Posts filed under 'düş-hayal'
SEVİNDİRME SERVİSİ
Delta Bisiklet olarak 2 Ağustosta Bisikletle Ağrı Dağı’na tırmanıyoruz. Yolumuz oralara düşmüşken Iğdırlı çocukları güldürmek için elimizden gelen her türlü yardımı yapıyoruz. Küresel Isınmaya Karşı Bisikletle Ağrı Dağı’na tırmanırken ihtiyacı olan çocuklara yardım ederek kalbimizi ısıtıyoruz. Artık binmediğimiz, bize küçük gelen bisikletlerimizi, bir kenara kaldırdığımız bisiklet malzemelerimizi, evimizde bulunan okuduktan sonra artık başkalarıyla paylaşmalıyım dediğimiz kitaplarımızı, ilk sayfalarını hunharca kullanıp çekmecelere kapadığımız defterlerimizi, duygusal davranıp bir kenara ayırdığımız ama artık giymediğimiz kıyafetlerimizi, küçüklüğümüzde bizi güldüren oyuncaklarımızı Iğdırlı çocukları güldürmek için tozlandıkları, kendilerini işe yaramaz hissettikleri köşelerinden çıkarıyoruz. Sevindirme servisimiz 24 Temmuz Cuma ‘09 günü Delta Bisiklet Emek Şubesinden yola çıkacak. O güne kadar paylaşmak istediğiniz herşeyi bize bırakabilirsiniz.
Delta Bisiklet
Bosna Hersek Caddesi 21/D Emek-ANKARA
Tel: 0312 223 60 27
Faks:0312 222 34 92
www.deltabisiklet.com
info@deltabisiklet.com
1 comment Temmuz 8, 2009
GENÇLER İÇİN YAZ REHBERİ
Arkadaşlar merhaba,
bir çoğumuz “bu yaz tatilinde ne yapsak acaba?” sorusundaki soru işraeti gibi kıvranıp durur.
Ben kendi tecrübelerimden yola çıkarak aklı karışıklar için aklı daha da karıştırıcı küçük bir “gençler için yaz rehberi” hazırladım.
NE VAR -NE YOK
1.TV ve eve kapanmak yok – kitap rüzgar ve orman var
2.Geç saatlerde yatmak yok – Erken kalmak var
3.sigara yok – nefes tutma çalışması var
4.fazla çay-kahve yok – meyve sebze var
5.tembellik yok – hareket eylem var
6.haber izlemek, gazete okumak yok – kitap var
7.fazla telefon görüşmesi yok – kafayı dinlemek, yalnız kalmak, kendimizi muhsebeye çekmek var
8.Fast food, ağır yağlı, etli yemek yok – hafif yiyin; sebze meyve, balık -salata ve ot yemekleri var
9.bezmek yok; neşe var
10.şikayet yok ; harekete geçip icabına bakmak var, her neredeysen..
11.bahane yok, iş var..
12.şüphe ve korkular yok, sevgi ve dinginlik var.
13.gürültü yok müzik varNE YAPALIM?
