EN GÜZEL’SİN
Ağustos 29, 2009
en güzel fotoğrafım bir yorgunluk. halinde çekildi. *
hafif kızlar gördüm sinemalarda
ve avril lavigne şarkıları
dur önce bunu anlatayım
geçip giden o yaz akşamlarına benziyorlardı
kış boyu “yaz gelsin bak nasıl denize gireceğim,
sigarayı bırakıp, meyveler toplayacağım sana” hayalleri gibi
yaz akşamlarına benziyordun
dut ağacı altında oturmuşuz
karşımızda kendi sessizliğinde
bir bahçe soluyup duruyor gecede
öğrenci evlerinde gecenin nasıl ayakta
nikotin bulutları arasında, şiirler ve şarkılarla
ve nasıl yirmili yaşlarımda az bulunan fanzin dergilerinde
nikotin-cell hikayeler yazdığımı anlatıyordum sana.
üstelik çay içerken ne güzel dinliyordun, ellerin bardak üstünde
kelimelerimi biriktirir gibi içinde
en güzel fotoğrafın bir yorgunluk halinde. çekildi.
hafif kızlar gördüm diyordum sinemalarda
o entarisi bulut gibi kızlar
bedenleri tinsel ve şeffaf olan cennet kızları
görmek de bir yere kadar.
görüvermek, derdi belki de borges görebilseydi
an be an yeniden görülmeyle kendini var eden hafifliğe
iki farklı dilde insan ve günah anlamına geliyordu SİN
neden sonra dönüp bana “sensin” dedi o
iki farklı dilde aynı şarkı
yırtık günler geçiriyorum safadan merveye doğru
aradığım sen değilsin, yine de bir çay içelim şurada
ve deve üstünde gelen tütünlerden bir sigara
“hikayen yoksa, sen de yoksun” diyordu afiş
otuzuma gelmeden yazıp vermeliydim şu hikayeyi
og mandino tarzı bir yalınlıkla
ve ince çizgilerden bir sazlık resminde bir kuş
her an uçup gidebilirmiş gibi duruyor
“sensin” o.
do not touch, do not kill
or if u wanna kiss
hold it just as a bird fly
“benim” o.
benimsin güzelim, nazımsın tanrıya
bir sabah tazeliğinde sözlerinle dur orada, şimdi!
-Şimdi mi? Burada mı?
Evet şimdi. Evet orada. Dur öyle,
çekiyoruum , çeeekktim.
Bu ne güzel gülüş böyle..
harikulade oldu. Çok güzel oldu.
* by ihk
Mustafa İjaz
İstanbul, Ağustos 2009
Entry Filed under: şiir. .
Trackback this post | Subscribe to the comments via RSS Feed