Posts filed under '1'

YES, WE CAN!

yes u can smoking

1 comment Eylül 9, 2009

ORUÇ YAZILARI : SAMANYOLUNDA ZİYAFET

samanyolunda-ziyafet1Mütefekkir-şair Sezai Karakoç’un bir ömür boyunca daha çok ramazanlarda yazdığı oruç hakkındaki  yazıları“Samanyolunda Ziyafet” adıyla kitaplaştı.Kitabın alt başlığı: “Oruç Yazıları”

Kitapta yer alan yazıların başlıkları bizlere çok şey söylemektedir: Betonları Kıran Oruç, Samanyolunda Ziyafet, Oruç ve Çocuk , Orucun 24 Saati, Orucun Ömrü, Aktüalite, Altın Gece, Bayram, Konuk, Sürekli Mucizeler, Her Yıl Bir Mucize Gibi Gelen, Oruç da Acıkır,  Diriliş Saati, Silahımız, Yankı, Bir İftar ve Ötesi, Kadir Gecesi, Yolcu, Bayram, Oruç ve Diriliş, Orucun Ruhu, Ruhun Silahları, Ruhun Şöleni, İnsan ve Oruç, Görünen Aya Selâm, Hicretten Miraca, Oruç Dünyasında, Gök Armağanı Oruç, Orucu Benzerlerinden Fark Ettiren, Çocukluğumuzun Ramazanları, Çağrı, Oruç Ülkesi, Kara Bayramı Aka Çevirmek, Ramazanın Aynasında Hayat.

Ramazan gelince özge bir zaman başlar. Ruhun ön planda olduğu bir zamandır bu. İnsan iyiliklere, güzelliklere doğru bir yürüyüştedir. Kirden, karanlıktan uzak günler… Kurtuluş günleri, arınma günleri: “Bir ev nasıl yılda bir defa temizlenir, örümcek ağlarından kurtarılır, kiremitleri aktarılır, sıvanır, yıkanır, onarılır ve badana edilir; yani yeni yapılmış hale getirilirse, bir ruh da yılda bir kere böyle bir genel temizlik ve revizyon ister. Bir şehrin temizlenmesi, onarılması, yeniden yapılması, sıva, boya ve badanalarının tazelenmesi ile müslüman bir şehrin oruç boyunca ruhî canlılık ve hareketi , yükselme ilerlemesi birbirini çok andırır. Oruç , demek ki bir noktadan bakılınca, ruhun ve vücudun dezenfekte edilmesi oluyor.”( Betonları Kıran Oruç )


Hayatın monotonluğu, sıradanlığı yeni zaman ile, ramazan ile değişir.Başka bir kapı açılır adeta.Bu kapıda umut, sevinç, gül aydınlığı…Hayatın bunaltan, usandıran tekrarları kaybolur. Yeniden başlamanın vaktidir:  “İşte oruç, külü deşer, betonları kırar, eskiyen dünyayı tazeler, alışkanlıkları elâstikîleştirir, donmalarını önler, içgüdüleri pırıl pırıl yapar, insanı melankoliye düşmekten, yani eşyayla ilgiyi kesmekten, korur, kâinatı yeniden yaşanmağa değer bir yer haline getirir, insanı yeni doğmuşçasına yaşamaya hevesli, iştahalı bir yeni insan yapar.” ( Betonları Kıran Oruç )

Değişim başlamıştır. Zaman, başka bir zamandır: “Hayvandan meleğe doğru yolculuk; içteki karanlıkların eriyişi, yerini metafizik ışıkların alması Oruçla…Gerçek gün doğuşu, gerçek kuşluk, gerçek öğle, gerçek ikindi, gerçek akşam ve gün batışı, gerçek gece ve yatsı Oruçla. Gerçek zaman Oruçladır.” ( Samanyolunda Ziyafet )