spor yapın; en ideali erken saatlerde kalkıp hızlı tempo yürümektir. Koşmak da ruh ve beden sağlığı için çok faydalıdır. Yaz aylarında mümkün olduğunca aktif, haraketli bir tatil-dinlenme programı içinde olun. Mutlaka denize gidin. Yüzün. Güneşlenin. Güzel kırmızı sulu bir karpuzun yanında tam yağlı peynir yiyin. Sahilde bir ağacın altına uzanıp rüzgarın ninnisiyle uykuya dalın. Tatlı-uyuşuk .. cep telefonunuzu on gün kapatıp kayıplara karışın. İçinde kitap, harita, bir kaç tişört, fotoğraf makinesi, terlik, güzel koku, bir havlu boyu sevgi, gökyüzü dolusu neşe ve denizler gibi umut ve geceleyin yıldızların bize hissettirdiği gibi hayaller olan bir sırt çantası ve küçük-portatif bir çadırla “anne ben markete ekmek almaya gidiyorum” edasında bir izinle ailenize “hoşçakalın” deyip hayatınızın en güzel on gününü yaşayabilirsiniz. Mümkünse geziye bisikletle de çıkabilirsiniz. Bu konuda tecrübesizseniz “uzun yol bisiklet gezileri”yle ilgili bazı bilgi ve deneyimleri, gezi tek ve notlarını internette bulabilirsiniz. Bisikletle veya otobüsle veya oto-stopla ama Nereye? Aramızda kalsın, benim bildiğim bir kaç yer var :)hatta size bir gezi bile güzergahı çizebilirim; elbette seyahat Antalyaya. İlk durak burası. Antalyada denize girmeyin. Güzergah boyunca sizi bekleyen ne güzel koylar var. bir kaç gün antalyada gezdikten sonra batı istikametine doğru şu güzergahlarda durarak-geceleyerek-gündüzleyerek -artık nasıl uygun görürseniz- gezinizi tamamlayabilirsiniz. (nerde neresi gezilir, ne yenir ne içili, nerde ne vardır hepsini yazmak isterdim ama uyumam lazım, saat geç oldu )![]()
GÜZERGAH
ANTALYA–göynük-kemer-faselis-olympos-çıralı-adrasan-mavikent-kumluca-finike-demre(noel baba kilisesi, Myra, kekova batık kent )-kaş-kalkan-kınık-fethiye-köyceğiz-ölüdeniz-muğla-marmaris-bodrum-milas- didim,kuşadası-aydın-izmir-balıkesir-İSTANBUL
Türkiyenin en güzel sahilleri, en güzel bisiklet güzergahı, en güzel ormanları, en güzel kızları, en güzel meyve ve sebzeleri, en güzel akşamları, en güzel soru ve cevapları bu güzergahta bulabilirsiniz. Bu yolculukta bir çok insanla tanışın. Adreslerini, e-maillerini, telefonlarını alın. Soru sormaktan çekinmeyin. Bu yolculuk hayatınızı değiştirebilir. Bir kıza aşık olup onunla evlenebilirsiniz. Tanıştığınız her insan sizin için başka insanlara ve hayatlara açılan pencere gibidir. Gittiğiniz yerler, yediğiniz şeyler, tanıştığınız insanlar, ilginç bulduğunuz iş fikirleri, size farklı gelen her şey hakkında not tutun. Bu notları gezi sonunda bir kitaba dönüştürebilirsiniz. Veya her gün gezdiğiniz yerleri, gözlemlerinizi kişisel blogunuzda paylaşabilirsiniz ama yorucu olur. Not tutmak daha iyi. Yanınıza hafif bir laptop veya harici harddisk alırsanız binlerce fotoğraf çekebilirsiniz. Bisikletle bu geziye çıkmak isteyenler mutlaka en az iki kişi -ideali üç kişidir- olmalıdır ve bisiklet ve ekipmanlarınız uzun yol için uygun olmalıdır. Uzun yolda bisiklet sürmek ayrı bir bilgi ve donanım gerektirir. Bunlarla ilgili bilgileri de bazı site ve forum sayfalarından edinebilirsiniz. Gayet kolaydır aslında. Bu güzergahı beğenmeyenler için ikinci bir alternatif, trenle avrupa seyahati: INTERRAIL. Aldığınız bir İnterrail biletiyle biletinizin süresine göre -en fazla bir ay- türkiyeden yola çıkarak tüm avrupa ülkelerini trenle gezebilirsiniz. Bu konuda yazılmış bir kitap: bir bilet al – gize altın .Bu kitap interraille ilgili tüm sorularınıza merak ettiğiniz her şeye cevap verebilecek bir içerğie sahip -ben okudum ordan biliyorum :) – Yunanistan -italya-almanya-hollanda-fransa-ispanya vb.. yine bu konuda daha önce interraille seyahat etmiş kişilerden bilgi alabilir, onların deneyimlerinden faydalanabilirsiniz.
