Posts filed under 'medya'
COCA-COLA CEO’SU MUHTAR KENT ‘TEN GENÇLERE ÖĞÜTLER
cnn turk’de cem kozlu’nun “başarının izinde” proramında yaklaşık 800.000 çalışanı olan dünya devi coca-cola nın ceo’su muhtar kent’i izledim. amerik’ada doğmuş, babasının görevi -konsolos- dolayısıyla pek çok yer gezmiş renkli – karizmatik bir adam muhtar kent. konuşmasından biz gençler için çıkardığım öğütler şunlar;
>iki yabancı dil öğrenilmeli
>odaklanmaya-uzmanlaşmaya önem verilmeli
>öncelikler listesi oluşturulmalı: ne yapmalı? , ne yapmamalı?
>risk alma cesareti gösterilmeli
>hatalar olabilir; hata yapmıyorsan bir şey yapmıyorsundur.
>optimist olunmalı
>takım oyuncusu olabilecek özelliklere dikkat edilmeli
>yaptığınız işi en iyi şekilde yapmalısınız
>geleceğe kafa yormalı
>arkadaş çevrenize, sosyal ağınıza – network – önem verin, vakit ayırın
>değer üretin
>arasıra şarj olmalı; tatil, hobiler, aile, seyahat,kitap, sohbet..
>yöneticiler için: sahaya inmeli, kararlar yerinde, hızlı olmalı, bürokrasiyi azaltmalı, şirketinizde sadece iş toplantıları yapmayın. başka nedenlerle de çalışanlarınızı, ekibinizi bir arada tutun.
>aile değerlerine önem verilmeli
ben bu son maddeyi şöyle anlıyorum; genç arkadaşlar hayallerindeki yerlere ulaşmak istiyorlarsa kendilerine o hayallere-hedeflere doğru beraber yürüyebilecekleri, değer üretme odaklı düşünen-yaşayan, motivasyonu yüksek, optimist eşler seçmeliler. buraya bir mim koyduk.
muhtar beyin gömleğinin cebinde taşıdığı not defteri benim çok dikkatimi çekti. bildiğimiz defter. ceo da olsan not defteri bel kemiğimiz. genç girişimciler not almaya önem vermeli.
NAKİTE SAYGI DUY!
ekonomik krize de değinen muhtar kent; krizin nedenini “nakite saygı duyulmaması” olarak belirtti. nakite saygı duymak! çok güze bir tınısı var bu cümlenin. çok hoşuma gitti doğrusu. peki bu ne demek? bankaya yatan maaş, elektrik, su, telefon, vs. faturalar otomatik ödemede, alışverişlerde kredi kartı; neredeyse hiç parayla temas yok; ortalıkta uçuşan plastikler.. kent haklı; plastik, sanal bir ekonomi algısı var tüketicide. “nakite saygı” üzerinde durup düşünülmesi gereken bir kavram. ben ekonomi bakanı olsam NAKİTE SAYGI adıyla bir kampanya – hareket başlatırım. tüketim bilinci, öncelikler, ekonomi-insan makasında güzel bir açı yakalamak böyle mümkün olabilir. muhtar beyin kriz ve engelleri büyümek ve değişmek için bir fırsat olarak gördüğünü de söyleyelim. kriz durumunda yapılması gereken nedir sorusuna ise cevabı; önceliklerinizi gözden geçirin, odaklanın, geleceğe kafa yorun.
muhtar kent’e başarılar.
siz de coca-cola için, ışığınızı yansıtın! (ibrahim bu senin içindi. ne olacak bu bizim cola aşkımız :-)
tanrılar okulu’ndan -stefano d’anna- bir alıntıyla bitirelim yazımızı ;”herhangi bir eylem iyi yapıldığında sonsuza dek yapılır, tüm evren bundan haberdardır ve bunu bir daha asla tekrarlaman gerekmez.”
program videosu için tıklayınız
Mustafa İjaz | Antalya – Kaş
-respect to cash-
2 comments Haziran 19, 2009
İNTERNET GİRİŞİMCİLİĞİ
internet girişimciliği için beş adım,

BİR: Bir not defteri alın ve onu yanınızdan hiç ayırmayın.
“Söz uçar yazı kalır” deyişinden hareketle internette kendi işini kurmak isteyen girişimciler öncelikli olarak akıllarına gelen her şeyi not almalılar.

İKİ: Soru sorun, problemleri ortaya koyun ve sorunları yeniden analiz edin.

ÜÇ: Hem gerçek hayatta hem de internette araştırma yapın.

DÖRT: İletişiminizi kapatın.
Cep telefonlarının, internet sitelerinin, kullanılan e-posta programlarının, haber sitelerinin uyarı sistemlerinin, çevrimiçi iletişim araçlarının ve hatta bazen arkadaşların bile bir konuya odaklanmanın önünde engel oluşturduğunu rahatlıkla söylebiliriz; yeni bir fikir bulmak isteyen girişimcilerin dikkatlerini dağıtacak araç ve ortamlardan uzak durmaları gerekir.

BEŞ: Farklı düşünün.
Farklı bakış açıları edinmek ve düşünce şeklini değiştirmek önemlidir;
daha önce yapmadığınız şeyleri yapın.
mesela aklını kullan, aksini düşün kitabını okuyun.
3 comments Mayıs 28, 2009
50 MADDEDE REKLAMCILIK VE PAZARLAMA NOTLARI

-
iyi fikir basit ve kısadır.
-
Bir ürünü pazarlamak, yıldızı ürün olan bir film çekmektir.
-
Ürünün farklılaştırılması gerekir
-
farklılığını dramatize et
-
ne kadar bütçe? Her ürün kendi bütçesini hazırlar.
-
Zayıf rekabet: büyük başarı
-
iyi bir fikir harekete geçirmek, sadece iyi bir fikre sahip olmaktan iyidir.
-
Müşteriyle bağlantıda ol, onları önemse.
-
Yeni müşteri kazanmak, eskisini elde tutmaktan daha maliyetlidir.
-
Fırsatları yakalamak zordur, çünkü fırsat gibi görünmezler. Oysa basit ve aşikardırlar.
-
Önemliymiş havası veren, anlamsız konuşmalardan uzak dur.