Müslüman her yıl, bir ay bir ruh şölenine çağrılır. Yeniden varoluş: Yücelten, sağaltan…“Oruç insanın katıldığı, her yıl bir ay katıldığı bir ruh şölenidir.Üstün insanların davetlisi olduğu bir tabiatüstü ziyafet, bir gök sofrasıdır.” ( Samanyolunda Ziyafet )

Çocuğun dünyasında orucun yeri bambaşkadır. Evvela Ramazanı bekler. Çevresindeki konuşmalar ona kutlu bir misafirin geleceğini haber vermektedir. Ramazan bütün görkemi ile gelir. Evde bir değim başlamıştır. Çocuk bu değişime katılmaya çalışır. Sahura kalkar. Büyükleri “uyu” dese de o, dinlemez sahurda uyanır. İftar vaktini sabırla bekler. Kulağı ezan sesinde…Çocuk ve oruç arasında bir iyilik ırmağı akar: “Oruç ve namazladır ki, kutsal bir dünyaya girer çocuk.Sözle değil; bizzat o dünyanın içinde yaşar Mutlak Gerçeği.” ( Oruç ve Çocuk )

Ne güzel konuktur o !..  Evimizi, ruhumuzu aydınlatır, bizlere dirilişin imkanlarını sunar. Hoş geldin !.. “Her yıl bir ay için oruç mimarı bize konuk gelir. Gelir gelmez de kollarını sıvar ve işe koyulur.Bir kahve içimlik bile beklemez, dinlenmez. Kutsallığın işçisidir o. İlkin vücut evini şöyle bir yoklar. Bir sarsar insanı. Öyle sarsar ki bacalarda ne kadar birikmiş kurum varsa dökülür. Tabiat etkisiyle gevşemiş ve kopmaya yüz tutmuş sıvalar düşer. Yerinden oynamış kiremitler kayar. Organlar arasında, kasların eklem yerlerinde, hareketsizliğin ve ölümün sembolü olarak gerilmiş kaç örümcek ağı varsa yırtılır. Vücut konağı , böylece konuğun, büyük konuğun gelmiş olduğunu bilmiş olur. Sonra Oruç onarmaya başlar” ( Konuk )

İnsanın bitmez sanılan koşuşturması var. Gün içinde bir telaş…Ve arada yaşanan aldanışlar, kayıplar…Zira oyun ve oyalanma çeker insanı. İşte bu gidişe son vermenin, tefekkürün zamanıdır. Nereye gidiyoruz, bu çaba niçin, neredeyiz ? soruları nefsimize sürekli sorulmalı. Bir çağrıdır oruç. Bağlanmanın, yakınlığın yeniden değerlendirildiği, noksanların tamamlandığı zaman: “Oruç, bu ümmete bağışlanmış; sağı ölüden, diriyi cansızdan ayıran, fark ettiren kutlu bir nimet ve emanettir.

( Her Yıl Bir Mucize Gibi Gelen )

Kur’ân sesi, namaz, merhamet…Bütün bunların neticesi olarak iyiliği çoğaltmak, kötülüklere engel olmanın gereği bir kez daha hatırlanır. Orucun müslümandan istedikleri vardır: “Evet, oruç da susar, oruç da acıkır.Orucun susadığı ve âb-ı hayat gibi kanamadığı su, Kur’ân sesi, acıktığı namaz, örtündüğü merhamet, kuşandığı, giyindiği, Allah adının yükseltilmesi yani cihadtır.” ( Oruç da Acıkır )

Bekleyenler için gün doğmuştur artık. Rahmet, mağfiret günleri… “Uzun süren bir kuraklıktan sonra, dudakları çatlamış toprağından ötürü ellerini göğe kaldırmış çiftçi için birden boşanan yağmur neyse, biz müslümanlar için gelen bu oruç da odur.” ( Silâhımız )

İslâm insanı olmak… “Kur’ân, namaz ve oruçta dirilen bir İslâm insanı olmak: İşte çağımız müslümanının tek varoluş şartı.” ( Silâhımız )