![]()
NE OKUYALIM
14.kutsal kitap – tanrı
15.tanrılar okulu – stefano danna
16.şimdinin gücü- eckhart tolle
17.farkındalık – osho
18.krishnamurti – doğru meslek üzerine
19.çalışmanın mutluluğu ve sıkıntısı – alain de botton
20. ilhan berk – bütün şiirleri
21.ibrahim tenekeci şiirleri
22.göğü delen adam papalagi
23.bülent akyürek – bütün kitapları
24.paul arden – aklını kullan aksini düşün ve mesele ne kadar iyi olduğun değil, ne kadar iyi olmak istediğin kitapları
25.cafcaf mizah dergisi
26.bundan başka daha ne isterseniz okuyun ama KİŞİSEL GELİŞİM KİTAPLARI OKUMAYIN
NE YAPIN
ezberci olmayın. Sıkılmaktan hala sıkılmadınız mı? Ne olmak-yapmak istediğine karar vermenin tek yolu vardır; gerçekten ne yapmak-olmak istediğine karar vermek. Karar ver. Odaklan. Projelendir. Detaylandır. Zamanla. Hayal kur. İmajinasyonla besle hayallerini. Sık sık. Farkındalık kazan; kendin hayatın biyolojik ve ruhsal durumun hakkında. Süprizler yap. İlginç ol. Ne yapacağın kestirelemesin. İnsanları gülümset, şaşırt. Çocuklara dondurma parası ver. Hatta verme, bir yere bırak onların bulmalarını sağla. Arkadaşlarına kendilerini değerli hissettir. Hep yanında olan insanlara karşı uyuma. Her gün yeni insanlarla birlikte oluyormuşsun gibi kanlı canlı neşeli saygılı ilgili ol. Yenilik, yeni fikirler, girişimcilik, sorunlar ve muhtemel çözümler hakkında düşün. Geleceğe kafa yor. Gerçekten bir şey istiyorsan, karar al – bedel öde. Büyük düşün, cömert ol.
Yazın yaylalara çıkın. Trekking – dağ yürüyüşleri yapın. Kaynak sularından – pınarın başından- su için. Ormanlar gezin. Büyük yüce, güzel dingin sessiz uğultulu ormanlar içinde yürüyün. Büyüklerinizi ve akrabalarınızı ziyaret edin. Gönüllerini alın. Küçüklerinizi sevindirin. Küçük de olsa hediyeler – şeker, sakız, çikolata, bilye, top, oyuncak, kitap, umut – verin. Onlarla birlikte oynayın. Küçükken oynadığınız ama şimdiki çocukların bilmediği oyunları onlara öğeretin. Eğlenin. Sevindirin. Unutmayın tebessüm bile sadakadır.
Farklı şehirlerde oturan arkadaşlarınızı ziyaret edin. Farklı şehirlerde arkadaşları , tanıdıkları olanlar bir şehirden başka şehre geçerken biletlerini onlara aldırırlarsa çok az bir maliyetle güzel bir gezi yapmış olurlar. Sizi misafir edenler ise ev sahibi olmanın misafir ağırlamaın ikram etmenin keyfini ve mutluluğunu yaşarlar böylece. Tabii gitttiğiniz yerlerde fazla kalmadığınız müddetçe :) misafirlik üç gündür ne de olsa.
Tatilde cafe, restaurant, kitapçı, yerel gazete, market, çay bahçesi, dondurmacı gibi yerlerde de part time çalışarak renkli bir yaz geçirmeniz de mümkün. Biraz çalışıp biraz gezmek iyidir. Öğrenci iken Çalışmak para kazanmak dışında daha değerli şeyler de öğretir. Sizi geliştirir. Olumlu yönde Değiştirir.
Yazın ingilizce çalışabilirsiniz. Kur’an öğrenebilirsiniz. Namazda okuduğunuz surelerin çeşitliliğini arttırmak içn yeni ayetler ezberleyebilirsiniz. Umreye gidebilirsiniz. Kay kay binmeyi deneyebilirsiniz. Turlara katılabilirsiniz. Bir ay boş bir eve kapanıp ayın sonunda dünya klasiklerinden 70-80 tane kitap okuyabilirsiniz. Yeni müzik ve yeni filmler keşfedebilirsiniz.
Facebook, msn, telefon ne varsa kapatıp, dis-connect olup dünyaya bir de böyle bakabilirsiniz.