-
Mark twain der ki: ürünler fabrikalarda üretilir, markalarsa zihinlerde.
-
USG, NC, AMP gibi marka adı kullanma, akılda kalmazlar.
-
Markalama : bir markayı veya farklılaştırılmış br fikri potansiyel müşterinin zihninde yerleştirmektir.
-
Herhangi bir kategoride lider olan marka, çoğunlukla müşterinin zihnine ilk yerleşen markadır.
-
Daha iyi olmaktansa, yeni bir kategoride bir numara ol
-
herkes neyin yeni olduğuyla ilgilidir. Çok az insan ise neyin daha iyi olduğuyla ilgilidir
-
-

“Ben de yapmalıyım” tarzı işlerden uzak dur.
-
-
Fiyatlandırma konusunda standartların dışına çıkma
-
düşük fiyatla kazanmak zordur.
-
Müşterinin ürünün farklı özelliğine ve getirdiği katma değerine ödeyebileceği bedeli bilerek fiyatlandırma yapmak gerekir
-
insanlar biraz daha fazlasını ödeyebilirler, çok daha fazlasını değil. Standartların dışına çıkma.
-
Daha fazla şey sunmaya çalışırsan odaktan uzaklaşırsın.
-
Mark twain den başarısızlığın formülü: “herkesi memnun etmeye çalışın”
-
büyümeye kafayı takma, kendi kategorinde başarılı olmayı önemse.
-
Araştırma şirketlerine güvenme, insanlar dürüst değildir.
-
Araştırmacılara denek olan insanların çoğunun söyledikleriyle yaptıkları başkadır.
-
Eğilimleri belirlemek, gelecekle ilgili yapabileceğin en iyi şeydir.
-
Beklenmedik şeylerin her zaman olabileceğini hesaba katmalısın. Ve beklenmedik durumlar asla araştırılamaz.
-
En iyi araştırma karmaşık değil, basit olan araştırmadır. Algılarla ilgilenir. Çok güçlü sağ duyusu olmalıdır.
-
Bir reklam metni örneği: Aquafina; reklam filmi sadece berrak su görüntüsü ve markayı gösterir. Sözel mesaj: “ su o kadar temiz ki, içinde hiç bir şey yok” . Reklam metninin başlığı: “ size hiç bir şey vaadediyoruz.”
-
hiçkimse kendisine bir şey satılmasından-reklam edilmesinden hoşlanmaz.
-
Dürüstlük müşteriyi yumuşatır.
-
İnsanlar her zaman haber duymak ister. Haber değeri taşıyan mesajlar karşısında kendilerine bir şey satıldığını düşünmezler ve savunmaya geçmezler.
-
Karmaşıklıktan uzak dur. İnsanların fazla zamanını alamazsın. Bu yüzden reklamın yalın ve basit olmalı. Tek bir mesaj iki mesajdan iyidir. Sade görseller, dramatize görsellerden iyidir.
-
-

-
Eğer mümkünse metinlerde kafiye kullan.
-
“kalbe giden yol kulaktan geçer.” r.waldo emerson
-
bütün insanlar zeki fikirlerden hoşlanırlar ama belirgin bir en çok işe yarayan fikirdir
-
iş fikirleri için kitab önerisi: Obvious Adams – aşikar adams – robert updegraff
-
sabırlı ol. Reklamların insanlara nüfuz etmesi zaman alır.
-
Mesajını algılamaları için onlara yeterli zaman tanı.
-
Reklam değerlendirme kriterleri
-
anlamsız mesajlardan uzak dur
-
ürünün farklı özelliklerini vurgulama, dramatize edebilme
-
mesaj ne kadar dürüst
-
verilen mesaj yeterince yalın mı?
-
Müşterinin faydasına olabilecek ilginç haber içeriği var mı?
43.interneti reklam için değil, bilgilendirme için kullan.
44.Zihin, konuşulan bir sözcüğü 140 milisaniyede anlarken basılı bir sözcük 180 milisaniyede anlaşılmaktadır
-
-

-
5.Zihin kulakla çalışır.
46.Sesli medya sessiz medyadan daha güçlüdür.
47.Farklılaştırılmış bir fikir pazarlamanın birinci adımıdır.
48.İki gözün de en iyi şekilde görebilmesi için logoların dikdörtgen biçiminde olması gerekir.
49.İsimler sembollerden büüyk olmalıdırlogo veya isim için seçilen tipografi okunaklı – yalın olmalıdır. Benzersiz olması daha iyidir. Renkler de önemlidir. Boşluk da fazla olmalıdır.
50.Sektörde yapılan en büyük hatalar
-
kibir : başarı kibre yol açar. Kibir de başarısızlığa.
-
Açgözlülük
-
cehalet
-
temennilerden uzak dur
-
odaktan uzaklaşmak
-
küçük değişiklikler
-
gurur
HATA YAPMIYORSAN HİÇBİR ŞEY YAPMIYORSUNDUR.
-
IJΛZ’s BUZZ™ ©2008 – 2009 Turkey
Add comment Mayıs 10, 2009
WIPO & WITTGENSTEIN
Today’s Zamanın Pazar yayını olan Sunday’s Zaman da okuduğum bir haber bana ilginç geldi paylaşmak istedim. 26 Nisan dünya fikri mülkiyet günüymüş. Habere göre 26 nisan 2001’de entelektüel zenginliğin günlük hayata etkisi konusunda farkındalık oluşturma ve dünyanın dörtbir yanından insanlığın gelişimi için katkıda bulunan isimleri, sanatçı, düşünür ve girişimcileri anmak için kurulan World Intellectual Property Organization – WIPO her yıl bir tema çerçevesinde etkinlik düzenliyor. Bu yıl ki tema; “geleceğimizi güvenceye almanın bir anahtarı olarak; yeşil alan korumalı projeler”. Dünya entelektüel zenginliği deyince aklıma neler gelmiyor ki.. Hz. Adem den başlamalı.. J yasak elma ile başlayan dünya macerasında insanoğlu kendine yeniden yasak elmalar mı icad ediyor acaba? Sormadan geçemedim.