Karanlıklardan çıkış için kurtuluş için ramazan…“Ölüme doğru koştuğu bu son çağlarda  İslâm toplumu tam ölmemişse  ve hâlâ yaşıyorsa; bunu, gelip gelip dirilten ramazanlara borçludur geniş ölçüde. Ve bir gün tam dirilecekse, bu da yine bir ramazanda başlayacaktır, ramazanlarla başlayacaktır. ( Oruç ve Diriliş )

Oruç günlerinde yaşadığımız her ân daha bir anlamlıdır, daha bir kıymetlidir. Taşlar yerine oturmuştur. İnsan bir dinginlik içindedir. Geçmişini hatırlar, bugünü değerlendirir,  gelecek günlerin daha iyi olmasını umut eder. Gündelik alışkanlıklar terk edilmiştir. Özge bir oluş ile gün başlar. Yücelten anlamın ışığında vakit daha bir kıymet kazanır. Zaman ve eşya gerçek anlamına kavuşur. İnsan bu değişikliği gün içinde derinden duyar:  “Oruç, eşyayı ve evreni de bize yaklaştırmış değil midir? Onu daha derinden algılamakta, kavramakta değil midir? Oruç ayında gündüz daha gündüz, gece daha gece değil midir? Güneş daha güneş, su daha su, toprak daha toprak, ay daha ay, yıldız daha yıldız, zaman daha zaman, mekân daha mekân, vücut daha vücut değil midir? Ve nihayet ruh, daha ruh değil midir? (Orucun Ruhu )

Şiirden: “ Ey oruç, diriltici rüzgâr, İslâm baharı” ( İnsan ve Oruç )

Şimdi başlayan bir muhasebedir: “Oruç, bir ruh analizi oluyor inanmış insan için. Geçmişini düşünüyor insan, yanlışlıklarını daha bir net görüyor. Eğrilmişse yolu, düzeltmek istiyor onu. Yay haline gelen “Doğru Çizgi” düzeltiliyor içimizde. ( Oruç Dünyasında )

Kaybettiğini hatırla !..  “Kendi kendinden uzaklaşan insanın kendine dönüşüdür oruç ayı” ( Gök Armağanı Oruç )

Bir göç var, kutlu bir sefer…“Ramazan dünya içinde ahirete bir aylığına Müslümanların toptan hicreti gibidir.” ( Orucu Benzerlerinden Fark Ettiren )

Artık beden geriye çekilir; ruh ön plandadır: “Ruh, oruç ülkesinde büyümenin sırrını keşfeder.”

( Oruç Ülkesi )

Bizim için diriliş günleri, sevinç günleri, tövbe günleri…Bir yapının yükselişi gibidir: “Ramazan, biz Müslümanların kimlik hamurumuza bir güneş ışığı gibi sızmıştır. Kişiliğimizi mayalamıştır o. Kişiliğimiz onunla; o, kişiliğimizle yoğrulmuştur.İnsan ruhuna tabiatüstü pencereler açan odur.”

( Ramazan Aynasında Hayat )

Sezai Karakoç’un oruç yazılarını topladığı bu kitapta oruçtaki derin anlamlar ifade edilir. Dergi ve gazetelerde yayımlanan yazılar bir araya getirilmiş. Oruç konusunu işleyen ilk yazısı “Betonları Kıran Oruç”, 1962 yılında “Yeni İstiklâl”de yayımlanmış. Kitapta yer alan son yazı özellikle bu kitap için hazırlanmış.Yazı için düşülen tarih: Ekim 2004. Bir kitap bütünlüğüne kavuşan oruç yazılarında umudu, irfanı, uyanışı, iyiliği okudum. “Samanyolunda Ziyafet” e davetlisiniz dostlar !..

