binlerce kişinin gelip alışveriş yaptığı, vakit geçirdiği bir yerde, Türkiye’de, inananların namazlarını kılabilecekleri iki metrekarelik bile olsa bir mescit yok. Üstelik burası ülkenin en gözde (!) alışveriş merkezlerinden biri olarak gösteriliyor. İnsanlarının % 99’nun Müslüman olduğu bir ülkede, insanların paralarına ve zamanlarına talip olacaksınız ama onların basit manevi ihtiyaçlarını göz ardı edeceksiniz. Her türlü reklam, kampanya, cazibe merkezi anlayışıyla ile insanları buraya davet edeceksiniz, hem de onların ibadet etme haklarına saygı göstermeyeceksiniz, onlara CAPITAL’in nesneleri olarak bakacaksınız, kusura bakmayın ama, tükürürüm böyle işletmenin içine!!! Gereksiz dans pistleri (pisleri !) kurmak ve gençliği fesat etmek! İşte sizin işletme anlayışınız! İşte sizin insana verdiğiniz değer!? İşte 21. yy ! Müşteri memnuniyeti ha! Hadi ordan, hadi…

 

 

 

Belki de alış veriş merkezleri, vitrinler günümüz insanının yeni tapınaklarıdır da biz bağnazlık yapıyoruzdur.

Fesubhanallah!

 freedom

1 comment Şubat 16, 2009

icat çıkar

Çocukluğumda yeni bir şeyler ürettiğimde, etrafımdaki kişilerden hep şunu duyardım:

” Mustafa icat çıkarıp durma! “  :)

teb-yarismasi4

TEB ‘İcat Çıkar’ adlı bir akıl-fikir yarışması düzenliyor. Sloganı şu: fikriniz çöpe gitmesin! finans ve bankacılık sektöründe hizmet, verimlilik, şube tasarımı vb. gibi konularda yenilikçi fikirlerin beklendiği yarışma tüm üniversite öğrencilerine açık. Ben de gençleirn girişimcliklerine imkan verecek bir proje ile katıldım.

Son katılım tarihi: 30 Kasım 2008.

Ayrıntılı bilgi için: www.icatcikar.com

Add comment Kasım 8, 2008

GÖSTERE GÖSTERE HAYIR; SÜPER!

genc-siviller1 

Keyifler Nasıl? Sorusu için öğrencilerimden duymak istediğim cevap hep ‘süper’ olmuştur. Hatta onlar nerede bir ‘süper’ kelimesi görseler eminim beni hatırlarlar. Yine bu gün ‘süper’ diyebileceğim günlerden biriydi; çünkü Genç Siviller adlı grup 12 Eylül Darbesinin akabinde yapılmış olan 1982 Anayasasının 26. Yıl dönümü olan 7 Kasım’da yasayı  yeniden Refaranduma götürdüler. Süper bir olay! Jandarma gözetiminde göstere göstere (zorla) EVET denilen 1982 Darbe Anayasasına ben de Erzurum’da Cumnhuriyet Caddesinde kurulan Standda GÖSTERE GÖSTERE HAYIR dedim. pusula 

Oy pusulamı kutuya besmele ile bırakıp, bunun kutsal bir görev olduğunu oradaki görevliyle paylaştım. “Genç Siviller Rahatsız” sloganıyla bir çok etkinlik yapan bu aktivist genç grubu tebrik ediyor, çalışmalarında kolaylıklar diliyorum. Aslolan süreçtir, sonuçlar kendiliğinden gelir!

1982-anayasasi1Yaşlı, bunak, vehimli, vesveseci,  duyarsız, statükocu, tutucu bir anayasa 1982 anayasası. İçinde 301 gibi ne olduğu tam anlaşılamayan tuhaf bir madde olan bir anayasa. Devlet memurlarına  millet iradesine ket vurma hakkı tanıyan, askeri bir anayasa.

GENÇ, SİVİL, HERKESE GÖRE DEĞİŞMEYEN , KULLANIŞLI, ÖZGÜRLÜKÇÜ, ÇOK SESLİ BİR ANAYASA İSTİYORUZ! ANNE GİBİ BİR YASA İSTİYORUZ KISACASI!

 

 

***

OBAMA barack-obama

Dünyaya Hayırlı olsun.

Hüseyin Burak Obama.  Evrenselleşmenin ilginç örneklerinden biri olacak. Siyaset bilimi derslerinde 10 yıl sonra en az iki saatlik ders konusu: Obama!

 henry david thoreau der ki: “en iyi yönetim biçimi: en az yöneten bir yönetim biçimidir. Bu ise, insanlar buna hazır olduklarında gerçekleşir”. Obama bunun için hazır gibi. Ya Dünya? Hey wordl! R U Ready?

***

MUSTAFA FİLMİ HAKKINDA

mustafa_afisMustafa filmini destekliyorum. Atatürk üzerinden rant sağlayanlar için bir hayal kırıklığı tabii. Zavallılar, size acıyorum.  Atatürk bir nesne değildir, meta değildir. Tarih kendini yenilemek zorundaydı. Bu yeni kişi sistemin içinden, sistem dışı olmalıydı. Bu Mustafa olmayabilirdi. Ama o oldu. Bence ne iyi oldu, ne de kötü. Tarihsel bir kişi, o kadar. Onun üzerinden kavga etmeyi hangi aptal icat etti? Mustafa, hatasıyla sevabıyla Mustafa’dır. Değişen,  sivilleşen Türkiye’de böyle çalışmaların artması dileğiyle.