***
Entelektüellik demişken 26 nisan doğumlu Ludwig Wittgenstein’ı (1889-1951) anmadan geçmeyelim. 20. Yy analitik ve dil felsefesinde çok etkili olmuş bir filozof-düşünür olan wittgenstein bendeniz için de lise ve üniversite yıllarımda zihnimi en çok tahrik eden isimler arasında yer alır. Wittgenstein okuyacaklar için kitap önerisi; Yan Değiniler – altıkırkbeş yay.
LW
Zengin bir ailenin çocuğuydu. Issız bir fiyord yamacına yaptırdığı kulübede inzivaya çekildi. Toplum yaşamına dönmesinin ardından babasından kalan serveti dağıttı. Çok mutsuz oldu, sık sık intiharı düşündü. Akademik felsefe düşüncesine karşıydı. 1950’de kanser olduğunu öğrendi. Ona göre felsefede çözülecek bir problem, kanıtlanacak bir teorem, sınanacak bir varsayım yoktu ve dedi ki:
“İnsanlar iyiye doğru götürülemezler; ancak şuraya-buraya götürülebilirler. İyi, olgu uzamının dışında yatar…
Tohumu topraktan çekip alamazsın. Yapabileceğin, yalnızca, ona ısı, nem, ışık sağlamaktır; kendi kendine yetişmek zorundadır…
Çocuk kötüdür, ama kimse ona başka türlü olmayı öğretmez ki; anası-babası da gösterdikleri budalaca yakınlıkla daha da beter ederler onu…
Bir insan kilitli olmayan, ama içeriye doğru açılan bir kapıyı boyuna itiyor, çekmek aklına gelmiyorsa, dada hapistir…
Ancak çok mutsuz bir insanın başka bir insan için üzülmeye hakkı vardır…
Kişi yalnızca en korkunç acılar içindeyken yazmalı -o zaman bambaşka bir anlamı olur yazdıklarının. Ama, bu yüzden, bu yazılanı da kimse bir doğrudur diye alıntılayamamalı; meğer ki bunu söylerken kendisi de acı çekiyor ola…
Wittgenstein için ekşi sözlüğe bakın;
Add comment Nisan 27, 2009
ERKEĞİN AĞIRLIK MERKEZİ ESQUİRE
Esguire uluslararası bir erkek dergisi. Kendi alanında tam bir fenomen olan derginin Türkiye edisyonunun genel yayın yönetmenliğini Okan Can Yantır yapıyor. Çok samimi, dinamik, güzel tespitleriyle her ay onu okumak ayrı bir keyif. Müzik, sinema, kitap, dvd,otomobil, ekonomi,lüks,teknoloji, mekan, bakım, vitrin,moda, stil gibi başlıklarda her ay güzel ipuçlarını ve buzz’ları bulabileceğiniz dergide her ay dosya konusuyla ilgili yazı, fotoğraf ve metalar bulabilirsiniz. Nisan ayında DAHİLİK özel sayısı çıkartan Esquire’ın kapağında Tv nin dahi çocuğu (ben girişimci derdim) Acun ILICALI var ve onunla yapılmış keyifli bir sohbet sizleri bekliyor. Yine dosya konusuyla ilgili olarak farklı alanlardan dahi ve dahilik örneklerine yer verilmiş. İrdelemek için spesifik ve zor bir konuyu keyifli hale getirmeleri gerçekten çok güzel. Dergiyi okurken hiç sıkılmıyorsunuz. Ciddiyet ile Neşenin birlikte olduğu bir koridor gibi Esguire. Tam bir beyefendi yani. Dergiye emek veren isimler şöyle:
Görsel Yönetmen: Özgür Özdoğan Editör: Togan Noyan Muhabir: Uluç Özcü Muhabir: Arzum Uzun Muhabir: Elçin Kaçar Sorumlu Müdür: Yusuf Yazıcıoğlu
Katkıda bulunanlar ise: Alper Kotaman, Ege Görgün, Erkin Çam, Gökhan İlker, Altay Öktem, Burak Ünaldı, Nur Onur, Pınar Dalga.
Dergiye her konuda yazmak için:
Tevfikbey Mah. 20 temmuz cad. no 24 34295 sefaköy/ İstanbul
veya
www.esquire.com.tr internet adresini kullanabilirsiniz.
Fiyatı da gayet uygun olan dergiye neden abone olmayasınız?
Esquire ekibini tekrar tebrik eder, iyi çalışmalar dilerim.
Esquire a bir dosya konusu önerim var : GİRİŞİMCİLİK VE GİRİŞİMCİLER.
Kapakta kim olur?
Zor soru.
Bir şarkıyla bitirelim;
Emillia Söylüyor : Big Big World
1 comment Nisan 19, 2009
İNTERNET BAŞTAN ÇIKARIR!