* “Samanyolunda Ziyafet” – Sezai Karakoç

Diriliş Yayınları

1 comment Ağustos 19, 2009

UNIVERSIADE 2011 DE NASIL GÖREV ALIRSINIZ?

universiadeUniversiade 2011 Kış Olimpiyatlarına az kaldı. Erzurumu yoğun günler bekliyor. Yapılması gereken bir sürü iş var. Olimpiyatların organizasyon kısmına Atatürk Üniversitesi de Gönüllü Olmak isteyen öğrencileriyle katkıda bulunuyor. Temel seviyede İngilizcesi olan -ingilizcesi olmayan ama gönüllü olmak isteyenler için üniversite bünyesinde kurslar açılacaktır- , 2011 yılında hala öğrenimine Erzurum’da devam edecek öğrenci arkadaşlarımızı  dünyanın bir çok ülkesinden binlerce kişinin katılacağı bu organizasyonda gönüllü olmaya davet ediyoruz. Gönüllü olarak network-ünüzü geliştirirsiniz, yeni insanlar tanırsınız, eğlenirsiniz, yaşadığınız şehri ve insanlarını daha yakından tanıma imkanı bulursunuz, girişimcilik konusunda deneyimler edinebilirsiniz. Üstelik bu etkinliğiniz CV nizde de şık duracaktır. Erzurumda hep sosyal etkinlik sıkıntısı çeken üniversite öğrencileri haydi gönüllü olmaya! Gönüllü olurken yeteneklerinize ve ilgi alanlarınıza göre başvuruda bulunabiliyorsunuz. Seçenekler şöyle , gönüllülük formu doldurmak için şuradan buyrun.

 

UNIVERSIADE NEDİR?

Universiade – Üniversite Oyunları


universiade2011Universiade kelimesi üniversite öğrencilerinin olimpiyatları anlamına gelen Üniversite (University) ve Olimpiyat (Olympiad) kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır.Universiade, birçok spor dalını bir araya getiren bir kültür ve spor festivali olması nedeniyle dünyanın en önemli spor etkinliklerinden birisidir. Her iki yılda bir farklı kentte düzenlenen bu oyunlar Yaz ve Kış Oyunları olmak üzere ikiye ayrılır.Yaz Oyunları’nda müsabakalar; on zorunlu dal ile ev sahibi kentin seçeceği en fazla üç isteğe bağlı spor dalında yapılmaktadır. Zorunlu dallar; Atletizm, Basketbol, Eskrim, Futbol, Jimnastik, Yüzme, Atlama, Sutopu, Tenis ve Voleyboldur.Kış Oyunları’nda ise altı zorunlu ve ev sahibi ülkenin seçeceği bir veya iki isteğe bağlı spor dalında müsabakalar gerçekleştirilmektedir. Zorunlu dallar; Alp Disiplini, Kuzey Disiplini, Buz Hokeyi, Hız Pateni, Biatlon, Artistik Paten.

1 comment Nisan 30, 2009

GELECEĞE KAFA YOR

dream-management

Dünya sizin onu ne olarak kabul ettiğinizdir. Ona farklı bakın hayatınız değişsin.


**

gelmiş geçmiş en iyi tavsiye :


ŞAŞIRT BENİ’

Alexey Brodovitch / Harper’s Bazaar Sanat Yönetmeni


bu sözcükler aklınızda olduğu sürece ne yaparsanız yapın başarılı olacaktır.


**

reddedilmekten korkma!


**

CV


CV önemlidir. Ama daha da önemlisi sizsiniz. Siz çalışmadan CV çalışmaz. Bir çok yerde insan kaynakları CV çöplüğüne dönmüştür. Atıl, çalışmayan CV lerden binlercesi var. hepsi aynı tarzda yazılmış klişe içerikler. Önce siz değer yaratırsınız, sonra CV niz çalışmaya başlar. CV inde yazabileceğin en iyi yerlerde çalış. En iyi, en sıradışı, en işe yarar deneyimler edin.

 

**

iyi notlara, AGNOya, diplomaya önem verme.