Tarlada çalışabilir, farklı ot yemekleri öğrenebilir, dağda hayvan otlatabilirsiniz.İnternetin altını üstüne getirip girişimcilik, fırsatlar, avrupa birliği programları, erasmus, farabi, stajlar, burslar, yeni üniversite ve bölümler, sertifika programları gibi konularda bir sürü bilgi edinip arkadaşlarınla bunları paylaşabilir, bir sürü insanın hayatını değiştirebilir, ufkunu açabilirsin.
Sen de bir blog açıp yazılar yazabilirsin. Hayata nasıl baktığını, deneyimlerini, güzel haberleri insanlarla paylaşabilirsin. Hadi ama, yapabilirsin!
Yazın yapılabilecek en güzel şeylerden biri de öykü yazmaktır. Hikaye değil. Öykü. Kısa, basit, kışkırtıcı, deli öyküler.. Batar’a duyurulur; Bekliyoruz kaç bahar oldu? :)
Zayıflayın. Fazla kilolarınızdan kurtulun. Hafif olun. Hafif, sade, huzurlu.
Kalbinizi gereksiz şeylerden arındırın. Şirk koşmayın. Manevi check- up yapın.
Dişlerinize özen gösterin. Ağız sağlığına önem verin.
Günahlardan uzak durun. Tutarlı olun. Kişisel bütünlüğe dikkat. Özsaygı..
yaz aylarında kişisel hijyene biraz daha özen özen göstermekte fayda var.
NE YAPMAYIN
tembellik, cahillik, edepsizlik yapmayın. Söz verin ve tutun. Erdemli -edepli olmaya özen gösterin.
Kıskançlık yapmayın. Gurur yapmayın. Sui zan yapmayın. Gıybet etmeyin.Kendiniz, yaşam-ölüm, dün-şimdi-gelecek , hayat ve ilişkiler ve ne istediğiniz hakkında düşünerek güzel, huzurlu, dingin ve keyifli bir tatil geçirmenizi dilerim. dostlara çok selam sevgi..
5 comments Temmuz 7, 2009
COCA-COLA CEO’SU MUHTAR KENT ‘TEN GENÇLERE ÖĞÜTLER
cnn turk’de cem kozlu’nun “başarının izinde” proramında yaklaşık 800.000 çalışanı olan dünya devi coca-cola nın ceo’su muhtar kent’i izledim. amerik’ada doğmuş, babasının görevi -konsolos- dolayısıyla pek çok yer gezmiş renkli – karizmatik bir adam muhtar kent. konuşmasından biz gençler için çıkardığım öğütler şunlar;
>iki yabancı dil öğrenilmeli
>odaklanmaya-uzmanlaşmaya önem verilmeli
>öncelikler listesi oluşturulmalı: ne yapmalı? , ne yapmamalı?
>risk alma cesareti gösterilmeli
>hatalar olabilir; hata yapmıyorsan bir şey yapmıyorsundur.
>optimist olunmalı
>takım oyuncusu olabilecek özelliklere dikkat edilmeli
>yaptığınız işi en iyi şekilde yapmalısınız
>geleceğe kafa yormalı
>arkadaş çevrenize, sosyal ağınıza – network – önem verin, vakit ayırın
>değer üretin
>arasıra şarj olmalı; tatil, hobiler, aile, seyahat,kitap, sohbet..
>yöneticiler için: sahaya inmeli, kararlar yerinde, hızlı olmalı, bürokrasiyi azaltmalı, şirketinizde sadece iş toplantıları yapmayın. başka nedenlerle de çalışanlarınızı, ekibinizi bir arada tutun.
>aile değerlerine önem verilmeli
ben bu son maddeyi şöyle anlıyorum; genç arkadaşlar hayallerindeki yerlere ulaşmak istiyorlarsa kendilerine o hayallere-hedeflere doğru beraber yürüyebilecekleri, değer üretme odaklı düşünen-yaşayan, motivasyonu yüksek, optimist eşler seçmeliler. buraya bir mim koyduk.
muhtar beyin gömleğinin cebinde taşıdığı not defteri benim çok dikkatimi çekti. bildiğimiz defter. ceo da olsan not defteri bel kemiğimiz. genç girişimciler not almaya önem vermeli.