Bugün Atatürk Üniversitesinde internet haftası (6-21 Nisan) dolayısıyla düzenlenen konferansın konuğu Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Mustafa Akgül’dü. İnternetin tarihçesinden bahseden Akgül neden internetin bir devrim olduğunu hatta sanayi devriminden bile daha ciddi sonuçlarının olduğunu konu edinen güzel bir sunum yaptı. Mustafa Akgül Beyefendiye teşekkür ediyoruz. İnternet haftası neden 6-21 nisan tarihleri arasında kutlanmaktadır? Bunun İnternetin Türkiyedeki tarihiyle yakından ilgisi var. 1950 lerin başında laboratuvar ortamında bilgisayarlar arası bağlantı çalışmalarının sonrasında CERN ( avrupa parçacık fiziği (big-bang) araştırma laboratuvarı) çalışanlarının çalışmalarının kendi aralarında paylaşımı içimi bu ağ bağlantısı ve web kullanımı geliştirildi. O zaman bilimsel amaçlı bir paylaşım için ortaya konan internet bugün dünyamızı baştan değiştirdi. Adeta baştan çıkardı. : ) Ülkemizde de internetin kullanımına başlanıldığı tarih 12 nisan 1993tür. Bundan dolayı her nisan ayının 6 ile 21i arasında internet haftasını çeşitli etkinliklerle kutluyoruz. ‘internet yaşamdır’ sloganıyla kendini ifade eden bu organizasyonun amacı bilişim çağında interneti daha çok kişiyle buluşturmak. Artık tek tek yapıların, bireylerin, grupların etkinliğinin ortadan kalktığı, daha çok Bağlantılı Toplumun ve Ekonomilerin, sosyolojik yapıların ortaya çıktığını görüyoruz. Bir ağın değeri bu ağı kaç kişinin kullandığıyla doğrudan ilgili. Onun için zaten değerli bir buluş olan internetin de ülkemizde bu değerden yeterince pay alması için kullanıcı sayısını arttırmak zorundayız. E-türkiye, E-devlet projeleri bu fikrin bir uzantısı. Her gün yüzlerce web sitesi, blog yayınlanmakta. İnternetin en önemli devrimsel niteliği, mekan va zamana ilişkin her türlü yerel, coğrafi, ekonomik farklılıkları ortadan kaldırması. Erzurumdaki bir üniversite öğrencisiyle New Yorktaki bir üniversite öğrencisini aynı şartlarda buluşturmakta. Yeter ki siz ne yapmak istediğinize karar verin. Zaten dananın kuyruğu da burda kopuyor. Ne yapmak istediğine karar vermek? Fikir avcısı, girişimci olmak. Buluşcu olmak! İşte genç toplum olarak eksiğimiz burada. İnternet kullanımını eğlence ve zaman öldürmekten ziyade girişimlerimiz ve networking için kullanmaya başlarsak işte o zaman bilişim toplumu olduk demektir. Şu an internet kullanımıyla ilgili yapılan bazı araştırmalarda ülkemiz katar, azerbaycan gibi ülkelerden bile geride. Takribi 120 ülke arasında 60. sıralardayız. İnternetin yaygınlığıyla birlikte bazı sorunlar da haliyle birlikte gelmekte. Porno, çocuk ve aile sağlığı, sansür gibi konular tartışmalı ve önlemler konusunda hala kafalar karışık. Mustafa Akgül konfrenasında interneti sokağa benzetti. ‘ siz çocuğunuzu sokağa bırakır mısınız? Elbette bırakmazsınız. İnternette öyle’ dediler. Sansür meselesi ise karın ağrısı bir durum. Yasakçı bir zihniyetle hiç bir şey olmaz, olmayacağını dünya bir kez daha gösterecek. İnternet vergilerinde dünya şampiyonuymuşuz. Ben de internetin neden pahalı oldupunu hep düşünmüşümdür. Oysa bu sorunun temelinde telekomun özelleşmesine rağmen bir türlü serbest piyasaya inememesi varmış. Gerçekten ilginç bir konu. Umarım bu vergiler düşer de ‘internet yaşamdır’ sloganı hayat bulur. 3G teknolojisini heyecanla beklediğimiz bu günlerde iPhone kullanımıyla birlikte internet yaşamın her yanına girecek ve Gelecek ve Girişimler üzerine kafa yoranlar kazanacak. Geleceğe kafa yoralım!

1 comment Nisan 7, 2009
mutlu muyuz?
“Reklamlar bizi arabaların ve giysilerin peşine düşürdü; nefret ettiğimiz işlerde çalışıyoruz, ihtiyacımız olmayan şeyleri satın alabilmek için… Biz tarihin üvey evlatlarıyız. Ne amacımız var, ne yerimiz. Biz ne bir büyük savaş yaşıyoruz, ne de büyük buhran. Bizim savaşımız ruhsal bir savaş; bizim büyük buhranımız, kendi hayatlarımız. Televizyonla büyütüldük ve bir gün hepimizin milyonerler, film yıldızları veya rock starları olacağına inandırıldık. Ama olmayacağız ve bu gerçeği yavaş yavaş öğreniyoruz ve feci şekilde asabımız bozulmuş durumda…” Tyler / Fight Club
”Bize yeni moda blue jean’i, şu saati veya bu arabayı almakla elde edeceğimiz vaad edilen mutluluk, az sonra yeni bir ürün tarafından yok edilmekte ve o ancak yeni ürünü almakla yeniden mutlu olacağımız söylenmektedir. Tüketim toplumu, arzuları uyandırma, tatmin etme ve sonra yeniden uyandırmadan oluşan sonuçsuz bir süreci izler. Nihai huzura giden bir çabadan ziyade, bir tür bağımlılıktır.” (Jonathan Sacks, “The Dignity of Difference”, 2003, s. 40)
1 comment Kasım 13, 2008
icat çıkar
Çocukluğumda yeni bir şeyler ürettiğimde, etrafımdaki kişilerden hep şunu duyardım:
” Mustafa icat çıkarıp durma! “ :)
TEB ‘İcat Çıkar’ adlı bir akıl-fikir yarışması düzenliyor. Sloganı şu: fikriniz çöpe gitmesin! finans ve bankacılık sektöründe hizmet, verimlilik, şube tasarımı vb. gibi konularda yenilikçi fikirlerin beklendiği yarışma tüm üniversite öğrencilerine açık. Ben de gençleirn girişimcliklerine imkan verecek bir proje ile katıldım.
Son katılım tarihi: 30 Kasım 2008.
Ayrıntılı bilgi için: www.icatcikar.com
Add comment Kasım 8, 2008
GÖSTERE GÖSTERE HAYIR; SÜPER!
Keyifler Nasıl? Sorusu için öğrencilerimden duymak istediğim cevap hep ‘süper’ olmuştur. Hatta onlar nerede bir ‘süper’ kelimesi görseler eminim beni hatırlarlar. Yine bu gün ‘süper’ diyebileceğim günlerden biriydi; çünkü Genç Siviller adlı grup 12 Eylül Darbesinin akabinde yapılmış olan 1982 Anayasasının 26. Yıl dönümü olan 7 Kasım’da yasayı yeniden Refaranduma götürdüler. Süper bir olay! Jandarma gözetiminde göstere göstere (zorla) EVET denilen 1982 Darbe Anayasasına ben de Erzurum’da Cumnhuriyet Caddesinde kurulan Standda GÖSTERE GÖSTERE HAYIR dedim.
![]()
Oy pusulamı kutuya besmele ile bırakıp, bunun kutsal bir görev olduğunu oradaki görevliyle paylaştım. “Genç Siviller Rahatsız” sloganıyla bir çok etkinlik yapan bu aktivist genç grubu tebrik ediyor, çalışmalarında kolaylıklar diliyorum. Aslolan süreçtir, sonuçlar kendiliğinden gelir!