Ahmet Altan da güzel bir yazıyla tartışmaya katılmış,

buyurun ;

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=756716&title=can-dundarin-mustafa-filmi-tartismasina-ahmet-altan-da-katildi

 

1 comment Kasım 8, 2008

ÜNİVERSİTEYE GİTMEK YA DA NURETTİN ÖZDOĞAN

 

Bu sabah yurttan kampuse doğru yürürken kafamda tasarladım bu yazıyı.

 Hava güneşli, Erzurum’da Kasım ayında böyle bir hava, evlere şenlik..

Çok şükür.. kışın güneş bir başka güzel.. 

deli eder insanı bu havalar vallahii :)

“Kasımda Aşk Başkadır” nasıl olsa.

 

Bir çok üst düzey insanın eğitim hayatlarına

baktığımızda tuhaflıklar görürüz.

Çok başarılı kanaat liderleri ve rol model kişilikler,

sıra dışı iş fikirlerinin sahipleri ya üniversiteye gitmemiş,

ya gitmiş terk etmiş, ya da gittiği üniversiteyi ve diplomayı önemsemeyip

 kendi ilgi alanını keşfederek keyifli ve para getiren,

değer üreten, sosyal sorumluluğu olan girişimcilik projelerine imza atmışlar.

Bir çok ülkede ve özellikle Türkiye’de

Üniversiteye Gitmek bize yutturulmuş bir Prestij Hapıdır.

Üniversiteye gitmenin anlamı şudur:

Hayatta ne yapacağımı bilmiyorum, üniversiteye gidiyorum.

(paul arden’den mülhemle..)

Üniversiteyi iki defa bırakıp üç defa başlayan

 biri olarak bu yazdıklarım kişisel kronolojim açısından

tutarlı ve bedeli ödenmiş cümlelerdir yazdıklarım.

Şu an Atatürk üni. Felsefe kantininde yazıyorum bu yazıyı. 

ben fizik öğrencisiyim bu arada :)

Yılgınlık, bezginlik içinde bir gençlik var burada..

Örselenmiş gençlik heyecanları.. dayatılan bir tarz-ı hayat..

Aşkları IŞK değil, bedenleri GENÇ değil.. ,

yapıcı Neş’e duygusundan uzak,

hazz kültürü içinde azab çeken genç kardeşlerim benim!

Rol modelsiz, top modelli!

Hayatta ne yapacağını bilmek kaç kişiyi nasip olmuştur?

Tüm bu sıkıntılara rağmen iyi işler yapan kardeşlerimiz de var;

Nurettin Özdoğan onlardan birisi.

Sevgili Nurettin genç yaşında bir çok başarıya imza atmış,

gençlere rol model olabilecek birisi. EZI’de (uluslar arası insan kaynakları şirketi)

genç yaşında çalışmış ender insanlardan.

Zaman Gazetesinin Pazar ekinde yazdıklarıyla bir çok gence ufuk açıyor.

Sevgili Nurettin’in benim de çok üstünde durduğum iki sihirli kelimesi var:

 GİRİŞİMCİLİK ve DEĞER ÜRETMEK.

 Genç yaşında idealleri ve hayalleri olan

ve bunları tüm toplumla, gençlerle paylaşan,

BUDUR! Dedirten genç bir yürek o.

Bir çok şey yapmak istiyor ama asıl istediği şu:

“Gözlerinin içinde dünyalar saklı biri olmak.”

Bakar mısınız, onca başarı, popülariteden sonra hayat idealini

nasıl latif ve zarif bir şekilde açıklamış.

 Zira O, samimiyetten, dostluklardan, paylaşmaktan,

heyecanlı olmak, heyecan aktarmaktan yana.

 O zarif birisi. Tıpkı muhterem, manevi Ağabeyim,

Üstadım Maraşlı CAHİT ZARİFOĞLU gibi. Nurettin de Maraşlı.

Modern ama geleneğin zarif ve eskimez çizgileri var yaşamı yakalayışında.

Sevgili Nurettin’i canı gönülden tebrik ediyor,

onun gibi gençlerle aynı nesil olmaktan mutluluk duyuyorum.

Ailesini de tebrik ediyor, kendisine de ömür boyu saadetler,

 başarılar, heyecanlar diliyorum.

Yaşam Sevincin eksik olmasın Nurettin!

 

Nurettin Özdoğan’ın kişisel web sitesi: www.empatik.com

 

Bir okuma önerisi:

1) Okulsuz Toplum – Ivan Illich

 2) Görünmeyen Üniversite – Ersin Gürdoğan

Ve şimdi biraz müzik;

 Jacques Brel’ den geliyor ; Amsterdam

1 comment Kasım 3, 2008

GENÇ ÜNİVERSİTELİ CEVHERLER

2 comments Ekim 26, 2008


kutsal bilgi kaynağı

Son Yazılar

Popüler Yazılar

Arşiv

Kategoriler

stats

ziyaretçi haritası

Etiketler

antalya Arche Aydınlanma baudrillard Beden bilinç blog Cern değer üretmek Eckhart Tolle edebiyat entrepreneurship Erzurum eğitim felsefe Futbol gençlik girişimcilik God Higgs inavasyon inovation iş dünyası kitap Kumpas Masaru Emoto medya Mevlana Mustafa İjaz Nurettin Özdoğan Particle Physics Philosophy Psikoloji ramazan satranç Sezai Karakoç sinema Sonsuzluk Tasarım teknoloji The Secret What the bleep yaz okulu çay üniversite

laf atanlar

gezturkiye on GENÇLER İÇİN YAZ REHBERİ
para kazan on GENÇLER İÇİN YAZ REHBERİ
malikaya on YES, WE CAN!
adem on ORUÇ YAZILARI : SAMANYOLUNDA…
hp on CHESS MASTER’ın DRAMATİK…

 

Kasım 2009
M T W T F S S
« Oct    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30