NAKİTE SAYGI DUY!
ekonomik krize de değinen muhtar kent; krizin nedenini “nakite saygı duyulmaması” olarak belirtti. nakite saygı duymak! çok güze bir tınısı var bu cümlenin. çok hoşuma gitti doğrusu. peki bu ne demek? bankaya yatan maaş, elektrik, su, telefon, vs. faturalar otomatik ödemede, alışverişlerde kredi kartı; neredeyse hiç parayla temas yok; ortalıkta uçuşan plastikler.. kent haklı; plastik, sanal bir ekonomi algısı var tüketicide. “nakite saygı” üzerinde durup düşünülmesi gereken bir kavram. ben ekonomi bakanı olsam NAKİTE SAYGI adıyla bir kampanya – hareket başlatırım. tüketim bilinci, öncelikler, ekonomi-insan makasında güzel bir açı yakalamak böyle mümkün olabilir. muhtar beyin kriz ve engelleri büyümek ve değişmek için bir fırsat olarak gördüğünü de söyleyelim. kriz durumunda yapılması gereken nedir sorusuna ise cevabı; önceliklerinizi gözden geçirin, odaklanın, geleceğe kafa yorun.
muhtar kent’e başarılar.
siz de coca-cola için, ışığınızı yansıtın! (ibrahim bu senin içindi. ne olacak bu bizim cola aşkımız :-)
tanrılar okulu’ndan -stefano d’anna- bir alıntıyla bitirelim yazımızı ;”herhangi bir eylem iyi yapıldığında sonsuza dek yapılır, tüm evren bundan haberdardır ve bunu bir daha asla tekrarlaman gerekmez.”
program videosu için tıklayınız
Mustafa İjaz | Antalya – Kaş
-respect to cash-
2 comments Haziran 19, 2009
COŞKULU KAYKAY; IŞILTILI EYLEM
KÖPÜK finallerden sonra hemen kendimi antalyaya attım. yoğun bir iş programı öncesi ailemle birlikte biraz dinleneyim istedim. dün düden şelalesindeydim. debisi yüksek bir şelale burası. suların hızla yüksekten düştüğü yerde bembeyaz köpükler oluşuyor.. bembeyaz bir coşku bu. sesler.. renkler. antalyaya yolunuz düşerse şehir merkezinden yaklaşık 10 km uzaklıktaki bu yere uğramayı unutmayın.
COŞKU
coşku hakkında düşünüyorum. coşku; içten gelen mutluluk. coşku nedir? ne coşku değildir?
egosuz neşe: coşku. coşku farkındalık, sevgi ve şükranla ilgilidir. coşku üzerinde düşünmeye değer çünkü coşku ışıltılı eylemdir. ışıltılı eylem. ışıltılı..
osho coşku hakkında der ki: “Coşku manevidir. O, zevkten ya da mutluluktan farklıdır, tamamıyla farklıdır. Onun dışarıyla, diğeriyle hiçbir ilgisi yoktur; o içsel bir olgudur. Coşku çılgındır. Ve sadece çılgın insanlar bu bedeli ödeyebilir. Sıradan akıllı insan çok kurnazdır, çok hesapçıdır, çok hilekardır. O coşkunun bedelini ödeyemez çünkü onu kontrol edemez. Ancak perişan haldeki bir insanı kontrol edebilirsin. Coşkulu bir insan özgür olacaktır. Coşku özgürlüktür. Coşkulu olduğunda sen bir köleye indirgenemezsin. Tanrı yukarıdaki cennetlerde bir yerlerde değildir. O, şimdi burada; ağaçlarda, taşlarda, senin içinde, benim içimde, her şeyin içinde. Tanrı varoluşun ruhudur, görünmez olan, en içteki özdür.