Yaşlı, bunak, vehimli, vesveseci, duyarsız, statükocu, tutucu bir anayasa 1982 anayasası. İçinde 301 gibi ne olduğu tam anlaşılamayan tuhaf bir madde olan bir anayasa. Devlet memurlarına millet iradesine ket vurma hakkı tanıyan, askeri bir anayasa.
GENÇ, SİVİL, HERKESE GÖRE DEĞİŞMEYEN , KULLANIŞLI, ÖZGÜRLÜKÇÜ, ÇOK SESLİ BİR ANAYASA İSTİYORUZ! ANNE GİBİ BİR YASA İSTİYORUZ KISACASI!
***
Dünyaya Hayırlı olsun.
Hüseyin Burak Obama. Evrenselleşmenin ilginç örneklerinden biri olacak. Siyaset bilimi derslerinde 10 yıl sonra en az iki saatlik ders konusu: Obama!
henry david thoreau der ki: “en iyi yönetim biçimi: en az yöneten bir yönetim biçimidir. Bu ise, insanlar buna hazır olduklarında gerçekleşir”. Obama bunun için hazır gibi. Ya Dünya? Hey wordl! R U Ready?
***
MUSTAFA FİLMİ HAKKINDA
Mustafa filmini destekliyorum. Atatürk üzerinden rant sağlayanlar için bir hayal kırıklığı tabii. Zavallılar, size acıyorum. Atatürk bir nesne değildir, meta değildir. Tarih kendini yenilemek zorundaydı. Bu yeni kişi sistemin içinden, sistem dışı olmalıydı. Bu Mustafa olmayabilirdi. Ama o oldu. Bence ne iyi oldu, ne de kötü. Tarihsel bir kişi, o kadar. Onun üzerinden kavga etmeyi hangi aptal icat etti? Mustafa, hatasıyla sevabıyla Mustafa’dır. Değişen, sivilleşen Türkiye’de böyle çalışmaların artması dileğiyle.
Ahmet Altan da güzel bir yazıyla tartışmaya katılmış,
buyurun ;
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=756716&title=can-dundarin-mustafa-filmi-tartismasina-ahmet-altan-da-katildi
1 comment Kasım 8, 2008
ÜNİVERSİTEYE GİTMEK YA DA NURETTİN ÖZDOĞAN
Bu sabah yurttan kampuse doğru yürürken kafamda tasarladım bu yazıyı.
Hava güneşli, Erzurum’da Kasım ayında böyle bir hava, evlere şenlik..
Çok şükür.. kışın güneş bir başka güzel..
deli eder insanı bu havalar vallahii :)
“Kasımda Aşk Başkadır” nasıl olsa.
Bir çok üst düzey insanın eğitim hayatlarına
baktığımızda tuhaflıklar görürüz.
Çok başarılı kanaat liderleri ve rol model kişilikler,
sıra dışı iş fikirlerinin sahipleri ya üniversiteye gitmemiş,
ya gitmiş terk etmiş, ya da gittiği üniversiteyi ve diplomayı önemsemeyip
kendi ilgi alanını keşfederek keyifli ve para getiren,
değer üreten, sosyal sorumluluğu olan girişimcilik projelerine imza atmışlar.
Bir çok ülkede ve özellikle Türkiye’de
Üniversiteye Gitmek bize yutturulmuş bir Prestij Hapıdır.
Üniversiteye gitmenin anlamı şudur:
Hayatta ne yapacağımı bilmiyorum, üniversiteye gidiyorum.
(paul arden’den mülhemle..)
Üniversiteyi iki defa bırakıp üç defa başlayan
biri olarak bu yazdıklarım kişisel kronolojim açısından
tutarlı ve bedeli ödenmiş cümlelerdir yazdıklarım.
Şu an Atatürk üni. Felsefe kantininde yazıyorum bu yazıyı.
ben fizik öğrencisiyim bu arada :)
Yılgınlık, bezginlik içinde bir gençlik var burada..
Örselenmiş gençlik heyecanları.. dayatılan bir tarz-ı hayat..
Aşkları IŞK değil, bedenleri GENÇ değil.. ,
yapıcı Neş’e duygusundan uzak,
hazz kültürü içinde azab çeken genç kardeşlerim benim!
Rol modelsiz, top modelli!
Hayatta ne yapacağını bilmek kaç kişiyi nasip olmuştur?
Tüm bu sıkıntılara rağmen iyi işler yapan kardeşlerimiz de var;
Nurettin Özdoğan onlardan birisi.
Sevgili Nurettin genç yaşında bir çok başarıya imza atmış,
gençlere rol model olabilecek birisi. EZI’de (uluslar arası insan kaynakları şirketi)
genç yaşında çalışmış ender insanlardan.
Zaman Gazetesinin Pazar ekinde yazdıklarıyla bir çok gence ufuk açıyor.
Sevgili Nurettin’in benim de çok üstünde durduğum iki sihirli kelimesi var:
GİRİŞİMCİLİK ve DEĞER ÜRETMEK.
Genç yaşında idealleri ve hayalleri olan
ve bunları tüm toplumla, gençlerle paylaşan,
BUDUR! Dedirten genç bir yürek o.
Bir çok şey yapmak istiyor ama asıl istediği şu:
“Gözlerinin içinde dünyalar saklı biri olmak.”
Bakar mısınız, onca başarı, popülariteden sonra hayat idealini
nasıl latif ve zarif bir şekilde açıklamış.
Zira O, samimiyetten, dostluklardan, paylaşmaktan,
heyecanlı olmak, heyecan aktarmaktan yana.
O zarif birisi. Tıpkı muhterem, manevi Ağabeyim,
Üstadım Maraşlı CAHİT ZARİFOĞLU gibi. Nurettin de Maraşlı.
Modern ama geleneğin zarif ve eskimez çizgileri var yaşamı yakalayışında.
Sevgili Nurettin’i canı gönülden tebrik ediyor,
onun gibi gençlerle aynı nesil olmaktan mutluluk duyuyorum.