Hayal kasların ne durumda? Onları çalıştırıyor musun?

İyi bir gözlem ve analiz gücün var mı?

İngilizcen ne durumda?

Bilgisayar bilgin ne kadar?

Web tasarımıyla hiç ilgilendin mi?

Yeniliğe ve değişime açık mısın?

Fırsatları görüyor musun?

Fırsatları arayan bir içsel gözün var mı?

Yoksa küçük hesapların mı adamısın?

Dünyada neler olup bitiyor, merak edip ilgileniyor musun?

Nerede, kimlerle, ne kadara çalışmak istiyorsun?


Nerede yaşamak istersin?

Geleceğin kalbi nerede atıyor?

Hiç bunları düşündün mü?


Düşünmediysen iyi notlara, AGNOya ve diplomaya önem ver zira elinden başka bir şey gelmez. Senden iyi memur olur. Memurlara da ihtiyacı var dünyanın.(!)


**


üniversiteye gitmek, “bu hayatta ne yapmak istediğimi bilmiyorum, o yüzden üniversiteye gidiyorum” anlamına gelir. Hayatta ne yapmak istediğini biliyorsan okulu bırak işe gir.


Ne yapmak istediğini bilmiyor ve üniversiteye gidiyorsan bu yıllarını diploma almak içi değil “ hayatta ne yapmak istediğine karar vermek için” değerlendir. Mümkün olduğunca çooook insanla tanış. (networking) asla yalnız yeme! İletişime açık ol. Her fırsatı değerlendir. Geleceğe kafa yor! Bir yerlerde bir şeyler oluyor ve ilgileniyorsan ORADA OL! Konferans, seminer, parti, tanıtım, organizasyon, yarışma, eğlence vs.. üniversiteyi ciddiye alma! Hayallerini ciddiye al! Ne olduğunu boşver, ne olacağına odaklan! Çevrende sınırsız negatif enerjili insanlar olacak onlara takılma. Onlardan uzak dur. Ciddiye alma. Hedeflerine ve heyecanlarına odaklan!


**

kendi işini kur. Kendi hayallerinin peşinden git! Yoksa bir gün kendini başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için çalışırken ve emekli olacağın günü beklerken bulacaksın.


**


kovuldun mu? Dert etme. Ben kovuldum. Dert etmedim. Kendime kısa sürede yeni bir hayat kurdum. Yeni bir çevre, yeni insanlar, yeni, yeni, yeni.. Apple CEO su Steve JOBsun dediği gibi: “hayat bazen kafanıza tuğlayla vurur!” sorun değil. Bunu bir fırsat olarak görün. Değişim fırsatı. Zaten aynı işte uzun süre çalışmak iyi değildir. Değişim! Değişim! Değişim!

**

işe nereden başlayacaksın? Bir ilham kaynağın olmalı değil mi.. çok basit, söyleyeyim: parayı düşün. Gerisi kendiliğinden gelecektir.


**

iş hayatında çalmak(!) iyidir. Sana ilham verecek, seni creative yapacak her şeyi çal! : ) filmleri, müzikleri, kitapları, şiirleri, fotoğrafları, konuşmaları, rüyaları, ağaçları, tabelaları, bulutları, ışığı,.. orjinal ol! Orjinallik öldü. Üstad Jen Luc Godard der ki “ önemli olan bier şeyleri nereden aldığın değil, nereye götürdüğündür” ( bunu paul arden’den çaldım )


**

fikir avcısı ol! Gezerken, çay içerken, alışveriş yaparken, her yerde fikir avcısı ol! Yaşadığın dünyayı ve çevrende olup bitenleri kritize et ve fikir üret. Çok fikir üret. Bunları yaz. İyi olanların üstüne git. Gerçekleştir. Önce yap sonra açıkla! Önce yap sonra düzeltirsin! Bir fikri hayata geçirmek için bütün şartların oluşmasını bekleme. Bir yerden başla. İyi fikir nedir? Gerçekleşendir.