Ne olacağın hakkında bir fikrin olmadan dünyada yaşa. Bir kazanan mı yoksa kaybeden mi olmanın hiçbir önemi yok. Ölüm her şeyi senden alır. Önemli olan tek şey oyunu nasıl oynadığındır. Hoşuna gitti mi? O zaman her an bir coşku anıdır. “
KAYKAY
bu gün kaleiçinin daracık sokaklarından geçtim. sıcaktan bunalmış, müşteri bekleyen yorgun insan yüzleri.. onları görmek bile beni yordu. oradan hızla geçip karaalioğlu parkına, nam-ı diğer karaoğlan parkına yürüdüm. deniz üzerindeki ışık oyunlarını bir süre keyifle izledikten sonra parkın meydanında paten kayan ve kaykaya binen gençleri izledim.belli ki yeni yeni öğreniyorlar. bilhassa kaykay epey hüner gerektiriyor.gençleri izlerken tespitim şu oldu; tek problemleri; kaykayı kendi ayaklarından – vücutlarından ayrı bir şey olarak hissetmeleri – düşünmeleri. kaykayla bütünleşen, onu bedeninin bir uzvu-parçası gibi gören bir kaç genç ise grubu ve izleyenleri şaşırtan hareketler yapabiliyorlardı. onları toplayıp farkındalık ve kaykay üzerine konuşmak istedim bir an. ama kendi farkındalığım o kadar ağır bastı ki, kendi dışımda bir şeye vakit ayıramayacağımı farkedip vazgeçtim. o meydanda iyi kaykay binen gençler hayatta da iyi bir iletişimci, canlı, renkli, keyifli insanlar olacaktır hiç şüphesiz. avril lavigne – skater boy dinleyin , keyifli bir şarkı.. girişe bayılıyorum :)
karaoğlan parkından çıkıp sahilden migros-a kadar yaklaşık 7-8km hızlı tempo yürüdüm.hareket etmenin verdiği mutlulukla esnedim. rahatladım. migrosta biraz dinlendikten sonra dergi, müzik ve kitap reyonlarında yaklaşık bir saat vakit geçirdim. lise yıllarında sayın hocam Mehmet Özay ın odasında dinlediğimiz Carmina Burana – Carl Orff albümünü görünce dayanamadım, aldım. siz hiç carmina burana dinlediniz mi? ve bir de Edith Piaf albümü eskilerden. çok güzel cuba, hawai, brezilya, ispanya müzikleri var raflarda.. bir başka zamana..
***
eve geldiğimde ablamın güzel sade yemekleri günün ödülü gibiydi. Mücver, yoğurt, bol roka.. süper menü :)
teşekkürler,
ışık, hareket, sevgi.
kısaca coşku. ışıltılı eylem..
1 comment Haziran 16, 2009
KOVULMAYLA GELEN ÖZGÜRLÜK: BUKET ; İYİ GERÇEK

ilim yayma cemiyeti erzurum yurdunda idarecilik yaparken işten kovulduğumda hayatın benim için bu kadar özgürleştirici ve neşeli olabileceğini hiç düşünmemiştim. hayatım boyunca hep “İYİ & GERÇEK” olanın peşinden koştum. çünkü iyilik ve gerçeklik üzerine düşünmeye çobanlık yaparken başladım. altı-yedi yaşlarındayım, hayat o kadar ilginçti ki her gün şaşırmaktan yorgun düşüyor, rüyalar aleminde buluyordum kendimi. torosların en güzel ormanlarının içinde, en güzel su kaynaklarına eğilerek su içtiğim, katran ağaçları altında uyuduğum, sümbül kokan kırlarında dolaştığım, yazın ortasında kar yemek için zirvesine çıktığım toroslar ve çocukluğum. akdeniz. eriğiyle, fındık ve ceviziyle, elmasıyla.. bu çılgın ortamda çılgın bir şekilde sonsuzluk, iyilik ve gerçeklik hakkında durmadan düşünüyordum. koşar gibi.. sonra korkup hızla eve gider ve evdeki tek elektronik eşya olan pilli antika radyoyu son sese açıp trt ankara korosundan türküler dinleyerek oynardım. yirmi altı yaşındayım ve hayatta “İYİ & GERÇEK” olan şeyi işten kovulduktan -5 eylül 2008- sonra kalmaya başladığım kredi yurtlarda buldum. kredi yurtlarda iki kişilik ranzalı yataklı yatıyoruz. benim