Ailesini de tebrik ediyor, kendisine de ömür boyu saadetler,
başarılar, heyecanlar diliyorum.
Yaşam Sevincin eksik olmasın Nurettin!
Nurettin Özdoğan’ın kişisel web sitesi: www.empatik.com
Bir okuma önerisi:
1) Okulsuz Toplum – Ivan Illich
2) Görünmeyen Üniversite – Ersin Gürdoğan
Ve şimdi biraz müzik;
Jacques Brel’ den geliyor ; Amsterdam
1 comment Kasım 3, 2008
GELECEĞİN LİDERLERİ
TİKAV geleceğin liderlerini arıyor.
Akademik çalışmalarınızın yanında üniversite öğreniminiz süresince sizi üniversite sonrası hayata hazırlayacak çok yönlü bir programa katılarak geleceğin lideri olmaya aday mısınız?
Üniversite öğrencilerinin kişisel ve sosyal gelişimlerine katkıda bulunarak gençleri hayata hazırlamayı ve Türkiye’nin insan kaynakları kalitesini yükseltmeyi hedefleyen TİKAV, bu hedefi doğrultusunda 1999 yılından bu yana Bireysel Gelişim Programını uygulamaktadır.
Bireysel Gelişim Programı, üniversite öğrencilerinin, 1.sınıf sonunda başlayıp 4.sınıfın sonuna kadar devam edecekleri; bu süre içinde yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda seminer, eğitim, söyleşi, proje, staj ve gezi programlarına katılarak bilge ve becerilerini zenginleştirecekleri bir faaliyetler bütünüdür. Program dahilinde ayrıca burs olanakları bulunmaktadır. Faaliyet detaylarını ve uygulama örneklerini incelemek için www.tikav.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.
Bireysel Gelişim Programına başvurular www.tikav.org.tr adresinden online olarak yapılmaktadır. Başvurular 3 Kasım 2008 – 30 Ocak 2009 tarihleri arasında kabul edilecektir.
İrtibat için:
Şafak AKIN
Yönetim Kurulu Başkanı
Türkiye İnsan Kaynakları Vakfı
Tel: 0 312 442 48 22
Fax: 0 312 442 48 23
E-mail: info@tikav.org.tr
Add comment Kasım 1, 2008
“GERÇEK GİRİŞİMCİLİK” ÜZERİNE MÜLAHAZALAR
-Modern bir dervişten Hz. Mevlana’ya
Değer üretmek ve girişimcilik yenilikçi ve sürdürülebilir başarının iki farklı yüzüdür.
Değer üretmeden girişimci olamadığımız gibi, girişimci olmadan da değer üretemeyiz.
Değer üretirken hayata bir bakış açısı katmalıyız.
Öyle bir şey yapmalıyız ki bu hayatı Kolaylaştırıcı olmalı.
Ya da bir probleme çözüm olmalı.
Bir genci hayata bağlamalı, bir çocuğa ufuk olmalı.
Bir anneye yaşama sevinci, bir babaya fedakarlık ve dava azmi katabilmeli.
Bir fikrimiz olmalı. Fikrimizin heyecanı olmalı.
O fikirle aylarca yatıp kalkmalıyız belki.
Kantinlerde, otobüslerde, dersliklerde, öğrenci evlerinde
dostlarla fikrimizi paylaşmalı, anlatmalıyız, ciddiye alınmamayı göze alarak.
Büyük düşünmeli, büyük düşler kurmalıyız.
Adam olmayı ve faydalı olmayı dert edinmeliyiz.
Sevmeliyiz. Sevinmeliyiz. Şükretmeliyiz.
Çocukların dualarını ve tebessümlerini almalıyız.
İmkanların azlığından sitem etmeyip,
Gazâli Hazretlerinin ‘Mümkün Alemlerin En İyisi”
anlayışınca içinde bulunduğumuz hal ve durum ve imkanlar
en iyi hal, durum ve imkandır demeliyiz.
İlahi kudret cimri değil ya, daha iyi bir hal mümkün olsaydı olurdu.
Edebi ve emaneti gözeterek,
Değer üreterek,
Sevindirerek, severek,
Dertlenerek ,
GERÇEK GİRİŞİMCİ olabiliriz.
Bizim girişimimiz, dünyalık, ego tatmini ve hırs adına değil
İnsana hizmet, Tanrıya hizmettir,
Sevginin özü birdir,
En kutsal erdem, Hayırda Yarışmaktır
Anlayışları gereğince olacaktır.
Şairin dediği gibi;
“âvâzeyi bu âleme dâvûd gibi sal
bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş”
bir hoş sadâ için üretmek ve girişimci olmak.
Markasız iş olmaz.
Marka SİZsiniz.
Giyiminiz , sözleriniz, dostlarınız,
samimiyetiniz, aileniz, kitaplarınız,
eylemleriniz MARKANIZdır.
Bir girişim için yola çıktığımızda
sonuçlardan ziyade sürece odaklanmak gerekir.
Ne yaptığımız kadar ( belki daha çok )
NASIL yaptığımız daha önemlidir.
Yaparken de İSTİŞARE kültüründen
ve sünnetinden uzak durmamak gerekir.
İstişaresiz iş yapanın başarısız olması kaçınılmazdır.
Ürettiğimiz değer yada işe ne kadar çok kişiyi
dahil edebilirsek o ölçüde çabuk büyürüz.
Ve ve ve en önemlisi, ister başarılı olalım ister başarısız
ama MÜTEVAZİ olmaktan vazgeçemeyiz.
Mütevazi ve samimi olamayanların ürettikleri makes kesbetmez.
Değerlerin en üstünü samimiyet ve tevazudur.
Her şeyin geçici olduğunu hatırlayarak yaşamak..
bu geçicilik aynasında
kendimizin en iyi fotoğrafını çekmek: İŞTE HAYAT!
Niyetlerimiz şüphesiz önemlidir.
Eksiklerimiz her zaman olacaktır.
Cesaret bizi YIĞIN’dan ayıracaktır.
Tabii, BİLGİ ile cesaret edeceğiz.