Bu kadar. Çok basit. Oscar Wilde der ki: “ çoğu insan birbirinin aynıdır. Onların düşünceleri, başkalarının fikirleridir. Onların hayatları taklit, tutkuları alıntıdır.” senin fikrin ne? Fikir avcısı ol!


**


Hayat başkalarını taklit etmek için çok kısadır.

Kendin ol! Numara yapma. Get real! Orjinal ol!


**


bir iş yaparken başkalarını ne kadar etkilediğin üzerinde düşünme. Yaptığın işten ne kadar etkilendiğin, heyecan duyduğunla ilgilen. Samimi ol!



**

duruşa dikkat!


nasıl durursan başkaları da seni öyle yargılar.


Creative ol!


**



başarılı olmak istiyorsan, Dinle!


İnsanları dinle. Gerçekten dinle. Dinliyormuş gibi yapma.

Dinlemek çok kapı açar. Bir iş görüşmesinde “kendimi anlatacağım” diye kendini yıpratma. Zeka gösterisine girme. İyi bir dinleyici olman daha faydalıdır.


**


başarısızlıklarına bahane bulma! Kendine karşı dürüst ol! Kendini amansız eleştir ama kendini sev, hatalarına karşı toleranslı ol. Kendini yenile!


**

NEYİ YANLIŞ YAPTIM?


bir iş yaptığında başkalarına gösterirken ‘nasıl olmuş?’ diye sorarsan muhtemelen seni üzmemek için iyi, eline sağlık, güzel olmuş diyeceklerdir. Bir daha ki sefere ‘neyi yanlış yaptığını’ sor, sana gerçek düşüncelerini söyleyeceklerdir.


**

girişimci ol. Kendi işini kur. Mantıklı olmaya çalışma. İşe yarar olmaya çalış. Bir çok insan mantıklıdır. Mantıklı ölçüde iyidir! Bırak bu safsatayı, DELİFİŞEK ol! Büyük düşün! Pervasız düşün! Risk al! Silkele kendini! Hayal ceplerini yokla! Dök ortaya! Yola çık! Sabahın ilk ışıklarıyla yola çıkmanın keyfini bir çok kez yaşa!


**


hayal et!


Kim olacaksın?

Geleceğe kafa yor ya da şimdiden kafana vur!


**

Şimdi dünyanın tanıdığı bir ünlü çocukken kendisine hedef olarak şunu seçmişti: ‘persil kadar ünlü olmak istiyorum’ bildiğimiz persilmatik çamaşır detarjanı. Senin hedefin ne?


**

aykırı olmak için aykırı düşünmelisin!

AYKIRI DÜŞÜN O ZAMAN!


Mustafa IJAZ

ijaz buzz’s ceo, youth mentor

google adsense

3 comments Nisan 7, 2009


kutsal bilgi kaynağı

Son Yazılar

Popüler Yazılar

Arşiv

Kategoriler

stats

ziyaretçi haritası

Etiketler

antalya Arche Aydınlanma baudrillard Beden bilinç blog Cern değer üretmek Eckhart Tolle edebiyat entrepreneurship Erzurum eğitim felsefe Futbol gençlik girişimcilik God Higgs inavasyon inovation iş dünyası kitap Kumpas Masaru Emoto medya Mevlana Mustafa İjaz Nurettin Özdoğan Particle Physics Philosophy Psikoloji ramazan satranç Sezai Karakoç sinema Sonsuzluk Tasarım teknoloji The Secret yaz okulu çay üniversite şiir

laf atanlar

gezturkiye on GENÇLER İÇİN YAZ REHBERİ
para kazan on GENÇLER İÇİN YAZ REHBERİ
malikaya on YES, WE CAN!
adem on ORUÇ YAZILARI : SAMANYOLUNDA…
hp on CHESS MASTER’ın DRAMATİK…

 

Kasım 2009
M T W T F S S
« Oct    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30