yatağım alt ranza. alt ranzaya yatınca üst ranzanın altına kara kalemle yazılmış “Buket İyi Gerçek” yazısı dikkat çekiyor. pek çok gece yirmi üç otuz da yurda gelip çantayı köşeye atarak yorgun-mutlu yatağıma uzandığımda ve sabahları yarı-uykulu, huzursuz (odada hemen hemen gece hiç ışık sönmez, bu yüzden doğru dürüst uyumayalı aylar oldu) bir halde gözlerimi bu yazıya dikerek “iyi & gerçek” olanı düşünüyorum. iyi-gerçekle uykuya dalıp, iyi-gerçekle uyanıyorum. bu yazıya bakarak nice hayaller kurdum pek çok gece. şimdi bazıları gerçek olan hayaller. iyi ve gerçek olan şey; hayaller ve düşlerdi.. latinlerin dediği gibi : “Visibilia, ex İnvisibilibus” yani görünenler -gerçekler- , görünmeyenlerden -hayallerden, düşlerden- doğar. Buketi de bir gün bulacağımdan hiç şüphem yok :) iyi ve gerçek olan şey hayallerse – ki öyle- hayallerimiz kadar iyi ve gerçeğiz o zaman. dünyamızın sınırları hayallerimizin sınırlarıyla çiziliyor.özgürlük, para, aşk, kariyer, iş, vefa, dostluk ve kendim ve dünyam hakkında yeni fikirler edindiğim bu süreçte mutluluğu yakaladım. aç ve budala kalmak pahasına da olsa.. “umudunu kaybetme”den, yüreğinde kendini severek ve temiz hayaller kurarak. bu süreçte maddi-manevi yanımda olan, bana katlanan :) dostlara teşekkürler; pek çok kez yemeğini yediğim , hayat ve özgürleşmek üzere derin sohbetler ettiğimiz ibrahim hakkı, olgunluğu için ömer serdar, muhabbeti ve kıyasıya satranç maçları için ömer kalaycı, duaları ve dostluğu için emre sözen, neşesi ve yaşam sevinci için çağrı, kardeşliği için remzi, tebessümü için zeynep rana,kolejden muhterem hocam turhan meşe, londradan burs gönderen mürüvvet abla-muhammet abi, ankaradan gülüm batar :), konyadan keyifli kardeşim ramazan dursun, antalyadan ablalarım öznur ve ilknur, kardeşim fatih, babam ali ve annem hayriye, hocalarım cevdet, mehmet, gökhan, seydi,emre, evlerinde beni ve kitaplarımı bir süre misafir eden fizikçi arkadaşlarım serhat, emrah, mehmet, muhammet, ufuk, ali harun, kredi yurtlardan fethullah abi, ne zaman sesini duysam mutlu olduğum güzel insan değerli ağabeyim alpaslan durmuş, satranç takımından arkadaşlarım, aziz kardeşim sefa dündar, dergahtan ihvanlar.. teşekkürler.. balık ve salata için karadeniz balıkçlığa , hakan abiye, kış günlerinin şifası zencefil ve bal için ipekyolu baharaçılıktan murat abiye, mantı için beyzade mantıya, pide için dicleliye, lahmacun ve ciğer için can urfaya, pizza için pizza pizzaya, çay ve fırın sütlaç tatlısı için kılıçoğluna, internet için dax cafe, aziziye çay bahçesi ve üniversite kütüphanesine, dergi için havuzbaşı büfeye, meksika usulü soya soslu bonfile ve espresso için coffe box-a, vakit namazları için lalapaşaya, cuma namazları için ulu camiye, cafe de sinemaya, yakut plazaya, vehip atalaya, havaya, “hayat” suya, jonhson s baby floral kolonyaya, satranç için öğretmenevi müdavimlerine- faruk abi, imdat abi- blog için wordpress e teşekkürler. iyilik ve gerçeklik için tanrıya, hayallerimin kahramanı efendime teşekkürler. bu arada “iyi ve gerçek ikilemesini ileride kuracağım şirketin sloganı yaptım şimdiden.
I J Λ Z ’s B U Z Z ™
Youth Mentoring Agency | İyi. Gerçek.

tek gerçek düşlerdir. buna inanmaya hazırsanız , tanrılar okuluna kayıt yaptırabilirsiniz :)
sağlık ve sevgiyle selamlar..
2 comments Haziran 10, 2009