Pozitivist bir anlayışla, BİLGİ GÜÇTÜR demeyip BİLGİ ERDEMDİR,
BİLGİ YAŞAMIN GEÇİCİLİĞİNİ FARK ETMEKTİR
BİLGİ, BİGELİKTİR diyebilmeli ve öyle de yaşayabilmeliyiz.
Türkiye canlı bir ülke oldu.
Capcanlı.
Biz gençler de bu canlılığın en büyük payesine sahibiz bence.
Mevlana ve Yunus Emre , niçin hala hayırla anılıyorlar?
Çünkü onlar GERÇEK BİR GİRİŞİMCİYDİLER.
Çünkü onlar DEĞER ÜRETTİLER.
Çünkü onlar , SEVGİNİN GÜCÜyle iş yaptılar.
(Günümüzün girişimcilik anlayışı para kazanmak üzerine kurulu,
Ama eskiden gönül zenginliği ve cömertlik üzerine kuruluydu.
Çünkü nefsini bilen rabbini bilirdi. )
Büyük düşünmekten kastım, Allah dostu olmaya niyet etmek ve bunun bedelini ödemek.
Dost olmak. Dosta sadık olmak.
İşte GERÇEK GİRİŞİMCİLİK budur.
Girişimcilik kullara kul olmayıp,
Hakka kul olmayı en güzel şeref ve yol bilmektir.
Dünyadan giderken l halkın seni nasıl uğurladığına bakma,
Gittiğin yerde nasıl karşılandığına bak!
Sevelim, güzelleşelim : )
GENÇ dostlara selam olsun!
Sevelim, gençleşelim.
Erzurum’dan Mustafa İJAZ
5 comments Ekim 14, 2008
KADIN SALT SEYİRLİK MİDİR?
“Kadın salt seyirlik olandır.” diyordu Nietzsche bir yerde. Günümüzde de yeniden ele alınması gereken konulardan birisi de bu: Erkek ve Kadın Duruşu. Konumlandırma ve Anlamlandırma.
Bu bağlamda John Berger’in Ways Of Seeing Kitabına bir göz atalım;
Bugün artık irdelenmeye başlayan ama hiç bir çözüme ulaşmamış olan uygulama ve törelere göre kadının toplum içindeki varlığı erkeğinkinden çok başkadır. erkeğin varlığı kendinde saklı yetkelilik umuduna bağlıdır. bu, büyük ve inanılır bir umutsa erkeğin varlığı çarpıcı olur. küçük ve inanılmaz bir umutsa erkeğin varlığı da önemsizleşir. bu yetkelilik umudu ahlaksal, bedensel, yaradılışa göre değişen, parasal, toplumsal, ya da cinsel bir umut olabilir. neyse ki yetkelilik umudunun yöneldiği nesne her zaman erkeğin dışındadır. bir erkeğin varlığı o erkeğin yapabileceklerini, sizin için yapabileceklerini gösterir. üretilebilir bir varlıktır onun varlığı; çünkü erkek gerçekte yapamayacağı şeyleri yapabilecek yetkedeymiş gibi davranır. bu yalancı davranış her zaman onun başkaları üzerinde etkili olmak için kullandığı bir yetkeye yönelmiştir.
bunun tersine bir kadının varlığıysa, onun kendine karşı olan tutumunu gösterir; o kadına karşı nelerin yapılıp nelerin yapılmayacağını belirler. kadının varlığı hareketlerinde, sesinde, fikirlerinde, yüz ifadelerinde, giysilerinde, seçtiği çevrelerde, zevklerinde ortaya çıkar. gerçekten de kadın kendi varlığına katkıda bulunmayan hiç bir şey yapmaz. varlığı, kadının kişiliğiyle öylesine iç içedir ki erkekler bunu bedenden çıkan bir tütsü, bir koku bir sıcaklık olarak algılarlar.
kadın olarak doğmak, erkeklerin mülkiyetinde olan özel, çevrelenmiş bir yerde doğmak demektir. kadınların toplumsal kişilikleri, böylesine sınırlı, böylesine koşullandırılmış bir yerde yaşayabilme ustalıklarından dolayı gelişmiştir. ne var ki bu, kadının öz varlığının ikiye bölünmesi pahasına oluşmuştur. kadın hiç durmadan kendisini seyretmek zorundadır. hemen hemen her zaman kendi imgesiyle birlikte dolaşır.bir odada yürürken yada babasının ölüsünün başucunda ağlarken bile ister istemez kendisini yürürken yada ağlarken görür. çocukluğunun ilk yıllarından başlayarak hep kendi kendisini gözlemesi, bunun gerekli olduğu öğretilmiştir ona.
böylece kadın içindeki gözleyen ve gözlenen kişilikleri, kadın olarak onun kimliğini oluşturan ama birbirinden ayrı iki öğe olarak görmeye başlar.
kadın, olduğu ve yaptığı her şeyi gözlemek zorundadır. erkeklere nasıl göründüğü, onun yaşamında başarı sayılan şey açısından son derece önemlidir. kendi varlığını algılayışı, kendisi olarak bir başkası tarafından beğenilme duygusuyla tamamlanır.
erkekler kadınlara karşı belirli bir tutum edinmeden önce onları gözlerler. bu yüzen bir kadının bir erkeğe görünüşü, kendisine nasıl davranılacağını da belirler. bu süreci bir ölçüde denetleyebilmek için kadın bunu kabul etmeli ve benimsemelidir. kadın benliğinin gözleyici yanı, gözleyen yanını öylesine etkiler ki sonunda tüm benliğiyle başkalarından nasıl bir tutum beklediğini gösterir. böylece kadının, bir eşi daha bulunmayan bu kendi kendini etkileme süreci onun kişiliğini oluşturur. her kadının varlığı , kendi içinde ‘nelere izin verilip nelere verilemeyeceğini’ düzenler. eylemlerinin her biri-amacı yada dürtüsü ne olursa olsun- o kadının kendisine nasıl davranılmasını istediğini gösteren birer simgedir. bir kadın tutup bardağı yere atarsa bu o kadının kendi kızgınlığını nasıl ele aldığını, bu yüzden başkalarından nasıl bir davranış beklediğini gösterir. erkek aynı şeyi yapıyorsa bu, yalnızca onun öfkesini dışa vurmasıdır. kadın güzel bir fıkra anlatırsa bu, onun kendi içindeki fıkracıya nasıl davrandığını, elbette fıkracı bir kadın olarak başkalarından ne beklediğini gösteren bir örnektir. fıkra anlatmak için fıkra anlatmak ancak erkeğin yapabileceği bir şeydir.
bunu şöyle yalınlaştırabiliriz: erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa göründükleri gibidirler. erkekler kadınları seyrederler. kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. bu durum, yalnız erkeklerle kadınlar arasındaki ilişkileri değil, kadınların kendileriyle ilişkilerini de belirler. kadının içindeki gözlemci erkek, gözlenense kadındır. böylece kadın kendisini bir nesneye- seyirlik bir şeye dönüştürmüş olur.
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=ways+of+seeing&nr=y&pt=gorme+bicimleri
Add comment Ekim 6, 2008
20.000 YTL’LİK LOGO TASARIM YARIŞMASI
-Temsil gücü ve akılda kalma oranı daha yüksek,
-İnsan odaklı hizmet anlayışını yansıtan,
-Yerel ve evrensel değerleri içeren bir logo olması.
Şöyle bir düşünürsek; eğer yaptığınız logo seçilirse Türkiye’nin tüm hastanelerinde, ambülanslarda, sağlık ocaklarında, resmi evraklarda yaptığınız logo kullanılacak. Heyecan verici olsa gerek!Yaratıcı üniversite gençliği için iyi bir fırsat bence. Değerlendirin bu fırsatı derim. Derece alamasanız bile konuşulacak bir logo yapabilirsiniz. Logo hazırlamak aslında biraz kişinin iç dünyasına dönmesive dış dünyayı yeniden anlamlandırması için iyi bir zemin, hele bir de konu sağlık olunca, gelsin yaratıcı düşünce, creative think!
ÖDÜLLER
Birincilik Ödülü: 10 000YTL
İkincilik Ödülü: 6000YTL
Üçüncülük Ödülü: 4000YTL
Logo deyip geçmemek lazım. Logo şirket yada işletmelerin kimliğidir.
Logo tasarım yarışmasına katılacak arkadaşlar tasarımda kullanılacak çizgilerle ilgili birkaç bilgi vermeden geçemeyeceğim. çizgi benim için özel bir şey, sizinle de paylaşayım:
Yatay çizgi ; sükunet ve statik bir ifade için ,
Düşey çizgi; kesinlik ,
Eğik çizgi ; yüzeyde bir hareket ve daha çok canlılık ifadesi için ,
Koyu ve kalın düz çizgi ; çarpıcılık
Zig-Zag çizgi ; seri bir hareketin ve heyecan hissinin ifade edilmesinde kullanılır.
Logo tasarımıyla ilgili bazı site ve teknik bilgiler için:
http://bildirgec.org/etiket/logo
KATILIM KOŞULLARI
a) Yarışma, seçici kurul ve seçici kurulun birinci dereceden yakınları dışında herkese açıktır.
b) Her katılımcı en fazla 3 adet çalışma ile yarışmaya katılabilir.
c) Logonun çok çeşitli amaçlar için kullanılacağı göz önünde bulundurularak basıma uygun nitelikte hazırlanması, büyültülüp küçültüldüğünde bozulmaması gerekmektedir.
d) Gönderilen rumuzlu çalışmalarla birlikte; İsim, Soyisim, Adres, Telefon Numarası gibi yarışmacı tarafından hazırlanmış kimlik bilgilerinin bulunduğu bir zarf olacaktır. Bu zarf yarışmanın neticelenmesiyle birlikte seçici kurul tarafından açılacaktır.
e) Logolar, A4 boyutunda dijital ortamda hazırlanacaktır. Ayrıca tasarımlar Adobe lllustrator, FreeHand, CorellDraw ya da Photoshop programlarından biri ile hazırlanmış belge olarak CD ortamında da sunulacaktır. (Ayrıca logolar CD’ye Jpeg uzantılı olarak da aktarılacaktır.)
f) Teslim edilen çalışmalar Türk Patent Enstitüsü’nce daha önce korunmaya alınmamış olmalı, tescil başvurusu yapılmamış olmalıdır. Seçici Kurul tarafından kopya olduğu anlaşılan logolar değerlendirmeye alınmayacaktır. Logo tasarımının kopya olduğu anlaşılması halinde ödül verilmeyecek, verilmiş ise geri alınacaktır.
g) Katılımcılar, konu ile ilgili olarak daha geniş bilgiyi, Sağlık Bakanlığı’ndan www.saglik.gov.tr adresinden alabilirler.
h) Yarışmaya katılan tüm çalışmaların kullanım hakları Sağlık Bakanlığı’na aittir. Dereceye giremeyen çalışmalar, sonuçların duyurulmasından sonra bir ay içerisinde aynı adresten geri alınabilir. Bu süre içerisinde geri alınmayan çalışmalardan Bakanlığımız sorumlu olmayacaktır.
ı) Bakanlığımız ve/veya Seçici Kurul, seçilen çalışma üzerinde değişiklik isteme hakkına sahiptir.
i) Aynı kişi birden fazla ödül kazanabilir. Ancak, en büyük değerdeki ödülü almaya hak kazanacaktır.
Çalışmaların Teslimi
Çalışmaların zarar görmeyecek şekilde paketlenerek posta ile veya elden 01 Aralık 2008 tarihine kadar Sağlık Bakanlığı Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü Sıhhıye/Ankara adresine ulaştırılması ve sbyarisma@saglik.gov.tr adresine gönderilmesi gerekmektedir. Postadaki gecikmeden ve eserler üzerinde oluşabilecek bozulmalardan Bakanlığımız sorumlu olmayacaktır.
Sonuçların Açıklanması
Yarışma sonuçları seçici kurul toplantısı ardından 20 gün içinde Sağlık Bakanlığı web sitesinde açıklanacaktır.
İletişim
Sağlık Bakanlığı Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü
T.C. Sağlık Bakanlığı
Mithatpaşa Cad. No: 3
06434 Sıhhiye / ANKARA
AKILDA KALICI BAZI LOGO TASARIMLARI

1 comment Eylül 20, 2008

















